AH BENİM GÜZEL MEMLEKETİM

Geçmişte yaşanmışlıklar gelecek için bir tecrübe değil de hamaset için sürekli gündeme getiriliyorsa, bu davranış biçimi o toplumlar için üretim odaklı projelerin kabul görmediğini ve üzerinde baskı olduğunu gösterir.

Bir söz vardır.

“Dün dünde kaldı. Bu gün yeni şeyler söylemek lazım.” Bu sözün mana ve önemini bilmeyen, idrak edemeyen, iş üretemeyen insanlar her zaman boş laflar etmeyi bir marifet saydılar. Oysa bir zamanlar “biz ne büyük bir millettik?”

Fetih yaptığımız, fethettiğimiz ülke ve milletlerin örf ve ananelerine, dini yaşayış biçimlerine hiç dokunmadık, zorlamadık. Adalet, merhamet çizgimiz belliydi. Bu sayede dünyanın dört bir yanında asırlarca hüküm sürdük. Adalet dağıttık, sevgi dağıttık, merhamet dağıttık.

Şimdi bize ne oldu böyle?

Komşumuzu sevmiyoruz, herkese şüphe ile bakıyor, kimseye güvenmiyoruz. Bu gidiş hayra alamet değil. Bu gidiş iyiye gidiş değil. Belki de şimdi; ilk rastladığımız bir tanıdığımızı içtenlikle sevmeyi ve ona samimi davranmayı hedefleyelim.

**

BİZİ BÖLMELERİNE İZİN VERMEYELİM

Benim siyasi görüşüm, dünyaya bakış perspektifim, düşüncelerim bellidir.

Merhum Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Mehmet Akif Ersoy, Sezai Karakoç’u okuduğum gibi Kemal Tahir, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Nazım Hikmet’i de okudum, okurum, okumaya da devam ederim.

Merhum Mahsuni Şerif, Abdurrahim Karakoç, Hayati Vasfi Taşyürek, Akozan, Karaozan hepsi bizim değerlerimizdir. Bizden biridir. Bizim çarşılarımızda, bizim köylerimizde büyüdüler.

Bizler siyasi ideolojinin dar kalıplarına sıkıştığımız zaman bu ülke ve millet büyümez. Büyük ülke olmamız için, büyük devlet olmamız için farklılıklarımıza sahip çıkmak gibi bir zorunluluğumuz vardır. Bölünerek büyüyemeyiz.

Birbirimizin siyasi düşüncelerine hoşgörü içinde bakalım. Sevelim, sevilelim.

Siyasi düşüncesini tasvip etmediğim ama Türkçesine hayran olduğum Nazım Hikmet’in bir şiiri ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

MEMLEKETİM

Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,

Kurşun kubbeler ve fabrika bacaları

Benim o kendi kendimden bile gizleyerek

Sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

 

Memleketim:

Memleketim ne kadar geniş

Dolaşmakla bitmez tükenmez gibi geliyor insana.

Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.

Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum

Ve güneye

Pamuk işleyenlere gitmek için

Toroslardan bir kere olsun geçemedim diye utanıyorum.

 

Memleketim:

Develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,

Kavak, söğüt ve kırmızı toprak.

**

Şimdi ben bu şiiri sevdiğimi söylediğimde ve beğendiğim için yayınladığımda; komünist mi oldum?

Sözün hülasası; Ülkemizi, milletimizi sevelim vesselam…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar