En Değerlilerimiz…

Tabii ki çocuklarımız!

Zor hayat şartları içerisinde bir çocuk büyütmek, vatanına milletine hayırlı evlat olmasını sağlamak, hayata hazırlamak; hepimiz de biliyoruz ki oldukça zor. Onları sadece seviyor olmak yeterli değil, gerçekten kıymet verip değerli birey olmasını sağlamamız gerekiyor.

Son zamanlarda sıkça gündeme gelen çocuk sayısı tartışmasında ailelerin üçten fazla çocuğa sahip olmaları gerektiğini vurgulayan hükümetimiz “çocuk teşviği” vermek için hazırlanıyor. Oysa bir de gerçeğimiz var ki içler acısı, sokak çocukları bizim önceliğimiz olmalı diye düşünüyorum.

Bir insanın hayatı sevgi ile bezenmiş çocukluğuyla başlar ailesinin güven ve ilgisiyle biçimlenir…

Ya ailesiz olanlar?

Ya ailesi olup da sevgisiz büyüyenler?

Ya minicik bedeniyle başına gelmedik kalmayanlar?

Ya şiddete uğrayanlar veya ailesinden alınıp çocuk yetiştirme yurtlarında büyütülmeye çalışılanlar?

Özellikle büyükşehirlerde çok daha fazla olmakla beraber, artık her yerde karşımıza çıkıyor ne yazık ki sokak çocukları. Gün geçtikçe sayıları hızla artan bu çocukların kimi mendil satıyor, kimi su, kimi limon kimi de ellerinde bez, arabaların önüne fırlıyor adeta tüm tehlikeyi göze alarak. Çarşıda, pazarda, caddelerde, sokaklarda her an her yerdeler.

Hepimiz de çok iyi biliyoruz ki hiçbir çocuk kendi isteği ile sokakları tercih etmez. Hepsinin bir hikayesi vardır ve onlar zorunlu olarak sokaklarda yaşamaktadır. Bu çocuklar belki de dünyada en zor yaşam şartlarına sahip olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kış ayları onlar için bir kabustur. Çünkü bizler sıcacık yataklarımızda uyurken bu çocuklar barınacak yer aramaktadır. Onlar kimsesizdir, farklı sebeplerle evsiz kalmıştır ve hayatlarını sokaklarda geçirmek zorunda kalmışlardır. Onları gördüğümüzde içimiz sızlar, yüreğimiz yanar. Hepsi güzel söze, bir tebessüme hasret. Annesini babasını hiç tanımayan, hatta ailesinin varlığından ya da yokluğundan bir haber olan çocuklar.

İşte bu çocuklarımız da sevmek, sevilmek, değer görmek ve toplumda yer edinmek isterler. Toplum olarak hepimizin onlara sahip çıkması gerekiyor. Ailelerden üç çocuktan fazlasını istemekten ziyade var olan bu çocuklarımıza önce sahip çıkmalıyız. Onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bizim çocuklarımız, onları tüm kötü alışkanlıklarından arındırarak topluma kazandırmalıyız.

Aşağıda sizlerle paylaşmak istediğim şiir uzun ama bir o kadar da anlamlı… Gözlerinizle değil yüreğinizle bu şiiri okumanızı tavsiye ediyorum…

Sokakların Kimsesiz Çocuğu

Sokak çocuklarına


"Çocuğum, sen bu sokaklarda kendi haline büyürsün
Bense, seni gördükçe kendimden utanır, küçülürüm"

Ben sokakların kimliksiz çocuğuyum,
Ben, bu sokakların görünmez yüzü.
Yüzümde sefaletin eksilmeyen izi
ve yüreğimde adını bile bilmediğim bir sızı...

Ben, sorumsuz vicdanların utancıyım
ve gönülsüz bakışların ucundaki sancıyım.
Ben dünyayı sadece bu sokaklarda tanıdım
Sokaklar dışındaki bir yaşama yabancıyım.

Ben bu sokakların kimsesiz ve kimliksiz yurttaşıyım
Çocuklu ailelerin korkulu düşü,
Polisin, zabıtanın sevimsiz işi
ve herkesin kurtulmak istediği
Zararlı bir kişiyim ben...

Herkes kurtulmak istiyor benden ya,
Ben herkesten çok istiyorum kurtulmayı da
Mümkün olmuyor.
Ben de sıcak bir yuva özlüyorum
Sıcak bir çorba, temiz giysiler,
Güzel ayakkabılar, rahat bir yatak...
Kim özlemez...

Yatağım kaldırımlardır benim
Bir taştır, başımı koyduğum yastık çoğunca
Gökyüzünü çekerim üzerime yorgan diye geceleri
Yarenlik eden bana, kimi zaman ya bir sokak köpeğidir
Ya bir sokak kedisi,
Ya da benim gibi bu sokaklardan kimliksiz birisi...
Yıldızlarla dostum sadece
Bir de gece parıldayan Ay’la
Sadece onlar gülümser bana, yüzümü onlar güldürür
Çoğu geceleri onların sıcaklığıyla ısınırım.

Sanırlar ki, zevkten kokluyorum ben bu tineri
Çıkaramadığım için kafamdan,
Durmadan beni kemiren örümcekleri
ve unutmam için
Yıllardır çektiğim katlanılmaz çileleri...

Tutunacak ne bir dalım oldu bugüne dek,
Ne de özlem duymaya cesaret edebileceğim bir şey...
Geri getirebilecek en küçük bir umut olsaydı yitirdiklerimi
Tutunurdum ve bırakmazdım yakaladığım umudun yakasını.

Ama benim umudum kalmadı ki,
Kaç umut eskittim bu sokak aralarında, bir bilseniz
Her umudun tükenişinde, halimi görseydiniz...
Kimsenin benden umudu kalmamışken
Ben nasıl umut beslerim,
Nasıl süslerim dünyamı, hayallerimle...

Soğuğun en acısını benim ciğerlerim tanır
Bu sokaklar kaç ciğeri tüketti bugüne dek, kim bilir?..

Çocukluğu yaşamadan büyüdüm sokaklarda
Çocuk gibi görünsem de hiç çocuk olamadan...
Ben çocuk oldumsa da,
Kimse benim çocuk olduğumun farkında olmadı.
Daha doğrusu kimse benim farkımda bile olmadı ki,
Çocuk olduğumun farkında olsun.

Ben oyuncakları sadece çöplerde gördüm
Kırılmış, bozulmuş oyuncakları...
Henüz kırılmamış olanlarını ise ben kırdım!..

Hayat beni nereye savurduysa ben oralara savruldum
Yazın kızgın güneşlerinde
ve kış ayazlarında kavruldum.

Kiminde, bu sokaklarda dilendirildim,
Kiminde, cadde başlarında duran arabaların camını sildim,
Kâğıt mendil sattım kiminde üç kuruş ekmek parası için
Ama kazandığım her defasında dövülerek alındı elimden
Az kazandım diye bir de dayak yedim, horlandım
Bu yetmedi, hırsızlığa zorlandım...

Ben, karnımı doyurmaya bile kendim için çalmadım.
Ama hırsız damgası yemekten kurtulamadım,
Kurtulamadım kapkaççı, yankesici olmaktan...

Sokaklarda en çok yaşayanımız yirmisindedir.
Biçilen ömrümüz bu kadar bizim.
Şimdi ben, ömrümün belki de yarısındayım
Bir o kadar daha yaşayabilir miyim bilemem
Zaten böyle yaşayacaksam, fazla yaşamak da istemem
Eğer soğuk, açlık ve sefalet öldürememişse hâlâ beni,
Ya da bir çete kurşununa hedef olup da gitmemişsem
Bir gün, ya bir bıçak darbesi
ya da bir şişin göğsümü delmesiyle veda ederim.
Her gün, bir başka nedenle ölümün gelmesini beklerim.

Sanırım tek kurtuluşum da bu.
Bu yüzden tek umudumdur ölüm.

Ya bir çöplükte bulurlar cansız bedenimi bir gün
Ya bir köprü altında, günler sonra...

Kimse hatırlamaz zaten beni
Hiç kimse de duymaz öldüğümü
Zaten kaydım da yok ki nüfusta
Bir yerlere ölüm kaydımı bile düşmezler bu yüzden.

Bir gün, bir köşe başında kimliksiz yatan
Bir çocuk cesedi görürseniz, o benim.
Siz arkanızı dönüp gidin, alınmam.
Ben alıştım terk edilmeye, görmezden gelinmeye
Benim en mutlu günümdür o gün, üzülmeyin
Ardımdan, ölmüş de kurtulmuş deyin.
Ben zaten öyleyim...

İzmir
Mehmet Demir

Önceki ve Sonraki Yazılar