Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

EMİN

Güvenilir olmak hiç şüphesiz hayatın her alanında kişiye kişilik özelliği olarak değer katıyor.

İnsanlar hem iş hem de özel hayatlarında güvenilir insanlarla ilişki kurmak, sözünün eri kişilerle yakınlaşmak istiyor. Özellikle de kimsenin kimseye sırtını dönemediği şu ahir zamanda…

Sahte yüzlerle gerçeklerinin birbirinden ayrılamadığı, kimin doğru kimin yalan söylediğinin anlaşılmadığı şimdiki medeniyet çağı dediğimiz şu zamanda .Dürüst gibi görünen kişilerin sahtekar, sahtekar izlenimi verenlerin ise dünyanın en güvenilir kişisi çıkabildiği zamanımızda, güvenilirlik gerçekten mumla aranır bir nitelik haline geldi.

İnsanlar aldatılmaya o kadar alıştı ki, her taşın altında bir şey aramak artık bir nevi önlem gibi oldu. Birbirine kazık atan ortaklar, yıllarca aynı yastığa baş koyduktan sonra hiç beklenmeyecek hatalar yapan eşler, anne babasını kandıran çocuklar, kardeş yerine koyulan ama bunu hiç hak etmeyen dostlar ve kimbilir daha neler…

***

Kişilerin güvenilir olacağını belirleyen şey, hem sahip olduğu özellikler hem de yaşayış tarzıdır. İkisini de belirleyip güvenilirlik kişinin, kişilik özelliğidir. Malesef bununda bir sınırı var !...Tabi ki yaşamda dürüstlükten ödün verinceye kadar !

***

Güvenilir (emin)insanın özelliklerine aslında aşinayız. Çünkü o insanın kişiliği kendini ele verir, davranış ve karekteriyle. Dedikodu yapmazlar, hatalarını kabul ederler, prensiplerinden vazgeçmezler, açık sözlüdürler, güven konusunda sorun yaşamazlar, tutabilecekleri sözler verirler, emanete sahip çıkarlar, haksızlık yapmazlar, yardım severdirler ve borçlarına sadıktırlar…

İslam dinin başarıya ulaşmasında peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)’in güvenilir oluşunun payı büyüktür. Şayet davranışlarıyla güven vermeyen birisi olsaydı insanlar onun etrafında toplanmazdı. Şahıslara ve şahısların mallarına ihanet etmediği gibi ,kamu malına da ihanet etmemiştir.

Güven duygusu, toplumun her kesiminde ve her alanda bulunması gerekir. Anne babanın çocuğa, çocuğun anne babasına, eşlerin birbirine, amirin memura, memurun amire, işçinin işverene, işverenin işçiye, satıcının müşteriye, müşterinin satıcıya güven duyduğu bir toplum sağlıklı bir toplumsal yapıya kavuşmuş olur.

***

Güven deyince yıllar yıllar öncesi güvendiğim çok yakın bir akrabama güvenip kefil olmuştum. Zaman geçtiği için unutmuşum. Geçenlerde adıma bir tebligat geldi. Şaşırdım. Ardan geçmiş 9(dokuz)koca yıl geçmiş.Borç ödenmediği için faizle katlanıp beni ancak bulmuş. Asıl borçlu borcu ödememiş. Tamam ödemedin de neden faizlenmeden haber vermiyorsun?...Geçen zaman içinde neden konu edilmedi ?...Dokuz sene boyunca sekiz bin olan borç dört katı olmasını neden bekledin ?

Kızmam ve de öfkelenmem hiçbir şeyi değiştirmedi. Kefilsin ya…Ne demek bu ,o ödemezse ben öderim demektir. Ve kredi çekip kullanmadığım, elime almadığım bir ürün için bedel ödedim, ne yazık ki ! İnsan bu üstelik en yakın akrabam dediğin insan, güvendiğin insan.

Demem o ki güven duyduğumuz dağlara kar yağabiliyor. O şahısın durumu iyiydi. Borcu o zamanda ödememiş. Birikmesini sağlamış sanki. Üzüldüm, kahrettim ama yapacak bir şey yoktu. Avukat parası da cabası. Ve teşekkür dahi etmedi. Konuşmuyoruz şimdi.

İnsan zamanla güvenini boşa çıkaran durumlar oluyor. Şimdiki zamanda güvenilecek insan bulmak çok zor. Çevrenizde varsa güvenilir insan kaybetmeyin, derim.

Güven duygumuzu kaybetmeden güvenilir insanlara denk gelmek umuduyla…

Önceki ve Sonraki Yazılar