Mesut Bilal Buğday

Mesut Bilal Buğday

ESNAF, BİR ŞEHRİN VİTRİN ADAMIDIR

Son günlerde gurbetçilerimizin de memleketlerine dönmelerinden dolayı alış-veriş mekânlarında hareketlilik sağlandı. Bunu fırsat bilen kötü niyetli bazı esnaflarımızdan dolayı bir takım şikâyetler de oluşmaya başladı.

 Esnaflığı kötüye kullananların en temel sebebi ise “esnaf ahlakını” ve kültürümüzdeki “ahi ahlakını” bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Oysa Türk milleti her alanda ahlak anlayışını İslam anlayışı ile bezemiş ender milletlerdendir. Hatta ahlak anlayışında o kadar ileri gitmiş ki eşyanın bile bir ahlakı olduğunu düşünerek yere basarken bile naif bir şekilde basmış, yerdeki canlıların dahi hakkını gözetmişlerdir.

Önceliğimiz ne iş yaparsak yapalım, yaptığımız işin hakkını vermek olmalıdır. Para kazanmadan önce işin ahlakını kazanalım.  Robert Bosch’un dediği gibi: “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.”

Önce güven esaslı iş yapalım. Yazımıza konu olan şikâyetler üzerinden esnaf tiplerini öğrenmemizde yarar görüyorum. Sizlerde çevrenizdeki esnafları hangi “esnaf tipi ”ne benzeteceksiniz bir karşılaştıralım.

 ESNAF TİPLERİ

KARNI TOK ESNAF TİPİ: Bu esnaflar; genelde tok satıcılardır. Masanın başında oturur. Çevreyle ve müşteriyle ilgilenmezler. Bunlar müşteriyi sakal ve bıyık gibi düşünürler. (sakalınızı ne kadar keserseniz kesin arkasından yine gelir)  Bunlara göre müşteri kovalansa da, kötü söz kullanılsa da yine gelir. Bunlar atadan dededen zengindirler. Şehrin kodamanlarındandır. Bunlar arasında, evde oturmaktan sıkılan emeklilerin kurduğu müessese sahipleri de vardır. Bunlar genelde satışta ısrarcı değildir ve indirim yapmazlar. Etikete ne yazılmışsa onun üzerinden iş görürler.

   KOLTUK ESKİTEN ESNAF TİPİ: (Züğürt Esnaf)  Bunların hiçbir aktif tarafı yoktur. Müessesesinin koltuğuna yapışmıştır. Çok tembeldir. Karnı tok esnaf tipinden farkı, bunlar fakir esnaftır. Ancak kazanmak için çabada harcamaz. Elinde tespih çevirir. Zaman zaman kafasını masaya atar ve uyuklamaya başlar. Kazanma noktasında elle tutulur, gözle görülür bir şey yapmazlar. Kazançlarının yetersiz olmasında kaderlerini bahane bulurlar. Bunun tek sebebinin kaderinden kaynaklandığını savunur. Tembelliğini kaderin üzerine atar. Bunların bir kısmı sık sık mekân ve iş değiştirirler. Bunlar yattıkları yerden kazanılacağına inanırlar. Çaba göstermeden Allah bize versin düşüncesine sahiptirler.

 NOT: Her dar bütçeli esnaf, “koltuk eskiten esnaf tipi” değildir.

“SEN İSTE YETER Kİ” ESNAF TİPİ: Bunlara göre dilin kemiği yoktur. Müşteriyi yakaladıkları anda sözün ve yalanın bini bin paradır. Müşterinin istediği malzeme kendinde yoksa ilk sözü “buluruz” olur. Müşteriyi başka yere göndermek istemez. Müşteriyi kaçırmamak için yemek çay söylemekten geri kalmaz. Bu esnaflardan malzeme alırken sizin istediğiniz ürün yoksa başka ürünleri size sunabilirler.

   YAPIŞKAN ESNAF TİPİ: Bir malzemeyi satmak için müşteriyi son haddine kadar taciz eder. Müşteriye düşünme fırsatı vermez. Genelde müşteriler bu esnaftan kurtulmak için müesseseden bir şeyler alıp çıkarlar. Yapışkanlıkları dil ile başlar. Kolunuza girmeye kadar devam eder. Birde bakarsınız “can ciğer kuzu sarması” olmuşsunuz. Müşteri ile akraba çıkmak için elinden geleni yapar. Tanışık olmak için müşteriyi devamlı sorgularlar. Bunların genelde eğitim durumları zayıftır. Satış tekniklerinde klasik yöntemler uygularlar. Bunların sattıkları ne kadar kalitesiz olursa olsun, ürünleri piyasanın en iyisiymiş gibi tanıtım yaparlar.

  DEDEDEN KALMA ESNAF TİPİ: Bu esnaf tipleri, müesseselerinde ve kendilerinde gelişme ve yenilik göstermezler. Günün getirdiği yenilikleri kullanmazlar. Dededen, babadan nasıl gördü ise aynı yöntemle devam eder. Maddi anlamda ve iş potansiyeli anlamında, hiçbir gelişme göstermezler. Bunların sayısı az olduğu için genelde antika sayılırlar. Yaşlılar bu esnaf tipinin yanında muhabbet etmeyi ve oturmayı severler.

   HEMŞERİMCİ ESNAF TİPİ: Bunlar söze toprağım sözü ile başlar. Milliyetçilik edebiyatı yapar. Hemşerilerini müesseseye getirmek ve onlara mal satmak için hemşeri, toprağım ayağı yaparlar. Bunların müşterileri genelde sabittir. Değişiklik göstermez. Ve fiyatları da kazık fiyattır. Halk arasında “Hısım akraba ile ye iç, ancak alışveriş etme” sözü büyük ihtimal bunlar yüzünden söylenmiştir. Bunların çok büyük beklentileri yoktur. “Hısım akrabam, köylüm gelirse yeter” düşüncesi hâkimdir.

  “NE KOPARIRSAM KÂR” ESNAF TİPİ: Bunlar biraz yapışkan satıcıları da andırır. Ancak bunlar bir ürünü satarken, fiyatı en yukarıdan, aşağıya kadar çeker. Her şeyi nakit kazanca döndürmeye çalışırlar. Bunların satış anlayışlarında alternatif çoktur. Ancak alternatifler genelde üçkâğıtçılık üzerine kuruludur. Bu esnaflardan mal alan müşteriler genelde memnun oldukları için değil, mecbur kaldıkları için alışveriş yaparlar.

 “MÜŞTERİ HER ZAMAN HAKLIDIR” ESNAF TİPİ: Bunlar müşteri karşısında eğilip büzülürler. Müşterinin her istediğine yetişmeye çalışırlar. Müşterinin her cümlesine müşteri haksızda olsa “haklısınız” cevabını verir. Müşterinin her sözüne haklısınız onayı verdikçe müşterinin isteklerine yetişemez hale gelir. Toplumda maalesef yaygın kanaatte “müşteri her zaman haklıdır” kanaatini taşır ve paylaşır. Ancak kişi ne kadar alıcı konumunda olursa olsun haksızlık yapmışsa haksızdır. Bu böyle bilinmeli, karşıdaki kişinin yanlışına pirim verilmemelidir.

   ESNAF-İ MÜSLÜMAN ESNAF TİPİ: Hakiki Müslüman kardeşlerimizi tenzih ederiz. Ancak esnaflıkta dinini kullanan esnaf sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur. Kişinin esnaflığını Müslümanlığı ile beslemesi kadar doğal bir şey olamaz. Ancak bunu ticarette kazanç elde etmek, birilerine güven sağlamak için yaptıklarından dolayı bu esnaflar çok tehlikeli ve kötü örnek olmaktadırlar. Bu esnaflar satışlarını din üzerinden satarlar. Söylemleri din üzerinden kullanırlar. Ancak sağlam esnaf değildirler. Ticaret bittikten sonra, din kalıbından çıkarlar ve bir anda evrensel hale gelirler. Bunlar dindar esnaf değildir. Dindar görünen esnaflardır.

 KİŞİYE GÖRE ŞEKİL ALAN ESNAF TİPİ: Müşteriyi gördüğü anda bukalemun gibi renk değiştirir. Hemen müşterinin kara sularına girer. Müşterinin kültür yapısı, siyasi görüşü ne ise hemen o yapıya bürünür. Ve o yapıyı savunmaya çalışır.

 Halk tabiri ile bunlar “Hacı ile hacı, sarhoşla sarhoş” olan tiplerdir. Müşterinin zafiyeti üzerinden hareket eder. Müşterinin zafiyetlerini kullanarak çok iyi satış yaparlar. Bunlar için çok iyi tiyatro yapan esnaflar desek yalan olmaz.

 KAPI ÖNÜ ÇIĞIRTKAN ESNAF TİPİ: Bunlar kapı önü esnaf tipleridir. Genelde kapı önünde çığırtkanlık yaparlar. Bunlar genelde lokanta, pastane işleten esnaf tipleri içinde çoktur. Normal ses tonu ile konuşmazlar. Adamın “buyurun” sözünü anlamak için aynı şehirde yaşamanız gerekir. Sattığı malzemeleri sayarken kimse saydığı malzemeleri anlamaz, ancak müessesenin tabelasından ya da esnafın kıyafetinden müessesenin neyle iştigal ettiğini anlarsınız.

  OLMASI GEREKEN ESNAF TİPİ: İşini önemseyerek yapar. Kendi faydası kadar, karşısındaki müşterinin de faydasını düşünür. Onlar Peygamberimizin şu Hadis’ini çok iyi uygularlar. “Sizden biriniz kendisi için istediği bir şeyi Müslüman kardeşi içinde istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz”.

   İşi ile alakalı gelişmeleri yakından takip eder. Müşteriler, bu esnafları gönülden ve samimi bir şekilde severler. İşlerine uzun vadeli bakarlar. Kitap gazete ve kültürel yayınları takip ederler. Müşteriyi ikna ederken doğru üzerinde ikna yoluna gider. Zorla bir şeyler pazarlamaya çalışmaz. Müşteri karşısında sabırlıdırlar. Kendi kazançlarını düşünürken, müşterinin aldığı ürünün faydalı olmasına özen gösterirler. Dürüst davranır. Sattığı ürünün özelliklerini sayarken abartmadan, müşterinin anlayacağı şekilde anlatır. Adeta müşteriye ürünü sunarken, müşterinin aklında soru işaretleri bırakmaz.

Hürmet ve muhabbetle kalın

Önceki ve Sonraki Yazılar