CUMHURBAŞKANI BÖYLE SÖYLÜYORSA

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ‘adam kayırma’ noktasında tavrını çok net bir şekilde grup toplantısında açıkladı.

“Babamın oğlu olsa bile kovun gitsin!” sözü önemli bir söz olduğu kadar da; yolsuzluk, adam kayırma v.s gibi iddia, iftira içerikli söylenen sözler içinde büyük önem arz ediyor.

Ben şahsen Kahramanmaraş’ta yaşayan biri olarak, kimi kurum, kuruluşların yaptıkları atamalar için sağda solda dolaşan adam kayırmacı anlayışa isyan ediyorum.

Artık Kahramanmaraş’ta bir kuruma atama yapılırken şu adam şu Milletvekilinin yakını sözünü duymak istemiyorum. Kahramanmaraş’ta başta eğitim, sağlık başta olmak üzere arzu edilen düzeyde olmadığını düşünüyorum.

Yılların birikimini bir çırpıda da çözmek mümkün değil. Bunun farkındayım. 2011 yılından bu yana da bu sorunların en aza indirilmesi için büyük çaba sarf ediliyor.

Kahramanmaraş’ın imar planından kaynaklanan okul yeri sorunu bir türlü çözülecek gibi gözükmüyor.

Kahramanmaraş imar planının sil baştan yeniden ele alınması gerekiyor.

Kişilere özel, toplumun değil de birkaç elit insanın menfaati üzerine kurgulanan, kurgulandığı öne sürülen imar planında deprem riski hiç göz önüne alınmamıştır.

Milli Eğitim yetkilileri ile görüşmelerimizde ilk söz; okul için arsa bulamıyoruz.

Bu ne demek oluyor?

Sağlıksız, gelecek vizyonu olmadan, şehrin hangi alanda büyüyeceğinin öngörüsü düşünülmeden rant odaklı yapılan imar planında tabi ki birinci öncelik toplumun ihtiyaçları olmayacaktır.

Cumhurbaşkanımız; “babamın oğlu da olsa kovun gitsin” diyorsa bizlerde bu sözden güç ve cesaret almalıyız.

Şehrimizde gördüğümüz olumsuzlukları lisanı dairesince gündeme getirmeli, bunların neden yanlış olduğunu izah ederken, çözüm yollarını da bulmalıyız.

Şehrin en gelişmiş semtleri denilen yerlerde devlet okullarında 45-50 kişilik sınıflar var ise, buralara okul yerleri yıllar öncesinden planlanmamış ise bunun suçlusu şimdiki yönetim de değildir. Ancak şimdiki yönetimler gerekirse imar tadilatları ile de bunu çözmek zorundadır.

Size bir örnek verecek olursam;

Ahırdağ caddesi üzerinde iki yerde okul yapılacak yer vardır. Bu civara ilköğretim ve lise ihtiyacı vardır. Her apartmanın bir köy nüfusu kadar nüfus barındırdığı bu bölgede Cahit Zarifoğlu İlkokulunda, Nuri Pakdil Ortaokulunda sınıflarda kaç öğrencinin olduğunu biliyor musunuz? Yazık değil mi bu çocuklara?

Aynı şeyler şehrin dört bir yanında, semtinde sürekli karşılaştığımız sorunlar olarak bu kentin ilk gündem maddesi olarak karşımızda duruyor.

Bir gazeteci olarak bana bu şehrin en öncelikli sorun nedir diye sorsalar; Eğitim ve Sağlık diye cevap veririm.

Benim işyerimden evime giderken kaybettiğim zaman 5 ya da 10 dakika olacaktır.

Ama okul ve sağlık kurumunuz yok ise önce çocuklarınızın geleceğini sonra da sizin sağlığınızı yitirmenize sebep olacak iki sorun…

TV’de ki proğramlarımızda vatandaşlardan gelen sorulardaki taleplere baktığımızda; kimse okul istemiyor, hastane istemiyor. Varsa yoksa ulaşım. Yapmayın arkadaşlar… Yollar, köprüler bir yıl gecikmeli olarak yapılır, biter. Ama eğitim için çocuklarımızın kaybedeceği yılların telafisi yoktur. Hastane uzak olduğu için kalp krizi geçiren bir vatandaş yolda öldüğünde bunun sorumlusu kim olacak?

Demek ki, eğitim ve sağlık hepsinden önemli bir sorundur. Buradan yetkililere sesleniyorum.

Yörükselim Devlet Hastanesi büyütülmeli ve bağımsız bir başhekimlik haline getirilmelidir.

Kadın Doğum Hastanesi Necip Fazıl Hastanesi yakınlarında yapılacak bir bina ile o bölgeye taşınacak.

Ancak siz bunları yapacaksınız da; biz küçük çocuklarımızı hangi hastaneye götüreceğiz. Neden bu milleti özel hastanelere mahkûm ediyorsunuz? Bu bakış açınızın neresi tutarlıdır?

Ama Yörük Selim hastanesi büyütülür, çocuklarımız için de acil sağlık hizmeti verilirse yani Acil ikiye ayrılır, yetişkin ve çocuk olmak üzere iki bölüm haline getirilirse buna da itiraz etmeyiz.

Ben Cumhurbaşkanımın yolundan gideceğim. Bundan sonra Kahramanmaraş’ta kafamı kurcalayan, vicdanımı rahatsız eden hangi konu var ise bunu gündeme getireceğim ve sorgulayacağım. Çünkü ülke bizim, şehir bizim. Biz yaşıyoruz bu şehirde…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar