BİZE NE KUDÜS'TEN

Fatih Sultan Mehmet 1453 yılında İstanbul’u alır ardından 1461 yılında Trabzon’a fetih için yönelir. Bir başka Türk Hükümdarının, Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan’ın annesi Sara Hanım fetih esnasında Akkoyunlularla yapılan anlaşma gereği Fatih’in yanındadır.

            Trabzon’un coğrafyası gereği o zamanların şartlarında Osmanlı ordusu Trabzon’a 40 gün süren bir yolculukla ve zorluklarla varabilmiştir. Bunca meşakkati gören Sara Hatun Fatih’e şu sözleri söyler; Hey oğul Trabzon’a bunca zahmet niye? Trabzon dediğin nedir ki, topraksa toprağın var paraysa bunca emeğe değer mi?

            Fatih bu sual üstüne hışımla; Hey ana bu zahmeti sen dünya için mi sanırsın bu zahmet din ylundadır. Bizim elimizde islam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti göze almazsak bize Gazi demek yalan olur. Diye cevap verir.

            Çok şükür ki bunca fesada, ifsada, israfa, inkara rağmen İslamın kılıcı hala Türkiye’dedir. İstanbulda 55 ülkenin katılımıyla yapılan Kudüs zirvesi bunun en büyük işareti olmuştur.

            Batı karşısında ekonomisi büyük olan Çin değil, Asgeri gücü yüksek olan Rusya değil yine medeniyetin beşiği ve temeli olan Türkiye durabilmiştir.

            Hamasi söylemlerle siyasi mesajlar verme gayretinde değilim çünkü benim işim değil. Bir perspektif sunmak istiyorum. Gerçekleşen ve gerçekleşmekte olanları görebildiğim kadarıyla çizmek benim yapmak istediğim.

1. Dünya da güç merkezleri değişiyor;

            Avrupa da roma imparatorluğu çöküşünün ardından büyük bir boşluk doğdu bu boşluğu ise İslam uygarlığı doldurdu. 16. yy.’a kadar doğu-batı ticaretinin neredeyse tamamını İslam medeniyeti yapmaktaydı. Bu güç 20. yy’a kadar batı medeniyetine geçmişti denebilir. Fakat zamanın hızlanması ile Batı dünyası mutlak egemenliğini yitiriyor.

2. İslam ülkelerinde radikal değişimler olmakta;

            2008 de patlak veren daha öncesinde temellenen Arap Baharı durmuş değil. 15-20 ülkeyi doğrudan veya dolaylı etkileyen liderlerini değiştiren sınırları hareketlendiren bu olay hala sürüyor. Nerede nasıl duracağı ise belirsiz.

3. Birleşmiş Milletler-NATO gibi örgütler anlamını yitiriyor.

            AB dağılma sürecinde...BM yada NATO kuruldukları tarihlerde belki bir anlam taşıyorlardı. Şu an ise sadece bürokratik birer yükten ibaretler. Sovyetler birliği dağılalı neredeyse çeyrek asır oldu. NATO’nun anlamı nedir?

            Sonuç olarak dünyada bunca değişim ve dönüşüm sinyalleri varken, Türkiye ‘Bana ne?’, ‘Neme lazım!’ diyemezdi. Demedi de Türkiye şu anda sadece işbirliği teşkilatı olan ama ilerde neye evrileceğini bilmediğimiz örgütü maksimum seviyede kullanmasını bildi. Tüm dünyaya bir mesaj verdi.

            ‘Hoop durun bakalım orada bizde burda bir gücüz’ diyebildi.

            Rivayete göre bir gün Kanuni Sultan Süleyman o zamanın Şeyhül-İslamı olan Ebu Suud Efendiye bir soru sormak için mektup yazar. Mektupta şu sual vardır; Osmanlı ne zaman yıkılır? Nasıl yok olur?

            Bu soruya Şeyhül-İslamın cevabı çok kısa ve net olur; Bana ne! Neme lazım!

            Kanuni hiddetle Şeyhül-İslamı huzuruna çağırtır; Bre Ben sana mühim bir sual ediyorum senin verdiğin cevaba bak. Ne demek istersin?

            Şeyhül-İslam sakin bir şekilde anlatır; Efendim Osmanlı ne zaman yıkılır demişsiniz? Osmanlı vazive başındakilerin Bana ne didikleri gün yıkılır! Osmanlı nası yok olur demişsiniz? Halk Neme lazım dediği gün yok olur.

            Hülasa bu yolda herkese bir vazife düşmekte...İstanbul’un savunması Beykoz’dan değil Kudüs'ten geçer. O yüzden Bize Ne Kudüs'ten diyemeyiz...

Önceki ve Sonraki Yazılar