Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Çocuk evliliği yalanı

 Son günlerde yeniden başlayan çocuk gelin fırtınası içinde, aziz Türk milletine iftira edildiğine şahit olmaktayım. Yapılan bütün anketler sanki aziz Türk milletinin pedofili denilen alçak hastalığın pençesinde inlediğini göstermekte ve kendi elimiz ile kendimize kötülük yapmaktayız.

             1933 yılında cumhuriyetin 10. Yıl nutkunda Atatürkün, sıfırdan meydana gelen nüfus için, yoktan var edilmiş gibi cümleler kullandığını hatırlayınız. Oysa bu meselelerde, aziz Türk milletini bağlayan içtimai, sosyal ve psikolojik unsurlar tamamen kuran-ı azimüşşan ve hz. Peygamberimizin sünneti ve Türk töresinin güzellikleri olmuştur. Aradan geçen zaman içinde, defalarca değiştirilen medeni kanunumuz, avrupanın maddeci ve hristiyan kültüründe yoğrulmuş kanunları olmaya başlayınca, bizim hayat tarzımız ile muhatap olduğumuz kanunlar çelişmeye başladı.

            Bizler için çocuk dendiğinde akil baliğ olmamış kişi akla gelir ve bu kişiler dinen de mesuliyet sahibi olmayıp , yanlışlık ile yaptıkları işlerden zarar görenler içinde çocuk kabul edilip ona göre bir müeyyide uygulanır idi. On iki yaşını geçmiş bir çok erkeğe artık genç gözü ile bakılır ve aileye katkısı beklenir idi. Kızlar o yaşlarda artık genç kız muamelesi görmeye başlar ve kişiliklerindeki gelişme de o yönde olurdu. Rahmetli annem on iki yaşında iken sokakta sek sek oynardım. Bir gün beni eve çağıran annem, önce banyo yaptırıp güzel kıyafetler giydirdi. Eve gelen onlarca hanım  misafir huzurunda bana manto ve başörtüsü giydirilip, mevlüt gibi dualar eşliğinde beni tebrik ettiler ve bana daha önce kızım elif diyenler, artık elif hanım demeye başladılar. Ertesi gün arkadaşlar beni sokağa çağırdıklarında artık onlar ile oynamayı kendime yakıştıramadım ve sanki bir günde büyümüş oldum. Annem ve etraftaki herkes bana hanım diye seslenir ve beni büyük insan olarak muhatap alır iken bende kendimi büyümüş hissetmeye başlamıştım. Ondört yaşını bitiren bütün kızların nerede ise yüzde sekseni evlenirler idi diye anlatmıştı. İşte Atatürkün övündüğü o nüfus bu genç yaşta evlenen nenelerimiz ve annelerimizin eseridir. Rahmetli babam ise erkeklerin onsekizden önce evlenmesinin şehirlerde pek olmadığını, fakat köy yerinde bazı  an , on altı veya onyedi yaşında evlenenler olduğunu söyler idi. Hiç kimse bu insanlara pedofili hastası muamelesi yapmaz idi. Çünkü rehber kuran ve Türk töresi idi. O genç yaşta evlenenler de adam gibi evlat yetiştirir ve ülkelerine ve devletine hizmet ederler idi. Hiç kimsede onlara bunlar çocuk, bu yaşta evlenilirmi demezdi. Nüfusumuzdan ve varlığımızın çoğalmasından rahatsız olan batı, bize bu tür oyunlar oynamakta ve içimizdeki hainler vasıtası ile de bize hasta muamelesi yapılmaktadır.

                   Avrupanın pedofili hastalığını yaşadığı yıllarda aziz Türk milleti kendisine islamı rehber olarak almış ve hayatında bu tür hastalıkların adını dahi bilmez, fakat ondört yaşının altındaki kızların da evlenmesine müsaade edilmez idi. Tecavüz gibi kötü hadiseler hiç olmaz denecek kadar az idi, çünki bu suçun cezasını bizzat halk kendi elleri ile verir ve tecavüzcünün yaşaması mümkün olmazdı.  Hiç kimsede bu genç olarak evlenen insanlara suçlu muamelesi yapmazdı. Şimdi köy yerlerinde kendi gönlü ile evlenen gençlerden, hanımları yokluk içinde, çocukları ile mağdur, erkekleri ise hapishanelerde çürütülüyor. Oysa bu insanlar eşlerine tecavüz ederek onlar ile evlenmiş değillerdi. Bir kızın, tecavüzcüsü ile evlendirilmesi ise asla mümkün olmaz, çünkü o kişinin  yaşamasına ne kanun ne halk imkan vermez idi. Şimdiki gibi her suçluyu içeriye atmaktan başka cezanın olmadığı yıllar değildi.

                Şimdi ise yurdumuzda dörtyüz cıvarında hapishane var ve inanın içeride yer yok. İslamın cezalarına bakınca, hapis cezasının çok olmadığını, had ve kısas ile beraber bir çok çeşitli caydırıcı cezaların olduğunu ve suçluları yıllarca beslemek gibi yük altına girilecek cezaların az olduğu görülürdü.

              Onsekiz yaş altındaki insanlara çocuk denmesi ile, bu yaşın altındakilere işletilen cok feci suçlar da büyük artış olmuş. Bu suçları işleyenler çocuk muamelesi gördüğünden, büyükler tarafından kendi işleyecekleri suçlar için alet edilmişlerdir. Bu kadar suistimale rağmen bu yaş sınırında ısrar edilmesi aziz Türk milletinin yüreğinde büyük yaralar açmıştır. Oysa kurtuluş savaşında şehid edilen bir çok büyüğümüz  onsekiz yaşının altındaki gençler idi. Hiç zaman geçirilmeden, kızlar için evlenme yaşının onaltıya, erkekler için ise onsekize indirilmesi, onbeş yaşın üstünde suç işleyenlerin ise ergen sayılması bir çok elim hadisenin önüne geçeceği gibi, hırsızlık ve cinayet gibi bir çok suçta da önemli azalmalara sebeb olacaktır. Bu insanlar için müeyyide uygulanacak yaş onbeşten gün almaları olmalıdır.

               Bu yaş düzenlemesinin en önemli neticesi ise çocuk gelin diyerek , insanların aklında sanki ondört yaşının altındaki kızların evlendirilmesi gibi bir iz bırakan  iftiradan da kurtulmamızı sağlayacaktır. Medeni kanunumuzdaki bu yaş düzenlemesinin acilen yapılması, askerimizi ve polisimizi şehit eden ve yaşları onyedi cıvarında olan teröristlerinde ellerinden bu çocuk kozunun alınması demek olacaktır. Bir çok terörist olayda kullanılan bu gençler daime karşımıza çocuk olarak çıkarılmakta ve taş atan çocuklar gibi bizimle alay eden uygulamalardan da kurtulmuş olacağız.

 Kanun öyle bir düzenlenmeli ki, tecavüz suçunu işleyenin, tecavüz ettiği mağdure ile evlenmesine izin verilmemeli, fakat onaltı yaşından gün alan birisinin ise ailesinin rızası ile evlenmesi halinde , tecavüzcü suçlamasına muhatap olması engellenmelidir. Gene bu yasa ile aziz Türk milletine hakaret etmek için sırada bekleyenlere de fırsat verilmemiş olur. Her sey Rabbimin rızası içindir. Vesselam. 

Önceki ve Sonraki Yazılar