Zekeriya Çakabey

Zekeriya Çakabey

 BU ÇOCUKLARIN SUÇU NE

Günümüz insan hayatı, sorunlarıyla çıkar oldu karşımıza. Bilemediklerimiz ve çözemediklerimizle çekilemez duruma getirdik günlerimizi. Her şeyde büyük boşluklar oluşturan insanoğlu kendini de zora soktu böylece. Böyle giderse, umut bağladığımız gelecekten de söz edemez olacağız. Çok daha geç kalmadan, çözüm için, gereken bütün atılımı göstermeliyiz bir an önce.

    “Senin derdin üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?” deyişine uyan bir arayış sistemiyle işe bir giriştik mi, ondan sonra çık işin içinden çıkabilirsen. Soruna muhatap olduğumuz kişinin; gelmişinden, geçmişinden tutun da ne kadar kirli çıkını varsa hepsi kendiliğinden pazar olur dillerde. İş ana mecrasından koptuğu gibi çoğu zaman da küçücük, karşılıklı öz veri ve anlayışla tatlıya bağlanacak sorunlar, kan davası gibi sözün bittiği yere gelir ve çakılır. Aradan geçen yıllara rağmen deneme yanılma yöntemiyle bir arpa boyu yol bile alamayız. Aldığımız çok uzun zaman ve çok az mesafe, hafif yollu bir rüzgârla tuzla buz olur; onca emek ve masrafın ardından tekrar sil baştan yeniden soyunuruz sorunların üstesinden gelmeye.

    Çocukları ve gençleri düşünmeden de yapamıyor insan. Çünkü onlar yarınımız demek. Hesaba katmadığımız büyüklerimizin nasıl bugünü olduysak, biz istesek de istemesek de gençler de bizim yarınımız olacak tartışmasız.

    İşte bütün sorunun düğümlendiği nokta da bu zaten. Bu çocuklar gökten zembille inmediler. Annelerinden doğduklarında tertemizdiler ve günahsızdılar. Milleti, anne- babasının kimliği, yaşadığı coğrafya, doğduğu ev ve bölge onları günahlı ya da suçlu kılmıyordu.

    Onlar, inançlı ya da inançsız; doğru ya da yanlış, dürüst ya da hırsız; çalışkan ya da tembel ... Hepsi toplumun yüklemeleri, eğitimleri sonucu ortaya çıkmadı mı sizce?

    Kin, nefret, sevgi, kıskançlık, menfaat, hak, haksızlık, hedef, hedefsizlik gibi değerler bizim damarlarına şırınga ettiğimiz tohumların, bazen değişikliğe uğrasa da yeşermesinden, boy vermesinden başka bir şey değildir.

    Tıpkı bu gençler ve çocuklar, bize hizmet veren, okullar, hastaneler, yollar, otobüs, tramvay, tren, vapur gibi aklınıza ne gelirse bizim ortak değerlerimiz değil mi? Bu değerlerimiz, tam da hayata atılacakken ortaya çıkan kişilikleriyle de tamamen bizim eserimizdir. İyi ya da kötü, her neyse!

    O zaman bizim ortak değerimiz olan gençlik için, şapkalarımızı gözlerimizin önüne koyup, çocuklarımız için; onların geleceği için, ülkemizin geleceği için neler yaparız diye baş başa verip, el ele tutuşup çözüm aramamızın vakti çoktan geldi, geçiyor bile.

    Ya da ağızlarımızı açıp; veli, okula; okul, veliye; medya, sisteme; gençler, medyaya, vesselam aklına nere gelirse vermek veriştirmek varken ve tek haklı senken…

    Biz, devlet olarak, millet olarak, aile, öğretmen, medya, iletişim araçları (bizim yönlendirdiğimiz) çocuklara ve gençlere sahip çıkmazsak, gün gelir sahip çıkamayız.

    Çünkü senin sahiplenemediğini, birileri sahiplenecektir bilesin.

                                                                                  

Önceki ve Sonraki Yazılar