Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

Hayat ve Ölüm

Zaman zaman düşünüyorum...

"Hayat" nedir? Hayattan beklentimiz nelerdir?

Her insan için herhalde farklıdır ve yüzlerce saat, binlerce sayfa dolusu düşünce yansıyabilir...

Makam hırsı, zenginlik içgüdüsü, güzel giyinme ve güzel yemek yeme zevki, ünlü olma sevdası, lüks araba sahibi olma, gezme, methedilme, sevilme, sevme...

Bir de, insanca yaşama ve rıza-yı şerife uygun gayret gösterme...

***

Bir tarafta nefis, benlik duygusu, şehvet ve kibrin ağırlıkta olduğu Şeytanî tutkular; diğer tarafta ise, sözü hatırlama, imtihandan geçtiğini unutmama, öze dönüş ve teslimiyetin ağırlıkta olduğu Rahmanî tutkular...

Her ikisi de O'ndan... En Büyük İnsan'ı âlemlere rahmet olarak gönderen ve tanınmayı, bilinmeyi, derunî saygı ve sevgiyi arzulayan O'ndan... Çünkü, sadece O, bâki... Hüvel Bâki...

"Ölüm" en çok korkulan, belki de bu nedenle en az hatırlanmak istenen bir durum olsa gerek. Düşünebiliyor muyuz, ölüm olmasaydı hayat olur muydu? Düzen, istikrar, yaşama zevki, gelecek tutkusu veya korkusu olur muydu?

Evet, "Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde" diye seslenen Yahya Kemal, bunları mı düşünmüş olsa gerek. 
"Ölüm güzel şey,budur perde ardından haber... Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?... Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun ! Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!" 
Necip Fazıl ise, yukarıdaki dizelerde hangi duygular içinde böyle mutluluk vermektedir, düşünebiliyor muyuz?
Güzelliklerle bezenmiş bir hayat ve sekerat vaktinde sahip olunan ihlaslı bir imana sahip olunduğunda; ölüm, bir müjdedir her can için... Ya Hakk, bize de nasip et. 

Seçmek ve "furkan" özelliğine sahip kul olarak yolundan gitmek... Nasip olur mu, bilmiyoruz. İrade buyrulur ise inşallah olur. Çünkü, "Ol" demesiyle her şey mümkündür. "Ol" demesine sebep oluşturmak da bizlerin cüzî iradesinde...

***

Her taraf kokuşmuş da olsa; yalancılık, rantiyecilik, dolandırıcılık, hainlik, münafıklık çepeçevre etrafımızı kuşatmış da bulunsa; aile içi dramlar, tecavüzler, uyuşturucu kullanımları, zulümler, zalimler çoğalarak beynimizi ve yüreğimizi işgâl de etse umudumuzu kesmedik, kesmeyeceğiz. Hem burada hem de bekâ âleminde O'nun lütuf ve mağfiretine sığınıyoruz.

Düşlüyor ve dua ediyoruz...

Rabbimiz; geleceğimizi, geçmişimizden daha hayırlı ve daha mübarek kılsın...

Kalubelâ'da verdiğimiz sözümüzü hatırlatmayı ve gereğini lâyıkıyla yapmayı bizlere nasip etsin. Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hatalarımızı ve günahlarımızı affetsin.

100 yıl da yaşasak sonun ölüm olduğunu, her daim hafızalarımızda canlı tutmayı; ailemize, milletimize, ümmetimize ve insanlığa ihlasla hizmet etmemizi nasip etsin.

Gerisi, gerçekten lâf-ı güzaf...

***

Cumhurbaşkanı da, bakan da, vekil de, profesör de, holding başkanı da, genel müdür de, paşa da, baş ağa da, patron da olsak, sonu olan bir dünyadayız ve ölümlüyüz.

Hiç olmazsa, % 10'umuz bunu bir idrak etsek, hiçbir sorun kalmayacak, kanaatindeyim. Ülkemiz için, ülkeler için, insanlık için...

Aksi takdirde, ayak takımının oluşturduğu sığ politikalar, döviz ve borsaya yönelik kilitlenmeler, terörizm ve savaş korkusu, beşerî zafiyetler artarak devam edecek; insanlık, kaosun içinden kendini kurtaramayacak; belki, son pişmanlık da, nasip olmayacaktır...

"Tüh" dememek için, uyanmak ve uyandırmak zamanıdır. Birey, toplum ve insanlık düzeyinde...

Bilmem, anlatabildim mi?

Selâm ve saygılarımla...

Önceki ve Sonraki Yazılar