EN BORÇLU OLABİLMEK !!!

2016 yılı ile ilgili enteresan bir veri açıklandı. Türkiye’ de bankalardaki tasarrufundan kat be kat fazlasını borçlanabilen iller sıralaması haberlerde yerini aldı.

SİİRT 343.04
G.ANTEP 321.25
ŞANLIURFA 287.34
OSMANİYE 269.89
MARDİN 240.49
KAHRAMANMARAŞ 227.85

Türkiyede kişi başına en borçlu şehrimiz Siirt oldu. 100 liralık mevduatlarının neredeyse üçbuçuk katı borçları var. 2. Sırada G.antep yer alıyor. Sonra Urfa, Osmaniye, Mardin ve arkalarından Kahramanmaraş olarak biz geliyoruz. Türkiye sıralamasının 6. Sıyız.

Türkiye’nin en az borçlu illerine baktığımızda ise ;

HAKKARİ 104.19
İSTANBUL 103.42
UŞAK 99.71
AKSARAY 86.75
ANKARA 84.30
TUNCELİ 75.34

Türkiye’ de en az borcu olan şehrimiz Tunceli olmuş. Borcu asla sevmeyenler olarak ilk sırada olmaları güzel. İkinci sırada Ankara, sonra sırasıyla Aksaray, Uşak, İstanbul ve Hakkari geliyor.

“ Borç yiğidin kamçısıdır “ Atasözümüz hafızalarımızda her zaman duruyorsada,  varlığımızın 3 katı yada 5 katı borçlanmak çok ciddi riskleri ve tehlikeleride beraberinde getiriyor.

Yaşadığımız bu zaman diliminde, tüketim çılgınlıklarının zirve yaptığı, çalışan kesimlerin tamamında limiti olmayan kartların taşındığı bir devri yaşıyoruz. Gelirimizin kat kat üzerinde kredi kartlarına sahip olarak harcamalara devam ediyor, sonra da bütün hayatımızı kontrolden çıkarabiliyoruz.

Kısa zamanda köşeyi dönde,  nasıl dönersen dön algısı topluma kazınmış. Haram helal çizgisi yitirilmiş. İnanan ve inandığını düşünen, ama öbür taraftanda insani değerlerin tamamına aykırı hareket edebilecek nesiller yetiştirmeye devam ediyoruz.

Yıllar her yaşayan için bu kadar hızlı akarken, toplumumuzun aile yapısındaki bozulmalar kontrol edilemez durumda.

Çocuklarımıza tasarruf etmeyi mi öğretiyoruz ?

Yoksa her aile kendi bütçesine göre yada çok daha üzerinde her istenileni çocuğuna alma yönünde mi hareket ediyor ?

Tüketim çılgınlığı son 30 yılımızda bizden neler götürdü ?

Ne kadar gelirimiz var, ama biz ne kadar harcıyoruz ?

Peşpeşe sorulacak onlarca soru var, ama gerek yok bütün bunlara. Toplumun tamamı olarak kendimize çeki düzen vermezsek bu durumdan asla kurtulamayacağız. Çocuklarımıza küçücük yaşlardan itibaren gerek olanın alınabileceği, her canı istediğinin alınmayacağını öğretmek zorundayız.Kaynakların her zaman sınırlı olduğunu, tasarruf etmemizin önemini, biz kendi hayatımıza tatbik ederek bu bilinçte nesiller yetiştirmeliyiz.

İstatistikler açıklandığında ve doğru okunduğunda toplumun her katmanına bir mesaj verir. İster ders çıkarır kendi hayatında uygulamaya kalkarsın, istersen vurdumduymaz olup beynini bir yere çaktığında uyanırsın.

Önceki ve Sonraki Yazılar