Gülsemin Uğur Kurt

Gülsemin Uğur Kurt

BİZ KAPANIYORUZ, YARALARIMIZ AÇILIYOR!

Tam kapanma kararı virüsün seyri açısından gerekliydi elbet. Gerekliydi ama...

Alınan kararla birlikte maaş alamayacak insanlar, iş yerleri, dükkanları kapanacak insanlar, geçimini günlük kazançla sağlayan insanlar ne olacak diye düşünüyorum.

Çocukları da düşünüyorum. Çocuklara bu süreci izah etmek zordu şimdi daha da zorlaştı. Güneş yüzünü göstermeye başladıkça çocukları evde tutmak iyiden iyiye zor olmaya başladı. Hele çalışan aileler, çocuklarını kreşe, bakıcıya bırakamayan ama işlerine gitmek zorunda olan aileler...

Öğrencileri de düşünüyorum. Okullarından uzak kalan, eğitimleri aksayan, kafaları karışmış, kaygıları artmış, motivasyonları tamamen düşmüş öğrenciler. Hele sınava girecek olanlar. Sınav kaygısına eşlik eden bir belirsizlik kaygısı...

Her türlü sıkıntılı bir süreç! Rabbim yardımcımız olsun. Özellikle geçim derdinde olanlara, evine ekmek götürme telaşında olanlara...

Peki bizler ne yapabiliriz?

Bütün dünyayı onaramazsın ama onarmaya kolunun uzandığı yerden başlayabilirsin. Bir ruhun diğerine yardıma heveslendiği, bir ıstırabı dindirmeye talip olduğu her seferinde dünya güzelleşir ve buraya geldiğimize, insan olduğumuza değer diyor üstad Kemal Sayar...

Ne kadar da doğru söylüyor. Aslında acımızı hissedecek birilerinin yokluğu, birilerinin bize kayıtsız kalması asıl darbeyi vuruyor bize. Bencillik çağında ruhlarımız üşüyor. İnsanların yanından geçiyoruz ama o kadar kendimize odaklıyız ki onları görmüyoruz, dertlerini dinliyor gibi yapıyoruz ama o kadar kendimize odaklıyız ki onları duymuyoruz...

İnsanın varoluşunda merhamet vardır!

Varoluşumuza işlenmiş güzellik, rahmet yani merhamet...  Peki nasıl çıkaracağız varoluşumuza gizlenmiş bu rahmeti?

Merhametli insanlar böylesi zamanlarda düşen birinin elini tutmak, onu yerden kaldırmak ister. Etrafımızda derdi olan, ihtiyaç sahibi olan insanları görüyoruz, Allah yardım etsin çok üzüldüm diyoruz. Kendimizi de merhametli olduğumuz için içten içe takdir ediyoruz belki. 

Peki merhamet sadece bir duygu mudur? 

Merhamet bir duygu değil eylemdir! 

Daha doğrusu eyleme geçmiş bir merhamet gerçek bir merhamettir. Bizi harekete geçirmeyen hiçbir duygu gerçek değildir. 

Bilmek mesul olmaktır! 

Bu sözü duymuşsundur sevgili okur. Çevremizde derdi olan, ihtiyacı olan birini gördüğümüzde, duyduğumuzda Allah yardım etsin diyoruz ya, işte tam o an aslında Allah tarafından şu soruya muhatap olmuş oluyoruz: Kulum sen ne yaptın? Bu soruya muhatap olmadan önce biz kendimize soralım, biz ne yaptık? Ne yapıyoruz? 

Merhametin elinden tutarak, "ben'den" bize hicret edelim! 

İnsan insana şifadır diyoruz ya ve hep romantik ilişkiler için kullanıyoruz. Peki gerçekten bir insana şifa olamaz mıyız?  Bir yarasını saramaz mıyız? Bir ihtiyacını gideremez miyiz? 

Merhamet duygusunu eyleme dökebiliriz

Sosyal mesafeyi tekrardan artırdığımız bu dönemde duygusal mesafeyi kısaltalım. Bu zamanlarda kardeşliğin ve merhametin gücüne ihtiyacımız var. Kendimizi ve ruhumuzu ihtiyacı olanlara yardım ederek taze tutalım. Yaşamın en büyük sırrı paylaşmakta! Darda olan insanın yüzündeki gülüşün sebebi olabilmekte... 

Hadi penceresiz evde karanlıktan yakınan kişiye bir pencere açalım sevgili okur, böylece odaya süzülen gün ışığı bizi de aydınlığa boğsun... 

Harcamadan ve harcanmadan vaktinizin bereketi bol olsun. 

Sevgilerimle... 

Önceki ve Sonraki Yazılar