Zekeriya Çakabey

Zekeriya Çakabey

Edebiyat Günleri ve Kitap

Kahramanmaraş Edebiyat Günleri’nin başladığı, kitap fuarı hazırlıklarının yapıldığı bu günler düğün gibi bayram gibi günler. Her şehre, her yöreye kısmet olmayacak özel günler. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim; devletler, milletler, şehir ya da insanlar bir yerlere gelebilir, daha önemli olan orada kalmasını bilmek ve her geçen gün bulunduğun yerden daha ileriye gidebilmektir.

    Şu günlerde takip ettiğimiz edebiyat günlerinin şehrimize ve ülkemize çok şey getireceği muhakkaktır. Değişik coğrafya ve değişik milletlerden şehrimize gelen insanlar her yönden bir şeyler getirmekte ve şehrimiz adına bazı güzellikleri de kendi ülkelerine götüreceklerdir. Memnun ayrılan bir sanatçının bundan sonraki yaşama döneminde şehrimiz ve ülkemiz adına bir turizm, tarih ve edebiyat elçisi olma ihtimali vardır.

    Ancak burada karşımıza çıkan: Bunlardan birisi hazırladığımız programda baz aldığımız sayının çok altında katılım olması. Bu bizim yaptığımız hazırlık ve ortaya koyacağımız performans yönünden bizi çok etkileyecektir. Diğer durum kapasitenin çok üstünde bir katılım da bizi yetersiz bir duruma soktuğu gibi normal bir uygulamanın dışına atacaktır. Sonuçta fazlalık ya da azlık fiyaskoyla sonuçlanacak ve şehrimiz adına olumsuz intiba ile dönülmesine sebep olacaktır.

    Normal akışında giden bir program ummadığımız getirilerle hem ülkemizde hem dışarıda bulunduğumuz andan itibaren kendini göstermeye başlayacaktır. Gelecek zamanlarda aklımızdan geçen veya geçmeyen yörelerimizin; insanlarımızın, yemek ve el sanatları alanındaki maharetlerimizin, değişik ülkelerde ve değişik dillerde roman olarak, şiir olarak, deneme ve hikâye türünde karşımıza çıkmasına hiç şaşmayalım. Çocuklarımızın küçücük beyinlerinde bu sosyal ve kültürel alandaki etkinliklerin yarınlarda nasıl bir çiçeğe dönüşeceğini göremesek de tahmin etmek zor değil.

    Her ülkenin, her toplumun ve hatta kişilerin bile hayatlarında başlangıç olan günler vardır. O gün bir dönüm noktasıdır ya da öyle algılar kişi. İnsanlar çoğu hedeflerini o günü baz alarak ayarlarlar. Bu günler dini, resmi, kişiye özel günler olabilir. Örneğin alacak, verecek meselelerinde Kurban Bayramı hep baz alınmıştır. Hatta halk arasında, “kurban veresiye,” sözü çok yaygındır. O yüzden fuar zamanı da aynı bir başlangıç olsa gerek.

    Edebiyatın her türünde yıl boyunca çalışma yapan yazar ve şairlerimiz, eserlerini fuar zamanına yetiştirmenin gayretiyle hızlı bir çalışma temposunun içerisinde olduklarını biliyorum. Virüs nedeniyle sekteye uğrayan bu buluşma, aynı riskleri taşımaya devam etse de gerçekleşiyor ve gerçekleşecek.

    Burada en büyük sorun fuarda okuyucuyla yeni buluşacak eserlerin ve eser sahiplerinin durumuyla ilgilidir. Kitabını bastırabilmek için bazı riskleri göz önüne alarak yola çıkan yazar ve şairler ne kadar karşılık bulacaktır. Ticari bir araç olarak görmese de ayakta kalabilmenin ve yeni eserlere koşabilmenin yolu buradan geçmektedir. Gerek okuyucu kitlesi gerek yerel yönetimler ve özel sektörlerin geleceği şekillendirmek adına destekleri şarttır. Şehir bazında girişilen yarınların kültürünü inşa mücadelesinde gayretler, bu şehirde yaşayan insanların böyle bir sosyal oluşumu kucaklaması ile yükselecektir.

     Onun için takdire şayan ve alkışlanacak böyle bir mücadeleye saygı duymamak mümkün değil. Ancak gelecek zamanlarda herkesin dört gözle beklediği, herkesin kendini bu programın bir parçası saydığı bir mücadele için şehrin her bölgesinden şair ve yazarların kısmen programa dahil edilmesi gerekir. İşte o zaman şehrimizin milli mücadele bayramını kutladığı gibi bir kültür bayramı ortaya çıkacak. Kalabalıklar belki de salonlardan meydanlara taşıyacak.

    BÜYÜK ÇOĞUNLUK ETKİNLİKLERDE YER ALMASA BİLE, KENDİNİ SORUMLULUĞUN BİR PARÇASI OLARAK GÖRDÜĞÜ AN, BAYRAKLAR DAHA YUKARILARA DOĞRU ÇIKACAKTIR. UNESCO’YA ADAY OLDUĞUMUZ ORTAMDA, BUNA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR. 

Önceki ve Sonraki Yazılar