M.Fatih ERDOĞAN

M.Fatih ERDOĞAN

Baba Nasihati ve Disiplin

Sevgili dostlar, bizim çocukluğumuzda her şey çok kıymetliydi. Yiyecek, içecek, yakacak kısaca söylemek gerekirse; yaşamımız için gereken ne varsa çok değerliydi. Büyüklerimiz asla israfa izin vermezlerdi.

Okula giden öğrencilere öğretmenleri, meslek öğrenmeye giden çıraklara ise ustaları tarafından; ‘tutumlu olmak ve israf yapmamak’ mutlaka öğretilirdi. Sahip olduğumuz hiçbir şey ziyan edilmezdi.

Babalar oğullarımıza tertipli, düzenli, disiplinli ve tuttuğunu koparan birer iş adamı olmanın yolarını öğretirken annelerde kızlarımıza hamarat, becerikli, ‘diktiği giyilen, pişirdiği yenilen’ birer ev hanımı olmanın yollarını öğretirlerdi. Anne ve babalarımız, ‘sürekli çalışan, üreten ama asla israf etmeyen’ insanlarda.

Bu yazıyı yazmama, Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzde Maarif Müfettişi olarak görev yapan Sayın Hacı Dişçeken Beyefendi sebep oldu. Kendisi tanımakla şeref duyduğum kıymetli bir eğitimci. Dün, birçoğumuzun bildiği fakat sık sık yeniden okumamız gereken ‘Baba Nasihati ve Disiplin’ başlıklı hikâyeyi paylaşmış. Ben de hepimizin çok ama çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm davranışların hatırlatıldığı hikâyeyi köşeme taşımaya karar verdim. Buyurun hep beraber bir kez daha okuyalım…

Baba Nasihati Ve Disiplin

Evi terk etmeye karar vermişti. “Diş fırçalarken suyu açık bırakma” “Salondan en son kim çıktı? Işıklar neden açık” “Makası neden yerine bırakmıyorsun?” Gibi babasının ikaz ve söylemlerine dayanamıyordu.

Sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer kabul edilirse aile evini bırakıp, kedisine bir ev kiralayacaktı. Artık kendi hayatını yaşamak istiyordu. Sabah, babası onu kapıda uğurladı.

 – Dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, oğlum dedi. Görüşme adresine gelince, kapıda bekçi yoktu. Bahçe kapısı açıktı ama sürgülü kilidinin demiri dışarıdaydı, giren çıkan herkes bu demire değiyordu. Hemen kilit sürgüsünü geri çekti ve içeriye girdi. Bahçede bir hortum suyunu boşa akıtıyordu. Onu aldı ve sulasın diye bir ağacın dibine bıraktı. Bir avluya girdi, duvar dibinde boşa çalışan bir vantilatör gördü. Gayrı ihtiyarı bir hareketle, vantilatörü kapattığını fark etti. Artık huyu nefsine galip geliyordu. Kendisini tuhaf hissetti. Oradan küçük bir odaya girdi. Üzerindeki okla görüşme salonuna gider, yazan bir kâğıt ters bir şeklide asılı duruyordu. Kâğıdı düzeltip, görüşme salonuna girdiğinde diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonun ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yer aydınlatıyordu. Aldırmak istemedi fakat babasının sesini duyar gibi oldu sanki “kapatın bu ışıkları” diyordu. Bu ses dikkatini dağıtıyordu.

Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu. Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı. Masanın öbür tarafında oturan kişi evraklarını istedi. Diplomalarını inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve imtihanın bir parçası olmalı. Dedi kendi kendine. Ne cevap vereceğini bilemedi. Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.

Karşısındaki adam; Neyi düşünüyorsunuz? Diye sordu. Biz burada kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik. Açık sürgü kilidi, boşa akan su, vantilatör, ışıkları ve ters kâğıt hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.

Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü.

Sizce de ‘hayatta başarılı olmanın yolu, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz sorumluluktan geçiyor’ ise lütfen hikâyede dikkat çekilen davranışları edinin…

Önceki ve Sonraki Yazılar