Gazetecilikte Tarafsızlık Mümkün mü?

Bireyin toplumsal yapısı ve düşüncesi tarafsız değildir.

Keza, bireyin kendisine sunulan, önerilen bir konu veya ulaştırılan bir mesaj hakkında, daha önceden, olumlu ya da olumsuz az çok bir fikri vardır.

Bu bağlamda, bir haberdeki her sözcük, her kavram, belli bir anlam taşımaktadır.

Nesnelliğe Ulaşmaya Yönelik Çaba

Haber hizmetlerinde çalışanların belirli bir konuda kendi duyguları, çıkarları ve değer yargılarından bağımsız olarak, tarafların görüşlerini vermeye çalışmaları, nesnelliğe ulaşmaya yönelik bir çabadır.

Nesnelliğin zayıf olduğu noktalarda kullanılmaktadır.

Halbuki; hiçbir betimleme, hiçbir mekanik çözüm yolu, belli bir dünya görüşünü ifadeden kaçınamaz.

Ulusal sorunlarla ve uluslararası ilişkilerle ilgili haberlerde, taraflılık daha da yoğunlaşmaktadır.

Ki; bu tür haberlerde, ülke çıkarları ve ulusal kimlik ortaya çıkmaktadır ve haber, o çerçeve içinde izlenmekte, kurgulanmakta ve yayımlanmaktadır.

Bir ülkede, yönetim sorumluluğunu taşıyan siyasetçiler, önemli sorunların yaşandığı dönemlerde, aldıkları her kararın gazeteciler tarafından desteklenmesini istemektedirler.

Bunu sağlayamadıkları anda da gazetecilere “vatana ihanet”e varan suçlamalar yöneltmektedirler.

Büyük uluslararası kriz dönemlerinde ise, her ülkede, siyasetçiler, gazetecileri birer “hükümet sözcüsü” gibi görmek istemektedirler.

Egemen Güçler

Gazetecileri taraflı davranmaya iten etkenlerden bir diğeri de egemen güçlerdir.

Egemen güçler, yani devleti yönetenler, hükümet edenler, holding patronları, büyük işadamları, çıkar çevreleri, gazetecileri kendilerine yandaş yapabilmek için çeşitli çıkarlar önermektedirler.

Karşılığında da bazen yayın, bazen suskunluk istemektedirler.

Amaç; gazetecileri önce susturmak; daha sonra, kendi sözcüleri haline dönüştürmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar