Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

İÇİMİZDEN BİRİ

İnsan çalışma odaklı olunca başarıda kaçınılmaz oluyor. Başarılı bir portre, bir öğretmen üstelik tarih öğretmeni olarak yola çıkıp Kültür ve Turizm müdürlüklerinde görev alan, çalışkan ve çevresinde olanları da çalışmaya heveslendiren bir yazar aynı zamanda. Ulusal Tv ve yerel TV’lerde görev yapan ve her çalıştığı ortamda arkasında hep sevilmiş biri olarak anılan kardeş şehrimiz Trabzon’lu yazarımız Bahaettin Kabahasanoğlu.”Bu Toprağın Müzikali” Aksüt” “Fujivara” Dün Çok Kötü Bir Şey Oldu” “Thecla”ve “Ormanya” kitapları  başarılarına yeni başarılar ekleyerek  yaşayarak yaşlanmadan yaşayan yazarımız  mini bir röportajla bakın neler anlattı.

img-20210705-wa0027.jpg

Bahaettin bey bize öncelikle kendinizden bahsedip, edebiyata olan ilginizi sağlayan ne oldu ? Sizi ne teşvik etti?

-Trabzon’un Yomra ilçesinin Çınarlı köyünde  1959 yılında dünyaya geldim. Her şey ilkokulu bitirdiğim yıl,annemin getirdiği bir sepet kitapla başladı…Babaannemin masalları, dedemin seferberlik hikayeleri çok işime yaradı. Görev yaptığım Beşikdüzü Kız Öğretmen Lisesi ve Atatürk Lisesinde tiyatroyla yakından ilgilendim. Öğretmenlik ve idarecilik hayatımda da bu ilgim artarak devam etti. Görev yaptığım şehirlerin masallarını ,efsanelerini edebiyata kazandırmaya çalıştım.

İki kitabınız okuyucuyla buluştu. ”Naz Makamı” ve “Seni sevdiğimi Kimseye Söylemedim” Kitapların içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

-Trabzon yerel gazetesi Güne bakış ‘ta köşe yazarlığı yapıyorum ve “Naz Makamı” bu yazılarımdan oluşan yazılarımdan oluşuyor. İnsanın kendisini sevgiliye, en büyük sevgiliye yakın hissettiği makam. ”Seni Sevdiğimi Kimseye Söylemedim”ise İstanbul’la Anzer arasında yaşanan büyülü bir aşk hikayesi.Her zaman roman mekanını görme şansınız olmaz.Anzer’e gittim.Roman kahramanınızın mekanındasınız,ona biçtiğiniz hayata son dokunuşları yapıyorsunuz.Bu, çok çok heyecan verici.

İki kitabı aynı anda çıkarmanızı bir sebebe bağlamalı mıyız? Nasıl gelişti?

-Tamamen bir rastlantı. Hem gazete hem de romanda tarih ve mitolojiye yakalanmış gibi hissediyorum kendimi. Mutlaka oralardan bir yerlerden geçiyorum.

Kitap okuma alışkanlığı ülkemiz genelinde ne yazık ki istenen iç açıcı durumda değiliz. Bu zamanda kitap çıkarmak büyük cesaret. Ülkemizdeki bu eksiklikle ilgili neler söylemek istersiniz?

-Bu konuda istatistikler ortada. Keşke kitap ve kâğıtta KDV olmasa. Kitaplar pahalı görüşüne de katılmıyorum. Her ay bir kitap okusa 15-20 lira ayırsa… Bir ara “okur sayısı ile yazar sayısı eşit ülke” diye düşünmeye başlamıştım. Fakat son yıllarda kitap fuarlarındaki izdihama bizzat tanık olunca herkes gibi ümidim arttı.

img-20210705-wa0034.jpg

Birçok kitap çıkardınız sizi en çok etkileyen çalışmanız hangisi oldu?

-Bu soruya cevap vermek çok zor. Klasik bir cevap gibi olacak ama çocuklarınız arasında bir ayrım yapmanız mümkün değil. Raflarda yerini almışsa, okurla buluşmuşsa bir kimliğe bürünmüştür ve ötekileştirme,incitme,puanını kesme hakkınız yoktur.Fakat bazı eserlere daha çok emek verir yazarlar,dirsek çürütür, kafa patlatırlar.”Bu Toprağın Çocukları müzikalini  İstanbul AKM’de izlerken çok gurur duyduğumu ifade etmeliyim.

Radyo TV programları yaptınız, dergiler çıkardınız. Haftalık yazılar, roman ve tiyatro eserleri yazıyorsunuz. Tüm bunlara nasıl zaman buluyorsunuz?

-Her zaman zaman vardır diye düşünürüm. Sen yeter ki yazmak iste. Aslında yazılacak çizilecek o kadar şey var ki. Ne işle meşgul olusanız olun,yazmanın keyifinin yeri bambaşka.Oyunları izlerken,imza günlerindeokurla buluşurken bunu hissediyorsunuz.Bir gün siz olmayacaksınız ama yazdıklarınız sizden dah uzun soluklu olacak. Sanatla uğraşanları,ölümsüzlüğün peşinde koşanlar şeklinde görüyorum.

Şırnak’ta çektiğiniz bir fotoğraf,fotoğraftan bir şiir ve Haydi Kızlar Okula Kampanyası’nın klibi…Kısaca anlatır mısınız ?

-Bir okul bahçesinde çekmiştim o fotoğrafı. Çocuklar, okul çağındaydı ama okula gitmiyorlardı. O kadar güzel bir fotoğraftı ki… Baktıkça aklıma geldi ve “Elimden Tutun Beni de Okutun” şiiri doğdu. Haydi Kızlar Okula Kampanyası için klip hazırlığı yapıyorduk.İstanbul Bakırköy’ deki ilköğretim öğrencileri arasında Feyzanur Küçük çıktı.Şiiri çok güzel okudu.Klibini de Diyarbakır’da çektik.

Kitap yazmak isteyenlere tavsiyeniz ne olur ?

-İnsan yaşadığı sürece dolduruyor kendini.Farkında olrak ya da olmayarak biriktiriyor.Kimi harflerle ,kimi notalarla anlatıyor meramını…Hayal kurmak ve düşünmekle başlıyor süreç,ne yazacağınıza ,ne yapacağınıza karar vermekle devam ediyor.Çocuklara ve gençlere okumalarını, kütüphaneleri ve müzeleri gezmelerini öneriyorum.Kalemle kağıda yakın olsunlar.Konuşmaktan çok dinlesinler.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

-Yazmak sofra hazırlamak gibidir.Ve siz sadece bugün için yazmıyorsunuz.Yüzlerce ,binlerce yıl sonra da okunma ihtimalidir, size güç veren.Bütün mesele, yüreğimizin sesini dinlemek ve gücümüzün farkına varmak.Başlamazsan bitiremezsin, buna inanmak.

Teşekkür ederim Bahaettin bey.

-Ben teşekkür ederim.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar