Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Adalet Bakanlığının Cılkını Çıkarttığı Müebbet Ceza

Müebbet kelimesi Arapça olup ebedi kelimesinden türetilmiştir. Başındaki mü şahıs bildirir. Kelimenin tam manası ebedi olan kişi demektir. Ceza kanunumuz ile bir kişinin müebbet ceza alması demek, ebedi olarak hapis cezası ile cezalandırılmış demektir. Yani bir kişi müebbet cezası aldığından, hayatı bitene kadar ebedi olarak, yani ölene kadar hapis yatacak demektir.

Fakat  her şeyin cılkını çıkaran kanunları meclisten geçiren siyasiler, Türk adaletinin de cılkını çıkartmışlar ve bu kelimenin ve daha bir çok kelimenin manasının içini boşaltmışlar ve değersiz hale getirmişlerdir. Türkçesi bengi olan ebedi kelimesi ile ceza alan bir kişinin bunun ne manaya geldiğini bilmesi ve bir suç işler iken ona göre düşünmesi gerekir iken, içi boşaltılan bu ceza dolayısı ile hiç kimse suç işlemekte tereddüt etmemektedir. Uygulamada 30 yıla tekabül eder hale getirilen bu ceza, artık insanlarda korkutucu etki etmemektedir. Bu yanlışın üstüne bir de büyük yanlışlar içeren infaz yasamızı koyunca artık o kanunlardan beklenen adaletin sadr olması mümkün olmamaktadır.

Müebbet ceza alan bir kişi en fazla on yıl yatacağını ve büyük ihtimal bu kadar dahi yatmayacağını ve bunun yollarını gayet iyi bilmekte ve işleyeceği suç ile ilgili olarak bunu göze almaktadır. Bu cezayı kanuna koyanların maksadı bu ise diyecek bir sözümüz yok. Bu işin içinden çıkamayanlar bu sefer ağırlaştırılmış müebbet cezasını ihdas etmeye, o da yetmeyince beş defa, on defa ağırlaştırılmış müebbet cezası vererek müebbet kelimesinin içine etmişlerdir. İçini boşaltmışlardır demiyorum, içine etmişlerdir. Tıpkı adalet sistemimizin içine eden adalet bakanlığımız gibi.

Haberleri seyretmek büyük üzüntü verici bir hal almıştır. Devletime olan güvenimi yitirmeme, can ve mal güvenliğimden, evlatlarımın başına bir hal gelmesinden korkak olduk. Kocaman kocaman içinde binlerce insanın çalıştığı, hiçbir şey üretmeyen ve sadece tüketen bu tür hizmetlere verilen paralar, ayrılan bütçeler aziz Türk milletine hiçbir yarar sağlamayan bir garip hal almıştır. Her gün yeterli olmadığı düşünülerek yeni güvenlik personeli alımı yapılmaktadır. Hiçbir mesleği olmayan gençlerin hedefi polis veya bekçi olmak haline gelmiştir. Adam gibi ceza kanunları olmadan alınan bu polis ve bekçiler ne işe yaramaktadır. Bunlara ödenen paralar kara bir delik gibi bütçemizi yiyip bitirmektedir.

Hükümetin bütün bakanlarını az çok gördüğümüz haberlerde, adalet bakanı denen kişiyi görmez olduk. İsmi var kendisi yok olan bu bakanlık ve çalışan yüzbinlerce kişi milletin mutluluğu ve güveni için ne üretmektedir. Tek ürettiği bıkkınlık, yılgınlık, usanç ve bezginlik olmaktadır.

Türkiye bir suç cenneti haline gelmiştir. Bu durumun tek sorumlusu ise hükümettir. Hükümet hükm etmediği için suçlular gemi azıya almış ne polisten ne bekçiden korkuları kalmamış, işledikleri suçların yanlarına kar kalacağını bilen bu insanlar, bizim vergimiz ile bize hizmet etmesi beklenen adalet mekanizması ile alay edercesine her türlü şenaati işlemekten çekinmemektedirler.

Sokaktaki halka sorsalar, hayatları hukuk okumak ile geçen zevattan daha iyi çareler bulacaklardır. yüzlerce ceza evine ihtiyaç duymayacak bir hale getirilebilecek uygulamalar ile bu kangren olan mesele çözülebilecek iken, vurdumduymaz bir adalet bakanı ve hükümet yüzünden içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Cezaların suç işlemeyi bin defa düşündürecek şekilde yıldırıcı olması halinde mevcut hapishanelerin birçoğu boşalacak ve alınan personel başka kurumlarda ihdas olunacak, yüzbinlerce polis ve bekçi başka işlerde çalışacak ve üretime katkı yapacaktır. Türkiye’nin yüz karası utanç meselesi haline gelen bu vahim durum hakkında hükümetten tek ses çıkmamakta ve ileride seçimleri kaybetmelerine sebep olacak en büyük amil olacaktır. Kanları yerde kalan, acılarını içlerine atıp sadece ağlayan ve devletlerine ihtiyaç duyduklarında, devletin suçlunun yanında olduğunu gören insanlar bu hükümeti yerin dibine gönderecekler ve bu geçmişin hesabınızda muhakkak soracaklardır. 31 mart seçimlerinde alınacak yenilgilerin en büyük sebebinin insanlardaki zedelenen adalet duygusunun payı büyük olacaktır. Ben yazmaktan usandım, hükümet ve adalet bakanlığı ise bizi duymamakta usanmadı. Yazıklar olsun, hakkım haram olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar