Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

Fukaradan Alıp Zengine Veriyoruz

Ülkelerin gelir dağılımını ölçen Gine Katsayısı adı verilen bir ölçüt vardır. 0 (sıfır) ile 1 arasında ki bu ölçme değerlendirmeye göre, 0'ın herkesin eşit gelire sahip olduğunu, 1'i ise tüm gelirin bir kişide toplandığı varsayımı özerine kuruludur.

Gini Katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça da gelir dağılımının bozukluğunu, gelir adaletsizliğini ifade eder.

İsterseniz, konuyu açmadan basit bir zihin jimnastiği yapalım. Türkiye 'nin kişi başı geliri neydi ? Yaklaşık 9 bin dolardı değil mi ? Yani bir kişinin yılda 144 bin liralık gelire kavuşmuş olması, dört kişilik bir aile için bu rakam yıllık 576 bin liraya denk geliyor. Sizce nüfusu bir milyonu aşan Maraş'ımız da, daha üst gelirlileri boş verdik yıllık geliri yaklaşık 600 bin lira olan kaç aile var ?

Gelirde tam eşitlik, bugüne kadar yer yüzünde mümkün olmadı. Aslolan bunu en az seviyeye indirebilmektir. Böyle ideali yakalamış veya bu ideale yaklaşmış ülkeler halen mevcut. 

Ülke yönetenlerin mümkün olduğunca gelir adaletsizliğini, gelir eşitliğine doğru kademeli olarak yol verme niyeti ve azmiyle ilgilidir tüm bunlar.

Hükümetler bunu bütçe ile düşük gelirlilere gelir transferi ve/veya dar gelirliler lehine vergilendirmeler yoluyla yapar. Aslolan bir ülkenin zenginliği kadar, bu zenginliğin vatandaşları arasında adil şekilde paylaştırmaktır.

Devlet İstatistik Kurumu yani TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre gelir dağılımında ki eşitsizliği ölçen Gini Katsayısı bir önceki yıla göre 0.015 puan artarak 0.410 olarak açıkladı. Bu haliyle Türkiye gelir adaletsizliğini, geliri adilce pay edemeyen ülkeler arasında yer aldı.

İçinde yaşadığımız bu ülkede bunu bilmek ve tahmin etmek aslında bizler için zor değildi. Türkiye, Rusların iç içe geçmiş matruşka bebeği gibi, bir taraf da Angola'lı, Papua Yeni Gine'li, Kongo'lu insanların gelir düzeyinde yaşatılan, diğer tarafta İsveç'lı, Danimarka'lı sevisinde yaşayan bir ülke oldu bizim ülkemiz.

"Sosyal yardıma muhtaç insan sayımız 11 milyona ulaştı" veya "sabahın alaca  karanlığında ucuz ekmek kuyrukları" denilince, sahi siz ne anlıyorsunuz ? Türkiye'de fukaralaşma hem sayıca artıyor, hem de iyice derinleşiyor.

En yüksek gelire sahip nüfusun ilk % 20'lik bölümünün toplam gelirden aldığı pay önceki yıllara göre 1.2 puan daha artarak  gelirin % 47.5'unu alır oldu. Anlamı şu; Adaletini sevdiğiminin (!) Türkiye'sin de nüfusun 5 de 1'i, gelirin yarısını alıyor. 

En düşük gelire sahip % 20'lik kesimin aldığı pay ise 0.3 puan azalarak % 5.9'a geriledi. Yani nüfusun en yoksul %20'lik kesimi gelirin 20'de birini paylaşır oldu. Hani "kişi başı gelirim vâllâ 144 bin liranın (9 bin dolar) çook çok altın da" diyordun yâ ? Nereye gittiğini de sanırım anladın artık.

Öte yandan, World Inequality Lab tarafından hazırlanan 2022 Dünya Eşitsizlik Raporuna göre, Fransa da  en az kazanan % 50'lik kesim, en çok kazanan %10'luk kesimden 7 kat daha az kazanırken, Brezilya'da bu oran 29 kata Türkiye'de ise 23 kata ulaştı. 

Bu skoruyla Türkiye; Brezilya, Meksika, Hindistan'la birlikte dünyanın gelir dağılımı bozuk, en adaletsiz gelir dağıtan ülkeleri arasında yerini aldı. Yüreğinize, onurunuza dokunmuyor mu adı güzel Türkiye'min sıralamada ki bu yeri ? 

Hani, bir zamanlar dilden düşürülmeyen, sloganlaştırılan bir şiir vardı;

- Allah'ın on pulunu, bekleye dursun on kul,
- Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul, 
- Bu taksimi kurtlar yapmaz kuzulara şah olsa.

Yoksa tüm bunlar gelene kadarmıydı ?
Bu "aziz millet" yine mi aldatıldı ?
Kandırıldık mı yine, dini refaranslar, şiirler, şarkılarla... ? 

Önceki ve Sonraki Yazılar