1. YAZARLAR

  2. Ömer IŞIK

  3. Fazıl Say’ın Daveti, Sanatçıların Tepkisi ve Kültür
Ömer IŞIK

Ömer IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Fazıl Say’ın Daveti, Sanatçıların Tepkisi ve Kültür

Cumhuriyet kuruluşundan beri kültür ve eğitimimiz üzerinde bir çok değişiklikler yapılmıştır. Başta harf inkilabıyla başlayan ve Osmanlıca eserlerin imha edilmesiyle Türk milletine kültürü unutturulmaya çalışılmıştır. Türk milletine yeni bir kültür oluşturulmalıydı ve bu Batı kültürüydü. Diğer taraftan Türk milleti yeni bir eğitim sisteminden geçmeliydi. Yeni bir harf ve yeni bir kültür evresinden Türk milleti geçirildi. İşte bu zamana kadar eğitim sistemimiz ve kültürümüz sancılı dönemi bir türlü düzeltemedi.

Bunun sonucu halkın büyük çoğunluğu bu yeni kültüre ve eğitim sistemine uzak kaldı. Ancak bu kültürü dayatanlar ise ileriki zamanlarda bir adım öne geçerek hem devlette kadrolaşma hem Batı kültürü ve sanatta hep önde olmuşlardır. Bu zihniyet solcu CHP zihniyeti olmuştur. Son günlere gelindiğinde ise artık her sahada sağ kesim atağa geçmiş ve öze dönüş başlamıştır. Şimdilerde bu iki kesim arasında mücadele süregelmektedir.

Bunun en son göstergesi  Fazıl Say olayı olmuştur. Milli Kültür ile çağdaş kültür birbiriyle  sanki hesaplaşmaktadır. İşte bunun örnekleri ;

Geçtiğimiz günlerde Ankara'da verdiği konserde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı da ağırlayan Fazıl Say, günlerdir süren eleştiriler sonrası Instagram sayfasından açıklama yaptı. "Uzlaşı kapısının aralandığını hissettim" diyen Fazıl Say’dan, ön yargılı zihniyete gereken yanıt geldi.

Ünlü Piyanist Fazıl Say, 18 Ocak'ta yeni sanat eseri Truva Sonatı'nı Congresium'da sergiledi. Konser günü Başkan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte en ön sırada Say'ı dinledi. Erdoğan dinletinin ardından da ayakta alkışladığı Say'ı tebrik etti. Konser sonrası yorum yapmayan Fazıl Say Instagram hesabından konuyla ilgili açıklama yaptı:

Hatırlarsınız, "Ülkemde yaşayabilmek, sanatımı yapabilmek istiyorum" diye bir yazı yazmıştım geçen yaz. Bu haykırışım her yerde duyulmuştu. Sayın Erdoğan'ın annemin vefatındaki taziye telefonundaki ses tonunda da sezinledim, bir uzlaşı kapısı aralanmak istiyordu. Sadece Fazıl Say için değil, tüm sanat camiası, hatta toplumun tüm kültürel ögeleri açısından, Erdoğan'ın içine sinmeyen bir şeyler vardı, nitekim pek çok konuşmasında  "Biz kültür ve eğitim konularında maalesef başarılı olamadık" diyordu, bu bir özeleştiridir.

Hayatta hatalar yapılabilinir, Erdoğan da yapar, Say da yapar, Ahmet Mehmet de yapar, insanız hata yaparız, hatadan dönmek hatayı düzeltmek ise erdemdir, insani bir durumdur. Fazıl Say da pek çok hata yapmıştır hayatında, haklı olduğu konularda bile üslup yanlışı yapmıştır, haksız duruma düşmüştür, pek çok da haksızlığa da uğramıştır.”

Bu açıklama yerinde olmuştur. Ancak SAY, sol ve laik kesimin hışmına uğramıştır. Demek ki laik veya sol sanatçı kesimin bazıları ancak kendileri gibi düşünenleri kabul ediyor. Fazıl Say’a olmadık hakaret ve suçlamalarda bulunmuşlardır. Bu uzlaşmacı açıklama aynı zamanda sağ cenahtan özür dilemeyi de kapsıyor yorumu yapılabilir.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yaptığı açıklamada : “Türkiye’nin yüz akı sanatçılarından Fazıl Say’ın 18 Ocak tarihli konserine Erdoğan’ı davet etmesi ve Erdoğan’ın bu programa katılması konusunda yapılan bazı eleştirilere katılmak mümkün değildir. Her fırsatta ‘Dünya çapında sanatçılar yetiştiremedik’ diyecek kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana sürdürülen kültür ve sanat politikalarına dil uzatan Erdoğan’ın Fazıl Say konserine gitmesi adeta kendisini tekzip etmesidir.

Türkiye Cumhuriyeti, yıllar boyunca dünya çapında sanatçılar yetiştirmiştir. Gittiği her ülkede konser biletleri haftalar öncesinden tükenen Fazıl Say da bunlardan biridir. İşte bu nedenle Fazıl Say’a sağ basından yönlendirilen ‘takiye’ eleştirilerinin asıl muhatabı Erdoğan’ın kendisidir. Fazıl Say’a eleştiri yöneltenlere şunu hatırlatmak gerekir ki Fazıl Say çizgisini korumaktadır.” Diyerek karşıt görüşlerini belli etmiştir.

Kültür üzerine Nuray Mert’in açıklamaları;” Milli Kültür denilen öteden beri, Cumhuriyet’in kuruluşunu takiben Batı kültürünü benimseme çabasına karşı verilen tepkinin adıdır. Bir taraf, Batı kültürü dayatması yaparken, buna itirazı olanlar da ‘milli’, ‘yerli’ adı altında, derme çatma referanslar üzerinden bir karşı hamle çabasına girdiler. Sonuçta ortaya çıkan, ne Batılı kültür dünyası ne de alternatif olarak farklı bir kültür dünyası inşası oldu. Aslında, ‘kültür’ün tanımı ziyadesi ile tartışmalı, çetrefil bir konudur, şimdilik uzak duralım. Bu arada, halihazırda söz konusu olan tartışmanın ‘evrensel’ ile ‘yerel’(milli) arasında tercih olduğunu düşünmek de yanıltıcı olabilir, zira ‘evrensellik’ iddiasının kendi de tartışmaya açık olmak gerekir. Nitekim, Batı kültürünün, modern çağda kendini ‘evrensel’ olarak kabul ettirmeye çalışması, uzunca bir zamandır, itiraz edilen bir iddia haline geldi. Milli Kültür ise, daha ziyade ulus kurgulama sürecinin bir ürünüdür.

Halihazırda yaşadığımız en önemli sorun, kültürel hegemonya kurma çabasının, kaba bir tekillik ve doğrudan dayatmaya imkân veren bir anlayışla yapılması. Bu tür çabalar tarih boyunca çok acı sonuçlar verdi, en önemli örnek Mao’nun ‘Kültür Devrimi’ hamlesidir. İkinci sorun ise, her ne kadar ‘kültür’ tanımı tartışmalı bir mesele olsa da, sonuçta, doğal hayatı üsteleyen estetik ve felsefi bir iddiaya gönderme yapar, oysa mevcut Milli Kültür hamlesi Batılı modern kültüre kaba itiraz dışında ciddi bir referanslar dünyasına göndere yapmaktan aciz. Osmanlı kültürü, kuşkusuz ‘hat ve tezhip sanatlarından ibaret değildi, olsa bile sıradan bir ‘eskiyi ihya’ çabası kültür üretimine fazla katkı sağlayamaz. Diğer taraftan, kültürel miras ve onun estetik dünyasından esinlenmek ‘ben yaptım oldu’ şeklinde gerçekleşebilecek bir iş değildir.”

Ziya Gökalp kültürü, “bir topluma özgü, sanat, din, gelenekler ve adetler” olarak tanımlamaktadır. Ayrıca kültürün milli olduğunu da öne sürmüştür.

SONUÇ: Milli ve ulusal, çağdaş ve gelenekçi, dindar ve laik kesim bu ülkede ortak paydalarda birbirlerini ötekileştirmeden saygı içerisinde yaşamalıdır.Zira çevremizde kötü örnekler çoktur. Eğer birbirimizi kabullenmezsek ülkemiz düşmanlarına fırsat vermiş oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar