1. YAZARLAR

  2. Ali AVGIN

  3. GÖNÜL DÜNYAMIZI AYDINLATAN MÜMTAZ ŞAHSİYETLER -13-
Ali AVGIN

Ali AVGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

GÖNÜL DÜNYAMIZI AYDINLATAN MÜMTAZ ŞAHSİYETLER -13-

Gönül ve ruh dünyamızı aydınlatan büyüklerimizi unutmamak adına O zatların, miladi ya da hicri vefat yıldönümleri geldiğinde, hayatlarına dair kısa bilgileri derleyerek her Cumartesi bu köşede yazmaktayım. Bu hafta ki gönül dünyamızı aydınlatan mümtaz şahsiyetlerden bazıları:

resim-1-yahya-kemal-beyatli.jpgYAHYA KEMAL BEYATLI

Türk şair, yazar, siyasetçi, diplomat. Asıl ismi Ahmed Agâh. Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey'in oğlu. 2 Aralık 1884’te Üsküp’te Dünyaya geldi. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden.  Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprülük görevi üstlenmiştir. Kullandığı dil, hisli cümleleri, İstanbul aşkı ve hayattayken hiç kitap yayımlamaması dikkat çeken özelliklerinden. 1892'de Üsküp İdadisi'ne girdi. Bir yandan da İshak Bey Camii Medresesi'nde Arapça ve Farsça dersleri aldı.  1904'te Siyasal Bigiler Yüksek Okuluna girdi. 1913'te Darüşşafaka'da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı. Medresetü'l-Vaizin'de uygarlık tarihi dersi verdi. Daha sonra Yozgat, Tekirdağ, 1943-1946'da da İstanbul milletvekili oldu. Halkevleri Sanat Danışmanlığı yaptı. 1949'da Pakistan Büyükelçisi iken emekli oldu. Ölümünden sonra yayınlanan eserleri iki bölüm halinde değerlendirildi; "Kendi Gök Kubbemiz" ve "Eski Şiirin Rüzgarıyla." Bu iki eser Yahya Kemal'in baş yapıtlarıdır. "Eski Şiirin Rüzgarıyla"daki şiirlerden "Açık Deniz", "Itrî",Erenköyü'nde Bahar", "Nazar", "Ses", "Çin Kâsesi", "Deniz Türküsü" şiirleri çok özeldir. Ömrünün son yıllarını İstanbul'da Park Otel'de geçirdi. Tutulduğu müzmin barsak kanamasının tedavisi için 1957'de Paris'e gitti. Bir yıl sonra Cerrahpaşa Hastanesi'nde aynı hastalık nedeniyle 2 Kasım 1958 öldü. Rahmetle anıyoruz.

 

necdet-yasar.jpgTANBURİ NECDET YAŞAR

1930'da Gaziantep'in Nizip ilçesinde dünyaya geldi. Öğrencilik yıllarında tanburuyla Nevzat Atlığ yönetimindeki üniversite korosunda iken, bir radyo konserindeki taksimini çok beğenen Mesud Cemil'in takdiriyle İstanbul Radyosu'na girmiş, tam 27 yıl bu kurumda görev yapmıştı. Necdet Yaşar, Tanburi Cemil Bey geleneğinden gelen, Mesut Cemil tedrisinden geçen, meşk ettiği hocalarından devraldığı musiki sanatının ruhunu ve inceliklerini, kendinden sonra gelen talebelerine kuvvetli bir iz olarak aktaran, köprü adamlardan biriydi. Sazlarını yenebilmiş sanatçılarımızdandı. Necdet Yaşar Bey, klasik Türk müziğinin bir efsanesi olarak, Tanburumuzu dünyaya tanıtmış ve sazımızı dinletmiş bir büyük sanatkârdı. Yahya Kemal Beyatlı, bir ara kendisini dinlediği ve Tanburi Cemil'i hatırlayarak kendisine 'Küçük Cemilim' dediği biliniyor. 1988'de sanat yönetmenliğini de üstlendiği Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu'nu kurdu. 1991'de ise Kültür Bakanlığı tarafından kendisine "Devlet Sanatçısı" unvanı verildi. Sanatkârlığının yanı sıra; nezaketi, ahlakı ve tavrı ile tabiri caiz ise tam bir İstanbul Efendisiydi. 24 Ekim 2017 de 87 yaşında  hayata veda ettiğinde, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, vefatını şu şekilde duyuruyordu "Müziğimizin büyük üstadlarından Necdet Yaşar (1930-2017), ebediyete yürüdü. Allah rahmet eylesin. Mevla eserlerini baki kılsın.” Rahmetle anıyoruz.

resim-3-cemil-bey-tanburi.jpgMESUT CEMİL

1902’de İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mesut Ekrem’dir. Mûsikiye on yaşlarında iken babası Tanbûrî Cemil Bey’in aldığı kemençe ve solfej dersleriyle başladı. 1915’te Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde okurken Daniel Fitzinger’den Batı müziği eğitiminin yanı sıra keman dersleri aldı. Bu arada Yenikapı ve Galata mevlevîhânelerine devam ederek pek çok mûsikişinasla tanıştı ve onlardan faydalandı. Bunlar arasında Mehmet Emin Dede, Rauf Yektâ Bey, Zekâizâde Hâfız Ahmet (Irsoy) ve neyzen Hilmi Dede en önemlileridir. Mehmet Suphi’den (Ezgi) klasik tambur öğrendi. Dârülfünun Hukuk Fakültesi’nin ikinci sınıfında iken Hüseyin Sadettin (Arel) tarafından Berlin’e gönderildi. Berlin Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü Ses Arşivi’nde asistanlık yaptı. 1950’de Türkiye radyoları müdürü oldu, 1955’te Cevdet Çağla ile birlikte gittiği Bağdat Güzel Sanatlar Akademesi’nde mûsiki bölümü başkanlığını üstlendi ve Türk mûsikisi dersleri verdi. Mesut Cemil, Türk ve Batı mûsikisindeki geniş bilgisi, mûsiki hocalığı, koro yöneticiliği, saz icracılığı, idareciliği ve program yapımcılığı, dili kullanmadaki ustalığı ve yazarlığı ile son dönem sanatkârları arasında farklı bir yere sahiptir. Nevzat Atlığ kendisini XX. yüzyılda mûsikide çığır açmış üç büyük icracı arasında zikreder: “Tambur ve kemençede Tanbûrî Cemil Bey, ses icrasında Münir Nurettin Selçuk, toplu icrada Mesut Cemil.” 31 Ekim 1963 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Rahmetle anıyoruz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar