Haddini bilmeme ve cahil cesareti

Bu güzel ülkemizde hangi şehirde yaşıyor olursak olalım insanlar bir siyasi tartışmanın içine girdiklerinde; - “Ben Milletvekili olsam” “Ben Belediye Başkanı olsam!” diye söze başlamakta önüne gelene de iftira etmekten utanmamaktadırlar.

İşte bu davranış biçimi ile ilgili bir bilimsel araştırma yapılır. Araştırma ile ilgili aşağıda yazılanları okurken kendi kendimizi kontrol etme ve aynaya bakabilme cesareti gösteriyorsak işte o zaman siz bu haddini bilmez insanlar topluluğu içinde değilsinizdir.

Bir gazeteci olarak mümkün olduğunca siyasi tartışmaların içine girmemeye özen göstermeye başladım.

Şu son yıllarda eline fotoğraf makinası alanın, sosyal medya hesabı açarak bunu ahlaksızca kullanan insan tiplerinin sayılarının artması insanlık adına kalite düşüklüğüne sebebiyet verdiğini üzülerek görüyorum.

Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan ama sürekli iftira atan kendini dev aynasında gören cüce fikirlerden ve insanlardan uzak durmanızı öğütleyerek aşağıdaki araştırmayı okumanızı öneriyorum.

**

DUNNİNG-KRUGER SENDROMU

 

iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış şöyle ki;

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:

· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.

· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!

Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."

N'olur fazla mütevazi olmayın!...

"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...

Bence Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin Ig Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".

Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:

“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

Kaynak: ephiass/sosyomat.com

**

Ben şahsen hayatımda başarı diyebileceğim bir şey var ise bunu korkularımın üzerine cesaretle yürümeye borçluyumdur.

Yaş kemale ermeye başladıktan sonra da en iyi bildiğim şey; haddimi bilmeye gayret etmemdir.

Ne yazık ki, biz kenara çekilip böyle durmaya gayret edince de ortalığı hadsizler kaplamakta bizlerde aynı kategoriye dahil edilmeye çalışıyor olmamızdır.

Aslında tam gaz işimizi yapmaya odaklanarak iş hayatında da ikinci baharı yaşamaya gayret etmemiz doğru olan değil mi?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar