Elbistan Arslanı

"Tarihi geçmiş olarak değil, geleceğimiz olarak görüyorum, Tarih, keyifli, yaratıcı bir alandır. Tarihe birbirinden kopuk, bir dizi ezberlenmiş bilgi ya da bağlamından soyutlanmış magazin haberleri olarak değil, yaşamın tüm yanlarını kapsayan, alabildiğine zengin, bir büyük deneyim olarak yaklaştığımızda, çok geniş bir keşif alanı ile karşılaşırız. Ayrıca Tarih, bir toplumda yaşayan insanların ortak hafızasıdır. Tarihi vesika, belge veya resimler ortak hatıraların tazelenmesi anlamına gelir. “

TARİHİ HÜYÜKLER(HÖYÜKLER)

Çok eski bir yerleşme yerinin zamanla toprakla örtülüp tepe biçimine gelmiş halidir. Höyükler genelde üst üste gelmiş çok evreli yerleşim yeri birikimleridir. 1metre veya 40 metre yükseklikte ve 1000–1500 metre genişlikte olurlar. Uygarlıkların araştırılmasında önemli referanslardır.

Höyükler, günümüze göre en yakın en üstte olmak üzere eskiye doğru uzanan bir katmanlaşma gösterirler.

Orta Anadolu höyüklerinde neolitik, kalkotik ve tunç çağı yerleşmelerinin üzerinde, Hitit, Asur, Friğ, Roma, Bizans, Makedonya, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimleri görülebilir. Hatta modern yerleşmelerin bir kısmı da höyükler üzerinde kuruludur. Anadolu ‘da yaklaşık 20.000 höyük bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu ansiklopedik bilgilerden sonra Elbistan Ovası’nın höyüklerini bakalım.

Elbistan Ovasının tarihi ve iskân tarihi bakımından önemi üzerinde daima durulmuştur. M.Ö. 4000 itibaren iskân edilmiş olduğunu gösteren Hüyüklerin(Höyük) sayısı az değildir. Bu Hüyükler herhangi bir yapıdan çok belli başlı sitelerin yıkıntıları üzerinde öbeklendiğini gösterir. Ovanın içinde dağılmış bulunan Hüyüklerden her biri bir çay bükündedir. Büklerin üç tarafı su ile çevrili olduğu için toprağı rutubetli ve çayırlı olur. Buraları av hayvanlarına olduğu kadar diğer hayvanlara da önemli yataklardır. Zamanla medeniyetler ilerledikçe bu büklerde birer site(şehir) kuruldu. Başta Hitit(Eti)’ler olmak üzere Asurlular, Frikyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Araplar ve daha sonraki dönemlerde Türk devletlerine (Selçuklar, Danişmentliler, Memluklar, Dulkadırlılar ve Osmanlılara) zamanın en parlak medeniyetlerine ev sahipliği yapmışlardır.

Onun içindir ki bu Hüyükler muhteşem tarihi değerleri bünyelerinde saklamaktadır.

ELBİSTAN ARSLANI: Sevdilli Köyünün üst kısmında bulunan höyük, geçmişi Hititler dönemine kadar uzanmaktadır, bu höyükten şimdi Kahramanmaraş Müzesi’nde bulunan Maraş Hitit Arslanı denilen heykel burada bulunmuştur. (M.Ö. 800 – 900) Hititler dönemine ait olduğu bilinmektedir. Höyük İTÇ (İlk Tunç Çağ) dönemine tarihlenmektedir. Burası da kültür talancıları tarafından yağmalanmış olup, ciddi bir şekilde arkeolojik çalışma maalesef yapılmamıştır. Bu höyük de bir süre sonra tarihin sayfaları arasında içinde barındırdığı o kıymetli bilgilerle birlikte unutulup gidecektir.

1-3-001.jpg

Bölgenin ne büyük medeniyet izlerinin taşıdığının en büyük delili burada buluna Hitit Saray Aslanı heykeli bir cevap niteliğini taşımaktadır. Bu heykelin nasıl bulunup ve Kahramanmaraş Müzesi’ne kadar yolcuğununa bakalım:

Bu resim deki arslan heykeli Elbistan’ın Sevdilli köyünde ki höyükte bulunmuştur. Uzun yıllar arazide atıl durumda duran bu heykel dönemin Maraş Müze Müdürü olan Elbistanlı Nihat Eray Bey, in dikkatini çekmiştir ve 1961 yılında bu bölgeye gelerek incelemiş. Daha sonra kendisine yardımcı olarak ta o dönemin Ziraat Teknisyeni olan Mahir Uğurlu Bey’i de yanına alarak karayollarında bir kamyon alıp Sevdilli köyüne gittiler. 700 lira masraf yapılarak köy sakinlerinin de yardımıyla heykeli araziden köyün içine getirdiler. Zor şartlar altında kamyona yükleyerek, zorlu bir yolculuktan sonra ilk önce Kahramanmaraş’a götürüldü. Çünkü Elbistan’da bir müze veya tarihi değerlerin sergilendiği bir yer olmayışı sebebi nedeniyle Elbistan’da alı konmadı. (Kahramanmaraş Müzesi, 1947 yılında Atatürk Meydanında bulunan ve 16 yüzyıldan kalma Taş Medrese’de Albay H. Nuri Yurdakul öncülüğünde Atatürk, İnönü ve Kahramanmaraş Milli Mücadele Kahramanlarına ait resim ve eşyalar sergilenmek üzere kurulmuştur.) burada Kahramanmaraş Müzesi olarak kullanılan, Atatürk Meydanında bulunan ve 16. yüzyıldan kalma Taş Medrese önünde sergilendi. Daha sonra burada ki müze tarihi eserlerin teşhir edilmesine cevap vermeyince 1961 yılında Kahramanmaraş üzerinde bulunan geniş bir binaya taşınmıştır. Böylece Elbistan Aslan’ı da Maraş kalesine götürdüler. Daha sonra Müze 29 Kasım 1975 tarihinde Azerbaycan Bulvarı üzerine inşa edilen kendi binasına taşınmıştır. Böylece Elbistan Hitit Arslan Heykeli halen müzenin bahçesinde sergilenmektedir. İsmi de önce Elbistan Hitit Arslanı olarak, daha sonra Maraş Hitit Arslanı olarak kayıtlara geçmiştir, günümüzde de hala müze bekçiliğini sürdürmektedir.

Bu işin mimarı olan Nihat Eray Bey kimdir? Onu tanıyalım: Elbistanlı Cimri Ali’nin oğlu, eski Nüfus Müdürü Samittin Eray’ın ağabeysi olmaktadır, asıl mesleği öğretmenliktir. Pınarbaşı ilkokulunda müdürlük görevinde bulunmuştur. Daha sonra Maraş’a müze müdürü olarak atanmıştır ve aynı zamanda bir heykeltıraştır ve çok sayı da çalışması vardır.

okurlar Elbistan büyük geçmişe sahip olmasına rağmen tarihi eserler bakımından sığdır, günümüze ulaşan eser sayısı bir elin parmakları kadar azdır. Çünkü büyük yıkımlara ve doğal afetlere maruz kalmasından dolayı eserlerin büyük bir kısmı günümüze yetişememiştir. O yüzden hiç olmasa böyle kıymetli eseri kentimize getirttiremiyorsak bile bir maketi yapılıp şehrin parkına veya meydanına bırakılabilinir, bu sayede geçmişten günümüze bir mesaj verilebilinir.

Not: Kahramanmaraş Kent Müzesi’nde bulunan bu tarihi heykeli, memleketi olan Elbistan Kent Müzesi’nin bahçesinde görmek istiyoruz…

2-1.jpg3-1-001.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar