Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

IŞID

Son günlerde yazılı ve görsel basında Mamak, Altındağ ve Keçiören başta olmak üzere Ankara’nın değişik ilçelerinden ortalama 50 kişinin IŞİD’in saflarına katılmak üzere Suriye’ye gittikleri haberleri yer almakta. Bu nedenle, IŞİD konusunu gündeme getirmenin yararlı olacağı kanaatindeyim.

***

IŞİD; Suudi Arabistan, İsrail, İngiltere, Amerika ve diğer ilgili devletler tarafından dolaylı yollardan da olsa finanse edilen ve aynı devletler tarafından da terörist ilân edilen, “Peygamber Efendimiz’in nübüvvet mührü” olarak kabul edilen “ALLAH, RESÛL, MUHAMMED” kelimelerini kendine bayrak kabul eden, “İslâmcı” söylemi ile ortaya çıkan; lâkin faaliyetleri ile İslâmî olmaktan uzak terörist bir gruptur. Bu grup, hızla devletleşme yolundadır. Bağımsızlık ve devletleşme sembollerinden “para” ya da sahip olmak üzeredir.

KOBANİ ve civarında PKK, PYD ve türevlerine yönelik kazandığı başarılar, ülkemizdeki pek çok insanı mutlu etmesine rağmen; IŞİD’in terör örgütü olduğu, mezhep çatışmasını daha çok ayrıştırarak MUSEVİ-HIRİSTİYAN İTTİFAKI’na yarar sağladığı gerçeğinin bilinmesi önemlidir. Ayrıca, meşhur ifadeyle “Cambaza bak, cambaza” algı operatörleri tarafından Kobeni’de yaşatılmak istenmektedir.

KOBANİ aracılığı ile ülkemize son aylarda 200 bin üstünde Kürt mülteci girmiştir. Kobani’den daha önemli görülmesi gereken HALEP ise gözlerden saklanmak istenmektedir. Halep’in IŞİD’in eline geçmesiyle, Türkiye’ye 1,5 - 2 milyon Suriyeli mültecinin geleceği hesaplanmaktadır. Bu durumda, ülkemizde ortalama 4 milyon Suriyeli mültecinin bulunması demektir ki, bu ülkemizin toplumsal, iktisadî ve siyasî çehresi açısından büyük bir olumsuzluk anlamındadır.

Son yıllarda her mülteci akınında hükümet yetkililerinin “ENSAR / MUHACİR” kavramlarını özellikle gündemde tutmak istemesini, mantıklı ve ülkemiz adına yararlı bulduğumu söyleyemem. Bu kavramlarla, Türkiye / Suriyeli Mülteciler arasında duygusal bağlar kurulmak istenmek­tedir. Yeni mülteci akını karşısında Türk milleti beyinsel olarak hazırlanmaktadır. ENSAR / MUHACİR benzetmesi; toplumsal, iktisadî ve siyasî gerçekler açısından doğru bir benzetme olamaz. Tabir caizse, Türk hükûmet yetkilileri, ya sayı saymasını bilmiyor ya da yönetim becerisine sahip değiller.  22 Eylül 2014 rakamlarına göre resmî olarak ülkemizde bulunan Suriyeli sayısı 1 milyon 600 bindir. Gayri resmî rakamlara göre ülkemizde bulunan Suriyelilerin 2,5 milyon olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla, yeni göçler, onarılması imkânsız zararlar anlamındadır. Ülkemiz yöneticilerinin bu vahim tabloyu iyi okumaları ve önlemleri de ülkemiz yararına iyi almaları dileğimizdir.

IŞİD, Nasıl Bir Örgüttür? Kuruluşu, Gelişimi Ve Finans Kaynakları Nedir?

v  IŞİD’in temeli, Ürdünlü Selefi’lerden Ebu Musab ZERKAVÎ tarafından kurulan “Cema'at ül-Tevhid vel-Cihad” örgütüdür. Örgüt, yerli ve yabancı İslâmcılardan oluşuyordu.

v  ZERKAVÎ, Sovyet Afgan Savaşı’nda Afganlıların yanında savaştı. Savaştan sonra bir ara Ürdün’e dönse de Afganistan’ın Herat şehri yakınlarında militan yetiştirmek amacıyla eğitim kampı kurdu.

v  1999’da ikiz gökdelenlerin yıkılması, 2002’de Ürdün’de ABD’li diplomatın öldürülmesi gibi olayları kurduğu örgüt üstlendi.

v  ABD'nin Afganistan'ı işgaliyle ZERKĀVÎ, Irak'a gitti. Irak'ın kuzeydoğusundaki İslamcı Kürt grubu Ansar ül-İslâm ile güçlü bir münasebet kurdu.

v  Mayıs 2004'te ZERKAVÎ’nin örgütü Cema'at ül-Tevhid vel-Cihad bir başka fanatik İslâmcı militan grup olan Salafih ül-Mucahidih ile birleşti.

Cema'at ül-Tevhid vel-Cihad örgütünün amacı; Irak'taki koalisyon güçlerinin geri çekilmesini sağlamak, Irak hükumetini düşürmek, işgal kuvvetleriyle birlikte çalışanları öldürmek, Şia nüfusunun askerî gücünü kırmak ve tamamen şeriat kanunlarıyla yönetilen bir İslâm devleti kurmaktı Bu örgüt, daha çok intihar bombası eylemleriyle tanındı.

v  Örgütün önderlerinden Filistinli imam Ebu Enes EL-ŞÂMÎ, yöntemlerinin Kur'an ve sünnet kaynaklı olduğunu yine bu kaynaklardan verdiği örneklerle açıkladı. Yüce Allah’ın Enfâl Suresi 12. âyet’te belirtilen "O anda Rabbin meleklere şu vahyi veriyordu: Ben sizinle beraberim. Haydi, imanı sağlamlaştırın! Kâfirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, vurun onların parmaklarına!”  vahyine ve Peygamber Efendimiz’in "Her kim Allah yolunda bir Gayrimüslimi öldürürse, Allah ona Cehennem'i yasak eder." hadisine dayanak göstererek ve kendi menfaatlerine göre adapte ederek katliamlarını gerçekleştirdiler. Günümüzdeki IŞİD’de bu temel düşünceden hareket ederek terör meydana getirmektedir.

v  Örgüt, 17 Ekim 2004'te EL KAİDE'ye bağlılığını ilan etti. Irak'ın dışından gelen yabancı savaşçılar, örgüt ağının genişlemesinde büyük rol oynadı.

Cema'at ül-Tevhid vel-Cihad, sonraki ünlü adıyla IŞİD, 2004 / 2010 arasında Irak Hükümeti ve diğer karşıt örgütlerle girdiği çatışmalarda 6 bine yakın insan öldü.

Ebu Musab ZERKAVÎ, 2006 yılında öldürüldü. Yerine, Ebu Ayyub EL-MASRÎ getirildi.

v  19 Nisan 2007'de örgüt, bölgesel İslâmî yönetim kurduğunu açıkladı. Ebu Ömer EL-BAĞDÂDÎ liderliğe getirildi.

v  Nisan 2013’te, ES NUSRA CEPHESİ ile  IRAK İSLAM DEVLETİ‘nin birleştiğini (EL NUSRA CEPHESİ lideri Ebu Muhammad EL-JAWLÂNÎ’nin muhalifliğine rağmen) Ebu Bekr EL-BAĞDÂDÎ, ses kaydıyla bütün dünyaya duyurdu. Böylece, IRAK ŞAM İSLÂM DEVLETİ (IŞİD) Örgütü kurulmuş oldu.

IŞİD, İslâm şeriatına uygun devlet kurma amacını güden ve amacını katliamlarla gerçekleştirmeye çalışan bir örgüt; EL NUSRA CEPHESİ ise yabancı militanlara daha çok sahip olmasına mukabil, Suriyeliler tarafından daha sempati ile karşılanan bir örgüttür.

v  Temmuz 2013'te Özgür Suriye Ordusu komutanlarından Ebu Bassir EL-CEBLÂVÎ, IŞİD tarafından Lazkiye'de öldürülmesinden sonra, ÖZGÜR SURİYE ORDUSU başta olmak üzere Suriye yönetim karşıtlarının büyük bir bölümü tarafından IŞİD ve mensupları düşman olarak görüldü.

v  Özellikle 11 Mayıs 2013’deki Reyhanlı katliamını üslenmesiyle IŞİD ile Türk Hükûmeti arasındaki -Hükümetçe kabul edilmese bile- var olan münasebetler zarar gördü.(30 Eylül 2013'te İnternet siteleri aracılığı ile Reyhanlı katliamını üstlendi.)

2013’te Mısır’daki askerî darbeye karşı ilk destek, IŞİD'den geldi.

v  IŞİD, özellikle 2013’ten sonra Suriye’nin kuzey bölgesinde güçlendi. Hâkim olduğu şehir ve kasabalarda kanunlara karşı gelme, düşmanla işbirliği yapma, zina ve hatta sigara içme gibi suçlardan dolayı binlerce insana işkence etti, hapiste tuttu veya öldürdü.

v  17 Mart 2014'te YPG ile çarpışarak Halep'in Sarin kasabasını ele geçirdi. Bölgede bulunan Süleyman Şah Türbesi ve civarı Türk toprağı olduğu için, IŞİD bölgenin Türk askerleri tarafından boşaltılmasını istedi ve 3 gün süre verdi.

v  20 Mart 2014'te Niğde'nin Ulukışla ilçesinde IŞİD mensubu oldukları belirlenen kişilerce iki askerimiz ve bir polisimiz şehit edildi. Saldırganlar yakalandı.

v  10 Haziran 2014'te IŞİD, Musul’da hâkimiyetini kurdu.

v  11 Haziran 2014'te IŞİD, Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nu ele geçirdi. Başkonsolos ile birlikte 49 kişiyi esir aldı. Türk Hükûmeti, konunun gelişimiyle ilgili basın sansürü uyguladı.

v  11 Haziran 2014'te Musul Merkez Bankası’ndaki 420 bin dolara ve altına el koydu.

v  7 Ağustos 2014'te Barack OBAMA, IŞİD'e yönelik hava saldırısı emrini verdi.

v  20 Eylül 2014'de, IŞİD elindeki 49 Türk vatandaşı Türkiye’ye verildi. Türk Hükûmet yetkilileri,  MİT ve yerel aşiretlerin de katıldığı bir operasyonla esirlerin kurtarıldığını ifade etti.

v  IŞİD, 5 Kasım 2014’de Ebu Bekir EL BAĞDADÎ’nin hava saldırısında öldüğünü duyursa da ölüp / ölmediği konusu hâlâ tartışmalıdır.

v  El Bağdadi’den boşalan IŞİD liderliğine Saddam CEMAL getirildi. Saddam CEMAL, geçmişte uyuşturucu ticaretiyle uğraştı. IŞİD önceki yıllarda, Saddam CEMAL’in evini havaya uçurdu ve iki kardeşini öldürdü. Bu nedenle bir müddet ortadan kayboldu. Kasım 2013’te tekrar ortaya çıktı ve IŞİD’e katıldı. IŞİD’e karşı ayaklanan Şaitat aşiretinden 700 kişiyi öldürdü. Bir anne ile babanın gözleri önünde çocuklarının başını kesti. Bu ve benzeri özellikleriyle IŞİD’in liderliğine getirildi.

v  IŞİD’in 2 milyar dolarlık finansal gücü olduğu çeşitli kaynaklarca söylenmektedir. Bu para gücünün büyük çoğunluğu Musul Merkez Bankası'ndan çalınan paralar ve altınlardır. Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere Körfez ülkelerinden yüksek miktarlarda toplanan bağışlar da önemli para gücünü oluşturmaktadır

v  Suriye ve Irak’a gönderilen uluslararası yardımların bazılarının da IŞİD kontrolü altında olduğu zaman zaman rapor edilmektedir. Bunlara ilâve olarak Doğu Suriye’deki petrol kaynakları da IŞİD’in önemli para gelirleri arasında gösterilmektedir.

v  IŞİD’in elinde bulunan silâh, araç ve gereçleri de gözden uzak tutulmamalıdır. Sahip olduğu silâhlar arasında; taşıma ve saldırı helikopterleri, uçaksavar füze sistemleri, havan topları, ağır makineli tüfekler bulunmaktadır.

v  IŞİD,  bu yılın Temmuz ayında Musul Üniversitesi'ne ait nükleer malzemeleri de ele geçirdi. Yalnız, bu malzemeleri kullanabilecek uzman heyetin, IŞİD’in elinde olmadığı basın aracılığı ile kamuoyuna duyuruldu.

***

IŞİD’li Suriye ortamı böyleyken; ABD, 2001 yılından itibaren Müslüman Kardeşler Örgütü, Kürt Gruplar ve diğer yönetim karşıtlarıyla ilişkiye geçmiştir ve bunları Suriye’de etkin kılma çalışmalarını hâlen yürütmektedir. Lâkin, Türk Hükûmeti’nin bu konuda güçlü ve baskın bir politika ortaya koymaması, özellikle Suriye Türkmenlerinin ihmal edildiği bir politikanın takip edilmesi, en büyük eksiklik olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda Suriye’deki yönetim karşıtlarıyla güçlü iletişimler kurulabilir, çok daha millî bir politika izlenebilirdi. Türk Hükûmeti, maalesef bu konuda yüksek bir sorumluluk bilincinde olamamıştır. Muhtemeldir ki, mevcut Cumhurbaşkanı ve Başbakan konuyla ilgili olarak danışmanları tarafından yanlış bilgilendirilmektedir, diye düşünmekteyim.

Suriye’nin geleceğinde, Türk – Arap ilişkilerinin daha çok güçlenmesinde, Suriye Türkmenlerinin önemli bir yerinin olduğu politika üreten siyasetçiler tarafından mutlaka dikkate alınmalı ve değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, Suriye’de 4 milyona yakın Türkmen bulunmaktadır. Lâkin, bunların önemli bir bölümünün günümüzde Türkçe konuşmadığı konusunda bilgilere ulaşmaktayız. Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki Türkmenler de, uzun yıllar sahipsiz kalmıştır. Türk Hükümeti’nin, Kürt, Yezidî, Dürzi ve Araplara daha olumlu yaklaştığı ve daha büyük sorumluluk bilincinde olduğu tarafsız gözlemcilerce ifade edilmektedir. Türk Hükümeti’nin Suriye’deki Türkmenlerle yakından ilgilenmediği, Suriye Türkmen temsilcileri tarafından zaman zaman dile getirilmektedir. 

Ortak tarihe sahip bu coğrafyanın insanlarını, mezhepsel ve etnik farklılıklara bölmeden, tümünü mutlu edecek formüller aranmadığı ve uygulanmadığı sürece, Irak’ta, Filistin’de, Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de sorunlar bitmeyecektir. MUSEVİ-HIRİSTİYAN İTTİFAKI tarafından “YENİ DÜNYA DÜZENİ” veya “BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ” adları altında, Ortadoğu coğrafyasına, fotoğrafta görüldü gibi yeniden biçim verilmektedir. Buna müsaade edilip edilmeyeceği, yakın gelecekte belli olacaktır. Dileğim, bölgede ve tüm dünyada yaşanan sorunların milletimizin ve tüm insanlığın yararına çözülebilmesidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar