Höyükler Geçmişte Kalan Sessiz Kentleridir

Elbistan Ovasının tarihi ve iskân tarihi bakımından önemi üzerinde daima durulmuştur. M.Ö. 4000 itibaren iskân edilmiş olduğunu gösteren Hüyüklerin(Höyük) sayısı az değildir. Bu Hüyükler herhangi bir yapıdan çok belli başlı sitelerin yıkıntıları üzerinde öbeklendiğini gösterir. Ovanın içinde dağılmış bulunan Hüyüklerden her biri bir çay bükündedir. Büklerin üç tarafı su ile çevrili olduğu için toprağı rutubetli ve çayırlı olur ve buraları av hayvanlarına olduğu kadar diğer hayvanlara da önemli yataklardır.

Zamanla medeniyetler ilerledikçe bu büklerde birer site(şehir) kuruldu. Başta Hitit(Eti)’ler olmak üzere Asurlular, Frikyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar ve daha sonraki dönemlerde Türk devletlerine (Selçuklar, Danişmentliler, Memluklar, Dulkadırlılar ve Osmanlılara) zamanın en parlak medeniyetlerine ev sahipliği yapmışlardır. Onun içindir ki bu hüyükler muhteşem tarihi değerleri bünyelerinde saklamaktadır. 

KARAHÖYÜK RAPORUNA göre medeniyetin izleri M.Ö. 4000 ilk günlerinden başlayarak yerleşildiğini ortaya koymaktadır ve bu höyükler, aynı zamanda Elbistan Tarihinin birer sessiz şahitleridir. Buralarda yapılacak bilimsel kazılar, Elbistan yerleşme tarihini büyük ölçüde aydınlatacaktır. Not: (Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Elbistanlı Mahir Ünal’ın talimatıyla Karahöyük başta olmak üzere Elbistan şehir merkezinde kazılara başlanılmıştır)

Elbistan Ovasında ki höyükleri (hüyükler) öğrenelim: Höyükler, her tarafı kapalı muayyen bölgeleri mahdut geçitle bağlı, savunması kolay, verimli, esaslı medeniyet çevresini temsil eden ve ayrıca da doğal yönden mahfuz yerlerde kurulan bağımsız ve yarı bağımsız Etilerin merkezi, şehri ve kasabalarıdır. Aynı zamanda birer uygarlık merkezleridir.

Eski kasaba ve şehir harabeleri olan bu höyükler üst üste yığılmış uygarlıkların zengin birer hazinesidir. En üst kattan zemine doğru yapılan kazılarda Selçuk, Bizans, Roma, Helenistik Devir, Frikya, Lidya, Kommengen (Kumagen), Asur, Hitit(Eti), eserleriyle karşı karşıya gelinir ki, Ovanın böyle bir zenginliğe sahip olması önemini bir kat daha artırmaktadır.

Eski Elbistan Ovasında ( bugün o arazi Afşin, Ekinözü, Nurhak ve Göksun’un büyük kısmınından oluşmakta)  son araştırmalara göre bilinen  22 adet civarında höyük tespit edilmiş olup, bunlar şu isimlerle  günümüze gelmiştir. Özellikle Hititler ile Kumagenlerin devrine ait olan 1-Karaelbistan (yani eski Elbistan), 2-İzkaftil (İğde) 3-Kara-Öyük (Karahüyük), 4-Çavlı-Han (Çoğulhan), 5-Tel-Afşin-Tıl-Afşin (höyüklü), 6-Til (Akbayır), 7-Yarbus (Afşin), 8-Hunu (Arıtaş), 9-Lorşun (Altunelma), 10-Tantaris (Tanır), 11-Evzaniye (Ozanöyük-Doğan), 12-Tedevin Höyük  (Arıstıl-Bakraç), 13-Karagöz Vezir Höyüğü, 14-Kaşanlı, 15-Malap (Bakış), 16-Sevdilli, Kabaağaç 17-Emirli Karadağ, 18- Atlas Höyüğü 19-Deveboynu Höyüğü, 20-Kuşkayası Höyüğü, 21-Celeği(Ekinöz) Höyüğü 22- Marabuz (Dağlıca) Höyüğü v.s. höyükleri gibi büyük harabeler başta gelmek üzere, birçok küçük höyük ihtiva eden Elbistan Ovasının eski çağda birçok şehir ve kasaba ile süslenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Fakat eski çağda bu bölgenin en meşhur ve en büyük şehri, bugün Afşin adı ile teşkil edilen ilçenin merkezi olan Efsus 'un bulunduğu mevkide enkazı bulunan Arabisus şehri idi. Diğer höyüklerin üzerinde de bir takım köycükve kasabacıklar bulunmaktadır. Bu höyüklerin her biri bir çay bükündedir. Kara- Elbistan, Ceyhan ırmağının, Kara-Öyük ile Lorşun höyüğü Hurman çay'ın yaptığı büyük yayların merkezindedir. Bizde bu yaylara, yani çay büküntülerine (Bük) derler. Büklerin üç başı su ile çevrili olduğu için toprağı nemlidir ve verimlidir. Buralara ilk gelenler büklere yerleşmişlerdir. Bükün karaya bağlı tarafını da kanalla keserek bükü ada haline getirmişlerdir. Seyyar köprülerde kurarak, kendilerini savunacak bir yurt haline getirmişlerdir. Sonunda bu büklerin etrafında surlar içine kaleler getirmişlerdir. Bu günkü Elbistan da Küçük Ceyhan  (şehrin merkezinden geçen Küçük Ceyhan maalesef 1986 yılında kapatılmıştır) denilen Çayın sonradan açılmasıyla bir ada haline gelmiştir. Karahöyük ve Lorşun'daki kanallar büyük bir çalışmanın ürünüdür. Tanır Kasabasındaki su tesisleri ve havuzlar suya verilen önemin en güzel bir örneğidir.

Sonuç; Höyükler eski medeniyetlerin tarihi izleridir.

           

 

Önceki ve Sonraki Yazılar