“Akıl” “Ahlak” ve Din Baronları

Bu güzel ülkemde “ahlak sorunu” en temel sorun olarak karşımızda duruyor. Bir toplum ahlakını kaybederse her şeyini kaybeder. Üzülerek ifade etmem gerekirse; biz bunu çoktan kaybettik.

Sanırım hani şu elektrik konusunda bir dahi var, adı Nicola Tesla olsa gerekti. O diyor ki: “zavallı cahiller dinimiz var diye ahlakı yok saydılar!” Şu anki içinde yaşadığımız zamana uygun bir ifade. Kimse kusura bakmasın; son yıllarda din adına dinin pazarlandığını ve bunun büyük bir ekonomik sektör haline geldiğini görüyoruz.

Bundan kurtuluşun reçetesi var mı? Tabii ki vardır. İslam’ı adam gibi yaşamaya çalışır isek, Kuran-ı Kerim’de yazılan emir ve yasakları günlük hayatımıza uygularsak sorunu çözeriz.

Ama aklımızı ve bedenimizi bir din simsarına emanet eder ve söylediklerini Kuran ve Peygamberimizin sözünün üzerinde tutarsak işte o andan itibaren sorunlar daha da artar. Nitekim FETO hadisesi bu değil de nedir? Aklını bir meczubun emrine veren yüzbinlerce insanın din adına ülkesine ihanet edişlerine tanık olmuyor muyuz?

**

Düşünün bir defa; her hangi bir konuda Kuran’da yazılanlar, Peygamberimizin söyledikleri göz ardı edilerek bir başka din adına konuşan insanın sözünde mutabık kalmak ve o söze biat etmek hangi akıl ile izah edile bilinir?

Yani Allah ve Peygamberi bir yana bırakacaksın bir başka din simsarının sözüyle günlük hayatının akışına yön vermeye çalışacaksın. Ve bundan da sağlıklı bir sonuç bekleyeceksin? Kusura bakmayınız ama böyle düşünen insanların öncelikle bir ruh doktoruna görünmelerine ihtiyaçları vardır diye düşünüyorum.

Çünkü Allah, sevgili Peygamberimize “Oku” diye emretmiş. Okumadan, araştırmadan, karşılaştırma yapmadan, bir insanın söyledikleri her şeye peşinen doğru diye biat etmek, yeryüzünde para ile cennet satın almak değil de nedir?

Ne yazık ki şu anda; din baronları para ile cennet satmakta ve onlar dünyalık elde ederlerken bu satın alışta parasını kaybedenler ise kısaca cahil diye ifade edilmektedir.

Oysa biraz okusalar, biraz araştırma yapsalar bunun böyle olmadığını pek ala anlayabilecekler. Ne yazık ki akıllarını kiraya vermeleri daha kolayına gidiyor insanın. – Ben ne düşüneceğim. Kendimi şeyhime teslim ederim. O benim yerime düşünüyor. Yapılacakları da yapar diyor ve düşünme, araştırma faslına noktayı koyuyor.

Sonuç ise ortada…

**

İslam’ı günlük hayatında birebir uygulamaya çalışan insanlar aynı zamanda ahlaki olarak da gerekli donanımı almış kişilerdir.

Ancak İslam; kadınların başörtüsü ile erkeklerin namazına hapsedilmiş ise o zaman o toplumda ahlak da önemli yer tutar. Çünkü günümüzde “Cuma Müslümanları” diye tabir edilen büyük bir kesim vardır. Aynı zamanda günlük beş vakit namaz kılan ancak İslam’ın inceliklerinden mahrum insanlarda vardır. Bu her iki insan grubuna ilave olarak “bayramdan bayrama” ya da “cenaze namazlarında” cami avlularını dolduran insanlara da rast geliyoruz. Bunların imanı noktada durumlarını yalnız ve yalnız Yüce Allah bilir. Bu konuda ahkam kesmek haddimize değildir.

Bizi ilgilendiren esas konu ise; beşeri ilişkilerde ki muamelesidir. Hani deriz ya; Din muameledir. O halde ahlak muamelenin dürüstlüğü noktasında devreye giriyor. Ve bizdeki sıkıntı da tam burada başlıyor işte. Biz muamele noktasında hassas olursak, başkalarını aldatmaz, başkaları ile ilgili iftira ve yalan söylemez isek kurtuluşa ereriz. Yoksa İslam Dünyasındaki bu kargaşa, savaş ve gözyaşı hiç dinmez.

**

Naçizane tavsiyem şu olacak; Kuran ve Peygamber’in hadisleri dışında  herkesin yazıp çizdiği, konuştuğu sözler tartışılabilinir. Eksikliği yada fazlalığı noktasında fikir yürütebilinir.

Hiçbir akıllı Müslüman aklını kiraya vermez. Biz de bir tarikata bağlanabiliriz. Ancak bağlandığımız insan dokunulmaz değildir. Eksikleri olacaktır. Çünkü eksiksiz olarak sadece Peygamberler vardır. Başka yaratılmış hiçbir fani de bu söz konusu değildir.

İslam; yalanı ret etmiştir. Yalan söyleyen, bir başkası için gıbyet eden, iftira atan insanlardan uzak durulmalıdır. Çevremizde böyle insanlar var ise sözleri dikkate alınmamalıdır. Kaynak olarak hiç gösterilmemelidir.

Günlük hayatımızda İslam’ın yasak ve haram kıldığı davranışlardan kendimizi uzaklaştırma gayreti içinde olmalıyız.

Alışverişlerimizde adil, dürüst olmalıyız. Aldığımız bir ürünü satarken fahiş fiyat uygulamamalıyız. Satış yaparken fiyat indirimlerinin aşırıya kaçılması Müslümanca bir davranış değildir. % 70 indirim diye yazan mağaza sahiplerini uyaralım…

Kısacası ne aldatalım ne de aldatılan olalım. Hak ve adaleti elden bırakmayalım vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar