Habibe BAYKALKÖK

Habibe BAYKALKÖK

Ata yurttan ana yurda selam

Babaannem anlatırdı; gide gide, az gittim, uz gittim, dere-tepe düz gittim , altı ay bir güz gittim, derdi. Masala böyle başlardı, çook güzel anlatırdı rahmetli, zaten nineler hep öyle değil midir? Bu bir masal değil, fakat yeni nesle masal gibi, diye böyle başladım.

Manevî haller nasıl anlatılır bilmem ki?
 Ben de altı ay değilse de, eskiden zaten gerçekten de altı ayda gelinirmiş buralara, atların sırtında. Ata Dede yurdu Kazakistan'a altı saat süren uçak yolculuğu sonunda geldik.
 Bir Perşembe günü, öğle vakti ulaştık.  Geldiğimiz uçakta üç beş erkek ancak vardı, garip garip baka durdum, kendimce gözlem yaptım. Neden hep kadın? diye sormadan edemedim. Erkekler evde, biz İstanbul'a alış- verişe geliyoruz, dediler. İnsanların iki katı bavul ve koliden anlamalıydım.
 Büyük bir heyecanla Kazakistan'ın Türkistan şehrinde, bize tahsis edilen, Hoca Ahmet Yesevi  Hz.nin Üniversitesi'ndeki lojmanımıza geldik.
Geldik gelmeye, ama siz bendeki heyecanı bir görseniz…  Dinlendik, o gece.  Cuma sabahı oldu kahvaltıyı yapıp, yola revan olduk.
Nereye diye sormazsınız tabii…
 Hoca Ahmet Yesevî Hazretlerinin  Türbesine ( burada “kümbes” diyorlar). Eşim daha önce defalarca gördüğü için daha rahattı.
Burası, büyük bir külliye, kocaman bir bahçe içinde…
Güvenlik kayıt alıyor, orada uyruğunu soruyorlar.
Büyük maneviyat yükleyen duvarlarla kaplı, bölüm bölüm…
Her oda ayrı bir ruh hali yaşatıyor o anda, orada.
 Kabrinin bulunduğu ve namaz kılınan, ayrı ayrı yerler… Medreseler…
Müze kısmı, Kuran'ı Kerimler ve kullandıkları eşyalar.
Büyüleyici,  kocaman bir avlu; ortasında çapı 3 m. Ya da 5m Türkistan pilavı pişen devasa bir KAZAN.
Bahçesinde, Çilehane ve daha birçok küçük aşhane dedikleri çadır tipi evcikler…
Şöyle diyorlar: "Mekke'de Hz Muhammed, Türkistan'da Hoca Ahmet Yesevî…Mutlaka ziyaret edin!..” Hatta, ona derviş diyenler, Alp-erenlerın önderi diyenler, sufî, dindar, güçlü bir yiğit diyenler var. (Kültürdeki algı bu…)
 Zaten onun adına kurulan “Üniversite”nin  taç bölümünde: Türkçe ve Kazakça, "Köklü Geçmişten, Güçlü Geleceğe " sözü yazılı…
Bu söz bizlere yakın bin yılımızı tarif etmeye yeter de artar bile, zannederim.
Şimdilik bu kadar… Bu coğrafyadaki  gözlem ve duygularımı birkaç hafta yazmak ve okuyucu ile paylaşmak istiyorum.
Hz. Ahmet Yesevi'nin Duası ile selâmlar…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar