Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

 836 Ne Demek?

Bu rakam da durdurabilir ve hızla 300'ün altına indirebilirsek, çok fevkâlade bi şey demek.

Ama çoğu kez gözlem ve tahminleri doğru çıkan itibar sahibi ekonomistlerimize göre; 836 rakamını bırakın yerinde durdurmayı; 6 ayda 950'ye çıkacağını, önümüzde ki 1 yıla kadar 975'i geçeceğini, 2024'e kadar 958'e düşerek, ancak 6 yılda 800 puanın altına inebileceğini söylüyorlar. Üstelik "bu kafayla böyle gidilirse" demeyi de ihmal etmeden...

Anlıyacağınız Türkiye Ekonomisi bu gidişle bırakın önümüzü yakından berrak berrak, ışıl ışıl görmeyi, 6 yıl daha bulanık bulanık görmeye devam edeceğiz. İnşallah yanılırız. 

Açılımı, Credit Default Swap olarak bilinen kısaltılmışı CDS yani ülkelerin Kredi Risk Primi, alınan kredinin ödenmemesi riskini tespit etmek ve bu riske karşı kredinin sigortalanması için kullanılan bir değer. 

Bir ülkenin yada uluslararası finans kuruluşlarının, bir başka ülkeye vereceği borcun geri ödenmeme ihtimaline karşı ortaya çıkan riske deniyor adını bu sıralar çokca duyduğunuz bu CDS, yani risk puanı.

Kredi Risk Puanı veya primi; alacaklı verdiği kredinin geri ödenmeme riskine karşı, alacağını sigorta eder. Sigorta için belirlenen bedel ise kredi risk primi ne tekabül eder. 

Kredi Risk Puanı tesbit edilirken, her % de 1 faiz oranı 100 puan olarak kabul ediliyor. Konunun daha iyi anlaşılması için güncel bir örnek vermek gerekirse; Türkiye'nin 2022 yılı Haziran kredi risk puanı 836, Çin'in ise 76 dır. 

Libor olarak ifade edilen, Londra'da tespit edilen ABD Doları gösterge faizinin de %2 olduğunu farz ederek, Çin % 2 artı % 0.76 yani toplamda % 2.76 faizle kredi bulurken, Türkiye Çin'in 3.75 katı fazlasıyla % 10.36 faizle borç alacak demektir.

Türkiye 2008 yılında zirve yapan 800 puanlı kredi riskini 14 yıl sonra tekrar kırarak 836 puanla içinde bulunduğumuz haziran ayında kırdı. 2018 de 289, 2021 de 410 olan risk puanımızı malesef şimdilik 2'ye katlandı. 

2022 haziran ayı bazı ülkelerin CDS yani kredi risk primini aşağıda belirtilmiştir. Dövize çok çok ihtiyacı bulunan adeta dövizkolik olan Türkiye'mizin hâli ahvâlı bu listeyle daha iyi anlaşılacaktır.

- Hollanda 10.70
- İngiltere  11.04 
- Amerika  16.10
- Japonya  19.50
- Fransa  22.20
- Çin 76.40
- Meksika  114.50
- Yunanistan 179
- Brezilya 254
- Türkiye 836
- Mısır 872
- Arjantin  1821
- Rusya  13 775 

Dikkat edilirse; ekonomileri, sağlam kurumlar üzerine oturmuş, geri ödeme sorunu olmayan ülkelerde risk primi azalırken, diğer ülkelerde prim yüksek seyrediyor. Türkiye kredi riski en yüksek 4 ülkeden biri.

Ekonomist Mahfi Egilmez'e göre ülkelerin Kredi Risk primini artıran iç ve dış nedenlerin olduğunu, dış neden olarak pandemi ve Ukrayna -Rusya savaşını ve bu savaşın getirdiği petrol fiyatlarında ki artışın, petrol, doğal gaz ve emtia zengini ülkeler de genel olarak etkisi az olsa da tüm dünya ülkeleri az veya çok bundan etkilendiği dillendirmektedir.  

Kredi riskini yükselten iç sebepler olarak da; enflasyonun ve kurların yükselmesini, dış borçların artışını, doğal afetler ve sosyal çalkantıların varlığından bahseder. İlaveten iç sebeplere hâkim olunabilecek yolun ve yordamı belli olduğunu, uygulandığı takdirde dış sebeplerin etkisinin de azaltılacağını söylemektedir.

Çoğu ekonomistler gibi eski Merkez Bankası baş ekonomisti Prof. Hakan Kara'da yaşadığımız özellikle de dar ve sabit gelirlileri bunaltan ekonomik krizin % 20'sinin dış faktörlerden yani savaş ve enerji, emtia fiyatlarından kaynaklandığını gerisinin de  yani %80 sebebin de kendi ellerimizle oluşturduğumuzu söylemektedir.
 Öyle yâ, Türkiye bu yüksek kredi riski sayesin de çok ihtiyacı olan doları ellerin verdiği faizin 3-4 katı yüksek faizle para bulacak. Bakın bu yüksek faizin faturası da enflasyon zam olarak geri bizden er yada geç mutlaka çıkacaktır.

2013 yılından bu yana kişi başı gelirini sürekli azaltan, ekonomide  "beni kurtaran yok mu !?" diye bas bas bağıran yapısal sorunlara bir türlü el atmadığımız gibi, iç ve dış borçlanmaya, bütçe açığına, israf ekonomisine "devam !" diyerek geldik vesselam bu kara günlere.

Goca goca ülkelerin faizleri artırdığı bir dönemde "kimse bizden faiz artırımı beklemesin" diyerek, güyâ faizleri indirmiş olduk, piyasa kredi faizi % 30'lara dayandı hâ !.

Faiz inince, kendine deger arayan dolar aldı başını gitti, bu enflasyonu yükseltti enflasyon doları...Paramız pul oldu, dolarla aldığımız her şey en az ikiye katladı. Enerji mi dersin, yem fiyatları ve buna bağlı "aziz milletin" mutlaka tüketmesi gereken, et mi, süt mü, peynir mi, yağ mı, un mu say sayabildiğin kadar her temel gıda dar gelirliler için ulaşılmaz bir meta oldu...

Gerek ekonomi dilinde gerekse de gıda bilimin de; ulaşılamadığın gıda, senin için ya kıt yada yok hükmünde sayılır. Allah'dan revâ mıdır 4 iklimli 4 denizli bu devâsa ülkede 50 milyon insanımızın gıda kıtlığı çekip yetersiz beslenmesi ?

Ortalama 1 dolar 9 lira olması gerekirken, bu sayede varili 116 dolardan petrole 1044 lira ödemek varken, şimdi 17.3 lira olan dolarla 2007 lira ödüyoruz artış tamı tamına % 92 !

Bu iş ve icraatların ap açık anlamı şu; dar ve sabit gelirlilerden enflasyonla, zamlarla alınan paralar doları olanların servetlerini lira cinsinden katlatıp onları için için sevindirken, dar gelirli her geçen gün fukaralaşarak bir insanlık dramıyla baş başa sahipsiz bırakıldı. 

Çok sürmez bir iki ay içinde yarım kilogram kıymayı 100 liraya, bırakın yağlısını yavan peynirin bile yarımını 60 liraya almaya az bir zaman kaldı. ..

Madem ki, 836 rakamını indirmek ve önümüzü ışıl ışıl görmemiz en azından iki üç yılımızı alacak;

Getirin şu milletin önüne sandığı da, "ne çıkarsa milletin bahtına" diyerek, "bismillah ! " larla açalım gârı...

Önceki ve Sonraki Yazılar