Dünya’nın İki Harikası, Anadolu’dan Kaçırıldı

Eski çağ yazarları, kitaplarında, o zamanların en görkemli; insanlarda, en çok hayranlık uyandıran yedi yapıtını sıralamışlardır ve bunlara “Dünya’nın Yedi Harikası” adını koymuşlardır.

Ki; bunların ikisine Anadolu, ev sahipliği yapmıştır.

Kayra Satrapı Mausolos için, karısı Artemisia’nın Bodrum’da yaptırdığı, Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biri sayılan anıtmezarı, Piskopos Eustathios, 12. yüzyılda kaleme aldığı Homeros yorumunda, “harika” olarak tanımlamıştır.

Rivayete göre, Artemisia’nın İ.Ö. 352. yüzyılda ölmesi üzerine, yapıtın yarım kalma tehlikesi belirince, o zamanın önde gelen tüm sanatçıları, paralarını almaksızın, birbirleriyle yarışarak, Mausoleion’u bitirmişlerdir.

Mausoleion, bugün ayrıca, Batı dillerine geçerek, tüm anıtmezarları tanımlamakta kullanılmaktadır.

Ne var ki; 1,500 yıl süresince, tüm görkemiyle ayakta kalmayı başaran anıtmezarın yüzyıllar sonraki yıkıntıları arasındaki bazı kabartmaları, İngiliz Elçisi Lord Stratford, Osmanlı hükümetinden aldığı izinle, 1846 yılında, İngiltere’ye götürmüştür.

Sir Charles Thomas Newton da 1857 yılında yaptığı kazıda, kaidenin en alt bölümündeki taşları bulmuştur ve bunların Bodrum Kalesi’nin duvarlarının çoğunun örüldüğü yeşilimsi granit ile aynı taşlar olduğunu saptamıştır.

Ama, Newton da ele geçirdiği buluntuları, İngiltere’ye götürmüştür.

Bunun neticesinde, bugün, British Müzesi’nde, Mausoleion’un tepesindeki heykelin parçası olduğu ve dahası, anıtmezarı canlandırdığı sanılan yaklaşık üç metre yüksekliğinde bir figür yer alırken, Mausoleion’un asıl yerinde, büyük bir çukur olup, Bodrum Müzesi’ne ise, kazılarda bulunan yalnızca tek bir kabartmalı levha kaldırılmıştır.

Lidya Kralı Kroisos’un İ.Ö. 560 – İ.Ö. 550. yüzyıllar arasında yaptırdığı Artemis Tapınağı’nı, İ.Ö. 356. yüzyılda, Herostratus adında bir deli yakmıştır.

Artemis Tapınağı, bunun üzerine, İ.Ö. 334 – İ.Ö. 250. yüzyıllar arasında, eskisinin temelleri üzerine inşa edilmiştir.

Keza, bu tapınak, yine 55,10 m X 115 m büyüklüğüyle, Yunan tapınakları içinde, o güne dek yapılan en büyük, en ihtişamlı yapıdır.

Tamamen mermerden yapılmış olan Artemis Tapınağı, boyutlarının büyüklüğü kadar, heykelcilik ürünleriyle de insanları etkilemiştir.

Ne yazık ki; tapınak, İ.S. 262. yüzyılda, istilacı Gotlar tarafından yıkılıp yağmalanmıştır.

Bir daha da asla onarılamamıştır.

1869 – 1874 yılları arasında, British Müzesi adına Wood, Ephesos’ta yaptığı arkeoloji kazıları sonucunda, ilk tapınağı ortaya çıkarmıştır.

Hogarth da yine aynı kurum adına, 1904 – 1905 yılları arasında, burada arkeoloji çalışmaları yapmıştır.

Dolayısıyla, tapınaktan bugün geriye pek az şey kalmış olsa da British Müzesi’nde, tapınağa ve özellikle de işlemeli sütunlarına ait birçok parça sergilenmektedir.

Kollarını iki yana açmış, dimdik duran bir tanrıçanın Yunan üslûbuna yabancı bir tarzda betimlendiği ünlü Artemis Heykeli’nin kopyaları, günümüze dek gelmektedir.

Selçuk Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen de ne yazık ki; bu kopyalardan birisidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar