Fiyasko

Fiyasko…
Evet…
Tam olarak bu.

Ne eksik ne fazla…
“İddialı bir girişimde çok başarısız ve gülünç sonuç.”(Fiyasko)
Yıllardır medyada konuşulan; öğretmenleri onure edecek, özel kılacak, itibarını kazandıracak bir meslek kanunu hazırlanacağı son zamanlarda medyada gündemdeydi.
Seçim zamanlarında öncelikli vaatler sıralamasında kullanıldı.
Milli Eğitim Şurasında bütün muhataplarla görüşüldüğü ve yakın zamanda meclise sunulacağı ifade edildi.
 Ve ciddi bir hazırlık süreciyle tamamlandığı iddia edilen “ kanun” 31 Aralık 2021 tarihinde meclise sunuldu.
Sunulan metin tam anlamıyla bir “hayal kırıklığı” oldu.
Ciddi bir hazırlıkla tamamlandığı iddia edilen metnin 3 sayfalık bir A4 kağıdına(arkalı önlü 1.5 sayfa),  evet yanlış duymadınız sadece 3 sayfalık bir A4kağıdınasığdırıldı görüldü.
Eğitimin hiçbir paydaşı ile görüşülmediği, görüşüldüyse de hiçbir fikrin, sorunun, önerinin dikkate alınmadığı anlaşılan basit bir metin ile karşılaşıldı.
30 Kasım 2021 tarihli köşe yazımızda;
“Öğretmen” sahada uygulayıcıdır.
“Öğretmenin” dikkate alınmadığı, ötelendiği, itibarının zedelendiği, özlük haklarının ihmal edildiği, eğitimin diğer bileşenlerine kurban edildiği, görüşlerinin alınmadığı hiçbir reform gayesine erişemeyecektir.”
demiştik ve anlaşıldı ki dağ fare doğurdu.
Kanun ölü doğdu.
Meslek Kanunu olarak ifade edilen metin aslında sadece “kariyer basamakları düzenleme kanunu.”
3 sayfalık bu metin dahi özenilmeden hazırlanılmış.
AKS’yi kaldırıp “Aday Değerlendirme Komisyonu” kurulacağını başarısız olanların komisyonca meslekten men edileceği belirtiliyor.
Eğitim Fakültesi, Genel Yetenek, Genel Kültür, Eğitim Bilimleri, Alan Sınavı Mülakat, Güvenlik Soruşturması yetmiyor; onca alın teri ve emeğin ardına bir de bu engel getiriliyor.
Zaten bir “ihtisas” (uzmanlık) mesleği olan öğretmene 10 yılın sonunda bir de 180 saatlik eğitim ve sınav neticesinde bu unvanım verileceği ifade ediliyor.
Baş Öğretmenlik içinse 10 yıl Uzman Öğretmenlik sonrası 240 saat eğitim ve sınav şartı barındırıyor.
Sınav…
Sınav…
Sınav…

Alım gücü dip seviyelere gelmiş, maaşı asgari ücretle eş değer olmuş, yoksulluk sınırının altında bir ücretle çalışır hale gelen öğretmenlere, mesleğinin 10. ve 20. yılında verilecek küçük bir iyileştirme dahi sınavla hak görülüyor.
“Sınav yapması gereken” meslek grubu sınavdan sınava koşturuluyor.
3600 ek gösterge de sadece 1. derecede olanlara veriliyor.
Özetle müjde olarak getirilen kanun sadece bu üç maddeden ibaret.

Bunlar da özenilmeden, danışılmadan mesleğin sorunlarından bihaber çalakalem hazırlanılmış.
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda;
Öğretmen yok.
Mali-sosyal-özlük haklar yok.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi yok.
Liyakatli atama süreci yok,
Ücretli-Sözleşmeli Öğretmenliğin kaldırılması yok.
Mülakatsız “puan üstünlüğüne” bağlı atama yok.
Kağıt israfına sebebiyet veren gereksiz bürokratik işlerin kaldırılması yok.
Başarı belgeleri vb ödüllendirilmeler de kriter  ve şeffaflık yok.
Farklı uygulamalara sebebiyet veren ucu açık yönetmeliklerle ilgili düzenleme yok.
Görev tanımı dışında öğretmenlere verilen “angarya” işlerin kaldırılması yok.
Öğretmeni, eğitimin diğer bileşenlerine karşı güçlü kılacak hususlar yok.
Yaşam refahı yok.
Bilhassa son yıllarda öğretmenlerin yaşam refahı, motivasyonu, itibarı gittikçe içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Benzin, elektrik, doğal gaz, gıda ürünleri, ev, araba ne varsa her şey en az iki-üç katı olmuş, asgari ücrete yüzde 50 zam yapılmış, öğretmene ise verilecek üç kuruşluk zammı vermemek için bin dereden su getiriliyor.
Okumuş eğitimli kesim, okuduğuna pişman edildi.
“İyi ki okumadık, görüyoruz okuyanların halini” esprileriyle mahalle kahvelerine meze edildi.
Bu süreçte tek bel bağlanılan husus “Meslek Kanunu” idi o da tam bir hayal kırıklığı oldu.
Meclise sunulan bu düzenleme; revize edilerek bir an önce “öğretmenlerin sorunlarına çözüm üreten, öğretmeni itibarlı kılan, öğretmenlerin yaşam refahını arttıran” bir kanun haline getirilmeli.
Hiç zaman kaybetmeden sınavsız/şartsız ek ders ücretleri yüzde yüz, maaş yüzde elli arttırılmalıdır.
Bakalım bu sürece dair yeni bir adım atılacak mı?
Yoksa alışılagelmiş hatalar silsilesine devam mı edilecek?


Önceki ve Sonraki Yazılar