Demokrat Parti ve sağ

Siyasi partilere ilişkin tahlillerde, kronolojik ve jurnalistik usuller belki renklidir, belki kolay okunur, ne var ki kaçınılmaz olarak günceldir, teorik ve analitik kaygı taşımadıklarından sığdır, dahası zihniyetten çok şahsiyete dair kanaatleri içerir, kimi zaman da önyargıların esiridir.Siyasetçilere ilişkin değerlendirmelerde, politik kimlik yerine şahsiyete dair ele alışlar da aynı şekilde siyah ve beyaz tutsağıdır, ya yaşı dersiniz, ya geçmişi, ya fiziği dersiniz ya da kimyası, hitabetleri ise mutlaka puanlama verileridir.

Bilimsel makale değil muradım, ancak hasta nasıl sorununu anlatmakla yükümlüyken tabip teknik dil kullanmak zorundaysa ben de ana çizgilerini sizinle paylaşacağım.

1946 yılnda dönemin tek partisine karşı kurulan Demokrat Parti, iktidara gelir gelmez askeri müdahale hazırlıklarının başladığını ne yazık ki sonradan idrak edebilmiş ve darbeyle karşılaşmış, üç şehit vermiş, devamı olduğunu söyleyenlerin iktidarlarına vücut verirken siyasi haklarının mücadelesiyle boğuşmuştu.

Adalet partisi, Demokratik Parti ayrılığı yol ayrımını günümüze dek taşıdı.12 Eylül askeri müdahalesi sonrasının depolitizasyon dönemi eksik rekabet koşullarında Anavatan Partisi iktidarını yaratırken, sayın Demirel ve sayın Cindoruk DYP iktidarının mücadelesini yürüttüler.1991 seçimleri, DYP-SHP iktidarını doğurdu, Özal ın vefatı, sayın Demirel in Cumhurbaşkanlığını getirdi, TBMM Başkanı sayın Cindoruk istese genel başkan ve başbakan olabilirdi, Demirel in arzusuna uydu.Refahyol hükümeti ve 28 Şubat süreci, DYP nin bölünüşüyle Cindoruk başkanlığında DTP kuruldu, koalisyon ortağı oldu ama Cindoruk hükümete girmedi.

1999 seçimleri, DTP yi eritti. M. Ali Bayar ın genel başkanlığı ve 2002 seçimlerinde DYP bünyesiyle işbirliği partinin fiili sonu oldu.Sayın Çiller in istifası, sayın Ağar ın başkanlığı, sayın Mumcu başkanlığındaki Anavatanla birleşme ve birleşmeme süreci, Ağar ın ayrılışı, Ağar ın adayı Çağrı Erhan la, Çiller in adayı Süleyman Soylu nun yarışı, sayın Soylu dönemi ve şimdi sayın Cindoruk.Liderlik kavramı açısından tahlil edersek inanılmaz dersler çıkarabiliriz.İlk söyleyeceğim söz Soylu ya: 5.4 çıtası demek yanlışmış, eski döneme dair iddialarda bulunmak kafi değil, gereğini yapmalıymış, istifa kavramının tek taraflı irade beyanı olduğu doğruymuş, bir taşla bir kuş vurulurmuş, akıl yaşta değil baştaymış, ilçe kongresi ile genel kongre farklıymış, hitabette matematik önemliymiş, liderlikle genel başkanlık farklıymış, başkanlığı armağan etmek buymuş.M.Ali Bayar a ne diyeyim: kifayetsiz muhterisleri çok gördük, sen ki kifayetlisin, geçmişte niye bıraktın, zamanlama kavramını bilmezmisin ki bir hafta kala adaysın.

Sayın Cindoruk a gelince: 184 ün onlu matematik sisteminde 367 yapılışında TBMM Başkanımızı özlemle aradım, 27 Nisan sürecinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, Süheyl Batum la birlikteliğinizde, tarihin size sunduğu fırsatlar yerine günceli seçmenize üzüldüm. Sayın Demirel in ezici desteği ve sayın Soylu un çocuksu hatalarına rağmen,yepyeni bir paradigma ortaya koyma yerine, merkezde birlik, birleşik sağ vb. temelsiz hedeflerle avunmanıza şaşırdım. Mevlana nın dediği gibi, yaşlı adam tuğlayı görür ama görmek yetmez, tuğlayı tuğlalarla örmek önemli, temsil edilecek değerlerin seçimi ve toplumdaki karşılığı önemli.

Önceki ve Sonraki Yazılar