Ekonomi Savaşında Ne Haldeyiz?

Mekke döneminde 3 yıl ümmete ambargo uygulandı. Bu yıllar zorluklara göğüs germe, İslama sahip çıkma dönemiydi. Tabii zor bir süreçti. Yiyecek bulunmadığı,  aç kalındığı, belki de ağaç kabuklarının yenildiği dönemdi. Özgürlük yok, baskı vardı.

Çanakkale Savaşımız; halk yiyeceklerini cepheye gönderiyor, üstte başta yok, öğrenciler, çocuklar cepheye gönderiliyor, cephede bir öğün yiyecek, karşımızda en modern zalimler. Mekke dönemi ve Çanakkale ruhu birbirine ne kadar da benziyor!

Şimdi ayağa kalkan bir Türkiye’ye aynı zalimler bir olmuşlar; Biden “ Erdoğan’ı devirmeliyiz, muhalefete destek vereceğiz” diyor. Dış düşmanlar; “Biz gerekeni yaptık. Sıra muhalefette” diyorlar.

Hükümete küsenler, ekonomiye kızanlar, ahlaksızlığın ve yolsuzluğun arttığını bahane edenlerama israftan ve lüksten kaçmayanlar ortada cirit atıyorlar.Bahaneler çok; gıda krizi, sağlık krizi, kira krizi, emekli ve çalışan maaş azlığı,enerji krizi, işsizlik, mülteci sorunu, EURO-Dolar artışı, enflasyon vs.

Bizler tarihte ne bedel ödemişiz, ama unutmuşuz. Kıbrıs Harekatında ülkemize ambargo konuldu, her şey kuyruk ve karne ile idi. Tüp, yağ, çay, şekerkuyruklarına girdiğim günler gözümün önünde. Deniz Baykal enerji bakanıydı. Denizlerde ki tankerleri çevirip karaborsadan fazla para ödeyerek akaryakıt alıyorduk. O zaman bir sente muhtaç duruma düşmüştük. Yine yakın Ecevit döneminde nice bankaların içi boşaltıldı, memur maaşları zor veriliyordu. Toplanan deprem yardımları iç edildi. Ekonomi ümidimiz  IMF’ in vereceği kredilerdi.

Şu günlerde;  mavi vatanda gaz bulundu, doğuda petrol kuyuları açılmaya başlandı, milli ve yerli silahlar yapılıyor, zengin yer altı kaynaklarımız işelenmeye başlıyor, köprüler, yollar, tüneller açılıyor. Teröristlere göz açtırılmıyor, Suriye, Libya, Karabağ başarılı operasyonlarımız ortada iken dış düşmanlarımızca algı operasyonu yapılıyor.

Maalesef toplumda kararsızların sayısı her geçen gün artıyor. AKPARTİ iktidarında ilk defa cebe dokunuldu. Şimdiye kadar dolmaya alışık olan cepler boşaldı. Akaryakıt, doğalgaz, elektrik zamları diğer zamları da peşinden getiriyor. Fiyatlar ikiye hatta üçe katlandı. iktidar, bu durumdan memnun değildir. Elinde olsa anında akaryakıttan başlayarak fiyatları sabitler. AncakDünya ile entegre yaşıyoruz. Hükümetin elinden fedakarlık yapmaktan başkası gelmiyor. Vergi oranları peş peşe düşürülüyor, üst üste teşvikler veriliyor, kamuya ait borçlarda ve mal varlıklarında esnekliğe gidiliyor, maaşlara hiç olmadığı kadar zamlar yapılıyor, konutiçin devlet  faiz düşürüyor bu kez fırsatçılar ev fiyatını arttırıyor.

ülke üzerinde oynananoyuncular çok başarılılar. ülkemde çok fazla sayıda fırsatçı olduğu görülmektedir.İnsanlar inim inim inlerken stokçuluk yapanları, döviz ve yakıtı bahane ederek haddinden fazla zam yapanları, döviz düştüğü halde tekrar indirim yapmayanları, yirmi dört saat zam haberi yapanları,karakteri bozuk olan bu insanlar üzerimizde oyun oynayanların ekmeğine yağ sürüyorlar.

Böyle zorlu zamanları atlatmak için devlet-millet el ele vermek zorundadır. Aksini yapanlar ve menfaatinden başka bir şey düşünmeyenler ifşa edilerek en büyük cezaya çarptırılmalıdır. 

Bilindiği üzere Salgın, savaş, deprem-sel gibi doğal afetler aynı dönemde yaşandı. Yük çok ağır. Bunun üstüne fırsatçıları, hainleri, dışarıdan uzatılan döviz krizlerini ve diğer tuzakları eklersek, durumun ne kadar vahim olduğu daha iyi anlaşılır.

“Reis gitsin de kim gelirse gelsin”  kervanına katılanlar iyi düşünmelidirler. Tıpkı Abdülhamit Han’a yapılanlar gibi aynı senaryo gündemde. Belki ekonomi olarak yeniden 1990 yıllara dönmüş olabiliriz. Yine de iyiyiz. Kafeler dolu, yollarda araçtan geçilmiyor,3 öğün  yemek yiyoruz, çocuklarımızı özel okullara gönderiyoruz, tatillere gidiyoruz. Satın almış olduğun gayri menkuller 3-4 misli arttı. Bir taraftan Hem zenginleşiyorsun hem de şikayetçi oluyorsun.

Millet olarak düşmanlarımızı iyi tanımak zorundayız. İç-dış düşmanlarımıza fırsat vermemeliyiz. Düşmanlarımız açıkça hedef gösteriyorsa; zaman birleşme zamanıdır.Bu oyunlardan, bataklıktan kurtulmak için daha çok çalışmak, birleşmek ve kenetlenmek zorundayız.

Yapılan dış-iç operasyon Erdoğan’a değil, Türkiye’yedir. Ülke elden giderse Suriye,  oluruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar