Başörtüsü, don ve laiklik

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, iddianamesini, "düşünce özgürlügü" çerçevesinde sarf edilen sözlere ve "kırmızı sokaklar", "bilbordlarda mayo yasagı" gibi, bilahare hakkında düzeltme yapılan gazete haberlerine dayandırıyor.Beni en çok şaşırtan, Cüneyd Zapsu nun, başörtüsünü "don" ile ilişkilendiren cümlesinin laiklik karşıtı sayılması oldu."Başörtüsünü çıkart demek, bir kadına donunu çıkart demek gibi bir şey." Muhtelif yorumlar yapılabilir: "Bu cümle, ince eleyip sık dokumadan öylesine sarf edilmiştir; kadınlar açısından inciticidir; hatta başörtüsüne karşı saygısız bir tavır içermektedir" denilebilir.Ama "laiklige" aykırı bir cümleden katiyen söz edilemez. Laiklik, devletin temel nizamının din esaslara dayandırılmaması, inançlara karşı eşit mesafede kalınması anlamına gelir. Laikligin, ikinci ayagı da, din ve vicdan özgürlügüdür.Cüneyd Zapsu, acaba ne deseydi, laiklige ters düşen bir düşünce ifade etmiş olurdu? Biraz fikir jimnastigi yapalım:- Her kadın, don giydigi gibi başını da örtmelidir.- Başörtüsüz kadınlar da, donsuz kadınlar kadar edep dışı bir davranış içindedir.Ama Zapsu, zaten, böyle konuşamaz, çünkü hem eşi ve kızlarının başı açık, hem de kendisi laik düzenin bir parçası.Özgürlügün genişletilmesi, meselâ, "başörtülü kızların okumasına izin verilmesi" veyahut bu özgürlügün savunulması, laiklik karşıtı bir tutum degildir; aksine, "din ve vicdan özgürlügü" baglamında, laiklik ilkesinin bir geregidir. Laiklik karşıtı bir tavırdan söz edebilmek için, bir özgürlügün ortadan kaldırılması veya sınırlandırılması gerekmektedir. Herkese başörtüsü mecburiyeti; içki yasagı; evlenmede, boşanmada, cezalarda şeriat hükümlerinin uygulanması gibi...Bugün Başsavcı nın gerekçesinde yer alan birçok düşünce, her gün çeşitli köşe yazarları tarafından ifade ediliyor. Herkes, hepimiz, laiklik ilkesini çigniyor muyuz? Laiklik, din düşmanlıgı degildir. 28 şubat dayatmalarını sessizce kabullenmek hiç degildir. Önce bunda anlaşalım.


Önceki ve Sonraki Yazılar