Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

"Ekonomi Kışı Sevmez" Kabul de, Bahar gelecek mi Bahar?

Yazımıza,  bir dost meclisin de geçen diyalogla başlamak istiyorum.

- Dokuz bini, bin üç yüz elliye böl hele?

- Altı altmışaltı!

- Bin üç yüz elliyi de, yediyüz elliye böl bâkıım.

- Böldük bâkıım,  bir seksen! Hayırdır neyin nesi bunlar?

- Bi de,, altı altmış atlıyı , bir seksene böl de ondan sonra söylerim söyleyeceğimi?

-  Ee! Üç  yetmiş!

- (Gülerek) Bi de yetmiş dokuzu, on dokuza bölsene deyince; o hariç hepimize bir ofulama geldi.

Meraklanmamak mümkün mü? Orada bulunanlarla  birlikte,

"bu hesap neyin nesi ?" diye, adeta nefesimizi tutup bekledik cevabını açıkladı;

Cumhuriyetin kurulduğunu da, 1 Dolar 0.75 Kuruş'muş. Yeni kurulmuş bir Devlet, üstelik Osmanlı İmparatorluğunun banka ve çeşitli  kuruluşlara 8 Milyon 600 Bin Altın Lirası borcunu üstlenmiş, Ellerin de tahvil bulunan kişi borçlarını ise, ancak 1991 başında bitirebilmiş bir Devlet. 2.nci Dünya Savaşına girmese bile yokluğu iliklerine kadar hissetmiş bir Devlet...

Vesselam, 1971 petrol krizi, Kıbrıs Barış Harekâtı, ekonomik ambargolar,

1999 Marmara Depremi, 2001 Ekonomi Krizi v.s derken, 79 yılda onca gelip geçen hükümetler 2002 sonun da Doları 1.8 kat artırarak 1.350 TL ile AKP iktidarına teslim etmişler.

AK Parti iktidarı da. 1.350 TL ile aldığı Doları 19 yılda 6.66 kat artırarak 13 Ekim 2021 tarihi itibariyle yaklaşık 9 TL' ye getirmiş.

Bir başka ifadeyle, AK Parti öncesi 79 yılda 1.8 kat artan Dolar, 19 yıllık AKP iktidarın da 6.66 kat artmış. 1.8 kat nere, 6.66 kat nere?

Hepimiz için acı bir tablo bu. Bizler acı içindeyken tabloya sevinene de, karartmaya çalışana da "insansın" denir mi?

Yazık oldu, "Gözümüzün nuru " diye üzerin de titrediğimiz Türkiye'mize ve O'nun Lira'sına...

Yazık oldu, umudunu iyice yitiren milyonlarca işsizimize, asgari ücretlimize, işçimize, memur ve emeklilerimize...

Yazık oldu, zar-zor evine ekmek götürmeye çalışan, köylümüze, esnaf ve sanatkârlarımıza yazık ki yazık!

Yazık oldu, dövizli geçiş garantili devlete iş yapan onca müteahhit varken, dişinden tırnağından artırdığı dövizini 3-4 TL'den bozduran  sabit gelirlilere...

Geçenler de Pişirimci;

"Abi Dörtyüz elli liralık odun, sekizyüz elli, yüz kırk liralık bir torba un, yüz seksen beş oldu" deyince; yanımda ki, "ben yüz doksan beşe aldım" demez mi?

Daha size, şimdiden üç bin lirayı bulan kömürden, % 40 zam görmesi beklenen, elektrik ve doğal gazdan bahsetmedim bile...

Genleri Anadolu'muzdan alıp götürülen,   kilogramı 15-20 TL 'den bize satılan ithal mercimek, nohut, fasulyeye ne dersiniz? Kendi köylümüzden esirgediğimiz zenginliği kimin köylüsüne veriyoruz?

Etin kilogramı kaç para? Bilenlere ne mutlu. Hani "bizi kıskanan" Almanya'nın asgari ücretlisi, bir günlük yövmiyesiyle en az 6-7 kg et alabiliyormuş da, onun için sordum bizde ki etin fiyatını size.

Hangi ekonomi sosyologu, "Ekonomi kışı sevmez"  dediyse, bu söze; evet, kabul, doğru amma üç-beş milyon tuzu kurumuz hariç, Türk Milleti'nin ekseriyeti bu kışı acı ve kâhır içinde çok uzun geçirecek diye ilave etmek isterdim.

Peki, "Bahar gelecek mi bahar?" derseniz;

Bu sene alaca karanlık da zar-zor seçtiğimiz baharın yenisi için;

Merhamet edenlerin en merhametlisi, sâbiler hatırına merhamet gösterirse eğer; sizlere "inşallah" derim.

Aksi halde, maalesef benim umudum yok...

Önceki ve Sonraki Yazılar