ARMONİ

RAMAZANDA TERCİHİMİZ NE OLMALIDIR?

Hayatı pek ciddiye almamak gerekiyor. Her şey kaderde yazıldığına varır, olacak olur ve buna fanilerin mâni olması mümkün değildir. Öyleyse ne yapılmalıdır? Yapılması gereken kaderi değiştiremeyeceğimize göre samimi olmak, iyiye niyet etmek ve doğrunun yanında yer almaktır. İşte bu duruş bizim iyi insan olup olmadığımızı gösterecektir. Dünya imtihanı da böyle değil midir? Allah insanlardan kaderi değiştirmesini istemiyor, aksine başına gelenlere ve geleceklere karşı samimi bir şekilde sabretmesini emrediyor. Tercih noktasına geldiğinde iyiliği emredip kötüyü yasaklıyor. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında idrak etmemiz gereken en önemli hususlardan birinin bu olduğu kanısındayım.  Tercihimiz her zaman iyiye ve güzele dair olmalıdır.

***

BU PROJELER ERKOÇ’UN ADINI YAŞATIR…

Dürüstlük, merhamet, vicdan, hak rızası, insana özgü ve insan olandan beklenilmesi gereken güzelliklerdir. Öyleyse eleştirilerde ölçülü olmak gerekmez mi? İnsanlar ağızlarından çıkanlardan mesüldurlar “Ben içimdekini dışarıya attım rahatladım” anlayışı doğru değildir. “Ben sözümü eğmeden, çekinmeden nerede ve nasıl olduğuna bakmadan söyledim. Bundan sonrası karşıdakinin sorunu” demek insani açıdan yakışık alır mı? Köyde yaşayan insanlarımız bilirler, çok mühim bir mesele üzerine komşunuzla, akrabanızla yahut ev ahalinizle istişare etmeye, konuşmaya başlarsınız tam o vakit ahırdaki yahut evin önündeki çimenlik alandaki eşek anırmaya başlar. Şimdi keser diye beklersiniz olmaz, birazdan susar dersiniz eşek inadı ya bitmez. Hasılı kelam ya yerinizi değiştirirsiniz yahut müdahale etmeye kalkarsınız. Çünkü eşeğin anırmasından ne konuşanlara ne de kendisine fayda vardır. Bir başka örnek ise ezan okunurken köpeklerin ulumasıdır. Niyetiniz halis, vaktin girmesini beklemişsiniz, abdestinizi almışsınız, tam ezan okunmaya başlar ve beklenmedik durumla karşı karşıya kalırsınız. Müezzinin buğulu sesiyle semaya doğru yayılacak ezanı perdelemeye çalışan köpek uluması yankılanır birdenbire ve bir anda bütün büyü dağılıverir.

Aslında insanlar normal zamanda eşeğin anırmasından ya da köpeğin ulumasından rahatsız olmaz. Duyulan rahatsızlığın nedeni yapılan davranışın yersiz, zamansız olmasındandır. Eleştiri de böyledir, yerli yerinde ve saygı ölçüsünde olduğu sürece insanlar bunu saygıyla karşılarlar. Ama henüz yenice niyet edilmiş, ilk kazma vurulmuş, aylarca süren hazırlık aşaması geçtikten sonra yapımına başlanmış projelerin daha ilk haftalarında şahsi nedenlerden dolayı karartma vermek, açık aramak, yerli yersiz eleştirilerde bulunmak doğru değildir. Bu hem yapılan emeğe saygısızlıktır, hem hizmet etmeye çalışana saygısızlıktır, hem de hizmet bekleyene saygısızlıktır.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih  Mehmet Erkoç’un şehir merkezinde yaptığı çalışmaların yerinde olduğunu düşünüyorum. Çevre yolu, şehir merkezini yayalaştırma, kavşak çalışmaları ve mesire alanları ilerleyen zamanlarda kentsel dönüşüm alanında atılacak adımlar, Sayın Erkoç’un adının gelecek dönemlerde anılmasına yetecek ve artacaktır. Yersiz ve zamansız eleştirilere gelince onlar için yapacak bir şey yok! Ama biliyoruz ki bu hizmetler Erkoç’un adını yaşatır…

 

***

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ! MAHİR ÜNAL BEY’İN MESAJINA DAİR…

Şehrimizin değerli siyasetçilerinden, 64. Dönem Kültür ve Turizm Bakanımız, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü ve şehrimizin Milletvekili Sayın Mahir Ünal Bey, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ile ilgili, “Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras temiz ve yeşil bir çevredir. 5 Haziran Dünya Çevre Günü Kutlu Olsun” mesajını hashtag ile twitter’da paylaşmış. Sayın vekilim ben de bir insan olarak, bir öğretmen olarak, kendince yazmaya çalışan bir yazar olarak, en önemlisi bir baba olarak sizinle aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyorum. Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel mirasın temiz ve yeşil bir çevre olduğunu savunuyor, hatta bir adım daha ileri gidip, ‘Hastanelerde doğan her çocuk için anne ve babaya bir ağaç dikmesinin zorunlu hale getirilmesini savunuyorum. Mesela, hastanede doğumdan sonra çocuğun eve çıkarılmasından önce TEMA’dan ya da şehrin Çevre İl Müdürlüklerinden ağaç bağışı yapılmıştır kağıdının getirilmesinin zorunlu tutulması gibi.’

Bu fikir abuk sabuk gelebilir. Lakin ilk yüzmeyi öğrendiğim AKSU nehrinin simsiyah aktığını, boya fabrikaları tarafından mahvedildiğini, balıkların ve diğer canlı türlerinin yok edildiğini, hemen altındaki Sır Barajı’nın bu atık sularla zehirlendiğini, bu fabrikalara siz ne yapıyorsunuz arkadaş denilemediğini, görmezden gelindiğini, Çevre İl Müdürlüğünün kulağının üzerine yatmış olduğunu görünce temenninizin Maraşlı çocuklar için uzak olduğunu söyleyebilirim. Şehrin batısındaki zeytinliklerin yok edilişi sırasında, binadaki kat kadar otopark yapmayı zorunlu tutan belediyecilerimiz, kesilen zeytinlikler, yok edilen ağaçların karşılığında ağaç dikme zorunluluğu getirelim, çocuklarımızın geleceğini bu müteahhitlere yok ettirmeyelim diyemediklerini düşününce temenninizin gerçekleşeceğine dair ümitlerim yıkılıyor. Yeşil ve temiz çevrenin miras olarak çocuklara bırakılması gerektiğini kavrayamayan kadrolar, maalesef ancak paylaştığınız twitter mesajınızı retweet ederek çevreci olabilirler!

Fabrika bacalarından fışkıran zehirli gazların çocuklarımızın ve yeşil doğanın ciğerlerini mahvettiğini göremediler ve hala göremiyorlar. Tüm dünya çocukları gibi Maraşlı çocuklarımıza da bırakabileceğimiz en güzel miras temiz ve yeşil bir çevre olmalıdır! Siyasi gücü, yani iktidarı ve yerel idareyi elinde bulunduran AK Parti’nin de bu konuda çalışma yapmazsa Maraşlı çocuklara ödenemeyecek şekilde borçlu olacağı aşikardır. Ağaç ve temizlikle ile ilgili peygamberimizin ve atalarımızın hassasiyetini bildiğinizi düşünerek örnekler vermeye gerek görmüyorum.

Evet, sayın vekilim sizin gibi düşünüyorum ve çocuklarımıza temiz ve yeşil bir çevre bırakmamız gerektiğine inanıyorum. Lakin biz sıkıntıları yazmakla, size duyurmakla, siz ise konuyu araştırıp suiistimaller var ise çocuklarımız için gereğini yapmakla sorumlusunuz. 

***

KATAR’DA Kİ DURUM NEDİR?

ABD’nin uydusu Arabistan ve avenelerine İngiltere’nin uydusu Ürdün’ün de katılmış olduğunu, amaçlarının Katar’ı karıştırmak olduğunu görüyor, biliyor ve yapılan planların neleri amaçladığını anlıyoruz. İsrail karşısında birleşemeyen, İslam beldelerini kana bulayan ABD ve AB karşısında birleşemeyen Arapların, Katar’a karşı birleşmesi planın üçüncü aşamasıdır.

I. Aşama: Irak ve Afganistan’da ABD ve AB askerleri Müslüman katliamı yaptı!

II. Aşama: Suriye, Mısır, Libya ve Tunus’ta Batılı istihbarat örgütlerinin kurup yönettiği sözde Müslüman terörist guruplar, Müslüman katliamı yaptı ve yapmaya devam ediyor.

III. Aşama: Halkı Müslüman, liderleri sözde Müslüman batının kuklası devletler, hem halkı hem de lideri Müslüman bir ülkeyi hedef aldı ve akıbeti meçhul…

***

Dua edin ey insanlar dua edin! Ülkemizin huzuru için, milletimizin ferahı için dua edin. Zalimlerin zulmünde inleyen mazlumlar için dua edin.  Rahmet ayında yüce Allah’tan dileyin! Bu kardeşiniz de unutmayın…

Önceki ve Sonraki Yazılar