Garnitürsüz kavramlar tat vermiyor

 Değerli okurlarım her şey ayan beyan ortada. Saklı gizli bir şey kalmamakla beraber illizyonistlerin el çabukluğu ile göz algımızı bozmasına fırsat vermememiz gerekiyor. Çok yönlü karmaşık ve kaotik bir yere doğru savruluyoruz. Aramızdaki küçük meseleleri büyüterek bizleri bir arada tutan bağları farkında olmadan gevşetirsek fitne ve fesat ekicilere fırsat vermiş oluruz.

  Hak ,hukuk, demokrasi ,hürriyet  ,eşitlik, adalet gibi evrensel kavramların hepsinin içi boşaltılarak birer kof haline getirildiğinin farkına varmamış isek vay halimize. Ülkemiz bulunduğu coğrafya nedeni ile tarih boyu  çalkantılara hiç yabancı değil.

  Cennet mekan Abdülhamid han döneminde yaşanılanların nerede ise aynısını bugünlerde yaşıyoruz.  Tarih tekerrür ediyor. Aynı teraneler, aynı söylemler ve tabi aynı entikalar ,ihanetler ve hıyanetler. O zaman ki aklı selim maalesef cennetmekan la zıt düşerek sonun başlangıcına odun taşımış ve kaçınılmaz son gerçekleştikten sonrada feryadı figanları arşa çıkmış ama malum süreç devam ederek bu günlere kadar gelmişiz.

  Osmanlı yıktırıldıktan sonra yerine inşa edilen  devletimizin bugünlere gelmesi hiç de kolay olmadı aslında. Bizim nesil büyük bir kısmına vakıf   ama ,  günümüz gençleri gerçek vesikalarla tarihe bir göz atsalar  gerçek olarak yaşanmış bir sürü garabeti daha iyi anlayarak ülkemiz üzerinde bugünde oynanan oyunları daha çabuk anlarlar.

   Cumhuruyetimizin ilk elli yılında garnitürsüz kavramlar o kadar kabak tadı vermişti  ki, bugün bir çoğunu  hatırladıkça  hala içimizi acıtıyor. İçi boş  ideallerle mermer kafalı bir azınlık tarafından yerli masum halk bu boş  kavramlarla uyuşturulup yıllarca zehirlenmeye çalışıldı.

  Bu çileli halka yakıştırılıp uygun görülen isim ve sıfatlar düne kadar  çoğu insanımızın hafızlarında  taze ve tüm detayları ile duruyor. Sürü, koyun ,cahil, inek, geri zekalı, göbeğini kaşıyan , makarnacı ,irticacı ,gerici vs…  Rey verme, şeçme,  seçilme gibi haklar  verilsin verilmesin tartışmaları bile hafızalarımızda hala canlı ve taze duruyor. B necip millete tepeden bakıldı. Adam yerine  dahi  konmadı.

  Kendini idare etmekten aciz görülerek ithal idarecilerle kurtarıldığımız(!)  günlerde  hala hafızalarda .  Rahmetli Erbakan ve  Özal ile toprağa atılan tohumlar meyveler vermeye başlayınca özgüvenimiz gelişti ve şükür bu günlere kadar da geldik.

  Kazanımlarımız ve kayıplarımız teraziye konduğunda hangi taraf ağır basar onu pek bilemiyorum. Çok şey kazandığımız doğru. Aynı zamanda çok şeyde kaybettik. İhlas , samimiyet ,muhabbet ,manevi dinamiklerimiz, diğergamlık,  doğru ve dürüst olma, adam kayırıcılık , mal ,mülk, servet ve şehvet imtihanında karnemizdeki not ortalaması vs… İçimizdeki  gerçek ben ile  kendimizi  yüzleştirecek aynalara bakma cesareti kaçımızda var acaba?

  Her şeye rağmen düne göre  daha şanslıyız gibime geliyor. Kırık notlarımızı düzeltme imkanımız hala var. 15 temmuz miladı , kendimizi resetleyerek  fabrika ayarlarına dönmemiz için iyi bir fırsat oldu bize.  Dost  görünümlü düşman müsveddeleri  ,sözde değil özde  öze dönüşten başka çıkış yolu bırakmadı bize.   Şimdi canlarımız mallarımız ve namusumuza göz dikmek  isteyenlerle dedelerimiz gibi mücadele dönemine girdik.

  Topyekün bir mücadele bu. İçerden, dışardan, maddi ,manevi bir çok cephede savaşmak durumundayız. İstesek de istemesek de savaşmak zorundayız.  Rabbimin yardımı ile de  kazanacağız . Üzerimize gönderilen karabulutları birlik ve beraberlik  duruşu ile dağıtarak bir kez daha  hadsizlere hadlerini bildireceğiz.

 DÖVİZ  SAVAŞI

   Tek cephede değil tüm cephelerde maalesef savaş var.  Ekonomimizi çökerterek bizi hizaya sokmak niyetinde olanları hüsrana uğratalım. Dövizlerini yüzlerine gözlerine çalalım. Ülkemiz büyük ve kendi yağı ile kavrulabiliyor. Özellikle sosyal medya üzerinden döviz savaşını kışkırtan yerli işbirlikçilere karşı  mevduatlarını döviz olarak tercih eden dostlarımız bu  yangına bir damla da olsa su olsun niyeti ile dövizlerini bozdurarak son umutları olan bu savaşı da kazanalım derim.

  Aynı şekilde ekonomik kriz tüccarlarının da defterlerini dürebiliriz. Yatırım yapmak isteyen dostlarımız projelerini  ertelememeli ve ötelememeli.  Ülkemiz kaybederse ne dövizimiz işe yarar ne de yastık altı edilen varlıklar işe yarar.

  Ülkemizdeki istikrar ve huzur ortamı açık ve net olarak düşmanlarımızı çatlatıyor. Çatlasınlar patlasınlar. Bu millet uyandı. Kimse kolay kolay uyutamaz. Yeter ki içimizden çıkan hainler arkadan bizi hançerlemesin.

  Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar