Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

Geldiğimiz nokta

İnsan dünyaya gözünü açtığında başlayan eğitim ve öğrenme yaşamın sonuna kadar devam eder. Ailede başlar, çevreyle şekillenir ve okullarla devam eder.

Çok mühim olan ve milleti şekillendiren, devletin bekası için de elzem olan olan eğitim-öğretim son zamanlarda gündeme daha sık gelmeye başladı. Yeni nesili görüp daha saygılı ve milletine bağlı ahlaken gerekli donanımı kazandığını düşünmek isterken, böyle olmadığını görüp hayıflanmalar başlıyor. Bizim zamanımızda böyle değildi söylemleri havada uçuşuyor… Zaman değişti. Değişen zamana ayak uydurmak ve gençleri etiketlemeden çok yapıcı eleştirilerle onları uzaktan kontrol etmek gerek…Fikrimce çocuklarımız çevresel etkilerle daha çabuk şekillenirken “dur” diyemeyiz. Arkadaşlarını  tanıyıp, aileleriyle tanışıp, nasıl etkileşimde olduğu gözlenmelidir.

Toplumda  üniversite mezunu sayısı arttıkça eleştirel bakış açısı da gelişti. Sadece son zamanlar değil, Eğitim Enstitülerinin kapanması, yerine Adnan  Menderes tarafından kurulan öğretmen okullarının istenen sonucu vermemesi, okulda öğretilenlerin toplumla örtüşmemesi de diyerek tarihten bu yana silsiley yoluyla eğitim sisteminin nasıl bu hale geldiğine şaşırmamak gerek. Ders kitaplarını hazırlayan komisyonda Amerikalının eşit haklara sahip olarak müdahale etmesi ,  milletimizin  kültür, sosyal ve değerler, ananeler olarak ne denli çocuklarımıza kazandırabiliriz…

Ağaç yaşken eğilir der ya atalarımız , belli bir yaştan sonrası nasihat durumuna geçiyor.Buda her insanı ister istemez rahatsız ediyor, özellikle de gençleri.

Şimdilerde dillerde dolaşan bir cümle var “küçük Amerika gibiyiz.” Gibisi fazla onlar gibi olduk.Aile mefhumu çökertildi. Akrabalık ilişkileri zayıflatıldı. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi bitti. Huzurevleri arttı. Çocuk esirgeme kurumları ve kimsesiz çocuklar arttı. Mesleklere karşı bir saygınlık vardı. Artık yok. Gerçi kimsenin kimseye saygınlığı kalmadı ki. Doktorlar darp ediliyor, öğretmenler deseniz keza… Ailenin büyükleri dinlenirdi, saygınlığı olurdu. Oysa yaşlanan insanı kimse istemiyor, sanki kendisi yaşlanmayacakmış gibi … çocuk esirgeme kurumlarında sevgiye aç, merhametten yoksun nice genç adayı çocuk var. İnsan tatmadığı , yaşamadığı duyguyu karşı tarafa nasıl aktarır. Nasıl etki ve tepki oluşturabilir bu duygu ile.

Kime sorsanız ,biraz sohbet açılsa eğitimin ahvalinin iyi olmadığı yönde konuşmalar . Devlet ve millet olarak elele verip iyi şeyler başarmak için bir araya gelemiyoruz. Ne hainimiz bitiyor, ne terör, ne siyasilerinin iktidar kavgası…Herkes ben daha iyi bilirim alasını uygularım modunda…Koskoca Osmanlı İmparatorluğundan ,  şimdiki sınırlarımız içinde dahi huzurlu yaşam olamıyor. Toplum dejenere olmuş durumda…Boşananlar, aile mefhumunu hiçe sayanlar, kadınlaşan erkekler, erkekleşen kadınlar… Hani bunun yanında millet birlikteliği daim olsa oda yok…Nereye gidiyoruz ? Daha neler göreceğiz kimbilir ? Hayırla gelsin ve hayırla geçsin günlerimiz.

Karamsar bir tablo çıktı ortaya ülke sorunlarını düşündükçe. Bilmek gerekir dersiz insan olmadığı gibi sorunsuz devlette yok. Bu anlamda at gözlüğü takmanın da manası yok. Az gelişmiş ülkelerin kaderini gelişmiş ülkeler beliyor ne yazık ki ve bu kaçınılmaz. Çünkü zamanında Marshall yardımının kabul edilmesi ile başlıyor her şey. Sonrasını biliyorsunuz zaten…

Kalın sağlıcakla

Önceki ve Sonraki Yazılar