Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

İnsan Olmaya Geldik

İlk ağlayışımızla dünyaya selam verişimiz bebekçe değil mi ?

Muhtaç, sevgi bekleyen, masum, karnının doyurulmasını bekleyen, uyku saati uyumayı istediğinizden evdekilerin size saygı gösterişi hep sevgi yüzündendi. Tüm kapıları açan sevgi ve tatlı dil değil mi ?

Büyüdükçe insan değişiyor. Sevgi ve saygıyı kendinden uzaklaştırdıkça bencilleşiyor, umulmadık tavır ve davranış içine girebiliyor. Oysa her biri aynı şekilde geliyor dünyaya ve birer melek. Sonrası nasıl bir varlığını kötülüklere adayabiliyor.

Aile, ilk doğal ortamlı okulumuzdur. Toplumun yapı taşı olan aile , çocuğuna itimam göstermeyi biliyor veya bilmiyor. Netice de annelik ve babalık ilk kez yapıldığı için bocalamalar başlıyor. Bir okul olmalı Azizim.

Anne ve baba olma okulu. Eğitim her şeyin ,her işin başı.Çocuğun da bir yetişkin gibi davranmak gerektiğini, tavır ve davranışları karşısında neler yapılacağını bilmek gerek. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile sağlam olmalı ki toplumun aynasıdır neticede. Sevgisizlik ilgisizlik insanı bozmaya ve farklı yol keşfetmeye itebiliyor.

Bebeğin üç-üç buçuk yaşında temel karekterin % 80 ‘i oluşuyor. Temel diyoruz, binanın temelleri gibi, diğer katları temeller taşıyacak. Öyleyse inşaattan kum çalmak, demir eksiltmek sağlıksız olacağından , daha sağlam ne yapılabilir derdinde olmak lazım. Toplumun aynası, geleceğin vatandaşı, kimbilir hangi meslekte kendini ifade edecek. Ama bugün elinden gelen gayreti gösteren aile semeresini de sürecektir.

Kaç aile biliyor son istatiksel verilere göre üç, üç buçuklu yaşlarda genel karekterin oluştuğunu? Kaç aile biliyor yedi yaşında artık karekter oturduğunu ve bundan sonra üzerine ne koyarsan bilgi,beceri,uygulama  karekter olarak duvar örmek olacak, olduğunu. Duvarınızı da gönye kullanıp, doğru ve sağlam tuğlalarla örmeye gayret edin Azizim, çünkü ileride yaşlanacaksınız, o genç olacak.Sana saygı ve sevgi beslemezse, vatanı sevip, saygı duymazsa hangi mesleği yaparsa yapsın içindeki eksikliği farklı yerlerde doldurmaya çalışıyor demektir. Herkes insan olmaya çalışıyor, bunun için okuyor, yazıyor, çiziyor. Öyleyse işi baştan sıkı tutmak, sonrasında yapılan çalışmayı gözlemlemek kalıyor. Alkışlamak ve beğeni sunmak, en önemlisi sevgiyi ve saygıyı hak etmek kalıyor.

***

Küçük çocuk hergün okuldan geldiğinde farklı kalemler getiriyor ve kullanıyordu , evde ve okula tekrar götürmüyordu. Başka gün yumurta getirdi eve birkaç adet.Annesi pişirdi ve çocuğa ikram etti. Çocuk büyüdükçe getirdikleri de büyüyordu. Annesi getirilen büyük eşyaları kullanıyor ve çocuğuna bu konuda herhangi bir şey demeden destekler tavırlar içindeydi.

Çocuk yetişkindi artık.Fakat birgün yakalandı. Cezası idamdı. Son dileğini sordular .Annemi görmek isterim dedi.

Annesini getirdiler, kadın oğluna sarılıyor, çocuk :

-Annem dilini uzat bir öpeyim, diyor. Kadın dilini uzatıyor.Çocuk dilini öyle hırsla ısırıyor ki kadının dilini koparıyor.Zor güç bela ayırıyorlar.Neden böyle bir şey yaptığını soruyorlar.

-O bana hiçbir zaman nereden buldun, nereden getiriyorsun diye sormadı.Eğer sorsaydı, bugün ben burada olmazdım diyor.

***

Anne- babalık staj görmeden eğitim almadan İNSAN yetiştirme çabası.

Bu konuda tecrübesi olmayan, kulaktan dolma bilgilerle uygulama yapan anne baba adayları … Sonuç ortada.

Bu kutsal görevi, sosyal görevi, toplumsallaşmayı kolaylaştıran, insan ilişkilerini düzenleyen , dünyamızın daha yaşanılır olması için gerekli gayretin sarfedildiği ,insan olma çabası hepimizin amacı.

Hepimiz dünyaya gelirken hamdık, pişmeye geldik.

Bilmiyorduk, öğrenmeye geldik.

Yaşamın bir ödül olduğunu ve milyonda bir şansa sahip olduğumuz bu hayatı hakkıyla yaşamak için gönderildik.

Cenneti cehenneme çevirmeye gerek var mı ?

Varlığımızın Yaradan’dan geldiğini bile bile asi olmaya, kötü olmaya hakkımız var mı ?

Tarihi belli olmayan bir vakitte bir selam bile veremeden, belki de helalleşemeden çekip gideceğiz dünya dediğimiz bu mekandan.

Hayırlı ömürler ömrümüze nasip olsun.

Kalın sağlıcakla.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar