Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

2. Abdulhamid Han Müsamahasının Sonu

Bazı siyasi hadiseler karşısında hükümetimizin gösterdiği sabır ve müsamaha bize merhum 2.abdulhamid han dönemini hatırlatmaktadır.

  Tarih sürekli olarak geriye dönüp okunması ve ders alınması gereken en büyük hayat kitabıdır. Milletlerin hafızası sayılan tarih, milli ve yerli olmalı, başka milletlerin tarihleri öğretilen gençlerin kendi milli hafızaları olmayacağından, defalarca aynı tuzağa düşmesi muhakkaktır.

   Akıllı milletler kendi gençlerine bizzat ve önce kendi tarihlerini öğretirler. Bizde ise hayatları boyunca kuru bir bilgi olarak unutulmaya mahkum bilgi sağanağı ve bizimle ilgisi ancak mütehassıslarınca bilinen yabancı milletlerin tarihi öğretilmekte ve liseyi bitiren gençlerimiz kendi geçmişinden habersiz hayata atılmaktadırlar.

  Yazımın başında hükümetimizin gösterdiği engin müsamaha ve sabrın fazlasının  ihanet ile eş değer olacağını da hatırlatmak isterim. Öyle hadiseler vardırki, müdahalede gecikme ve savsaklama işi o raddeye götürür ki, ancak ihanet ile alınacak sonuçlar ile karşı karşıya kalırız.

Meş’um 31 martvak’asındaistanbula yürüyen toplama, devşirme ve başıbozuk diyeceğimiz güruh için, o günün kıymetli devlet adamları Abdulhamid hana, hünkarım bu başı bozuklar İstanbul’a gelmeden durdurulmalı ve imha edilmelidirler demiştir. Merhum ise kendince merhamet göstererek, islam kanı dökülmesin diyerek bu mel’unların İstanbul’a girmesine izin vermiş ve sonunda hem kendi başını ve dolayısı ile ülkenin geleceğini de yemiştir. Oysa uzun yıllar emek vererek meydana getirdiği yeni ordu mensuplarının az bir kuvvet ile dehf edeceği bu başıbozuklar için gösterilen müsamaha milyonlarca Müslüman kanının boş yere akmasına ve vatan toprağının yüzde doksan gibi bir miktarının elimizden çıkmasına sebeb olmuştur.

    Cumhuriyet ile başlayan yeni tarih kitaplarımızda ders alacağımız kendi milli tarihimiz ötelenmiş, Avrupa ve dünyanın en uzak yerlerinde, sadece işi tarih olanların öğrenmesi gereken detaylarda tarih konuları ders olarak işlenmiştir. Türk gençliği kendi geçmişini öğrenmiş olsa, Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz düsturu ile uyanık olacak iken, Osmanlı tarihi binlerce yıl gerinin tarihi imiş gibi bir hava yaratılmıştır. Türk gençleri tarihte kurulan onlarca büyük, yüzlerce küçük devletlerimizin kuruluş, yükseliş ve yıkılışlarını iyice tahlil eden bir tarih süzgecinden geçirilmelidir ki, aynı delikten defalarca ısırılmayalım.

Bu günlerde mahkemesi devam eden gezi parkı davasında aynı ihmali ve müsamahayı görmekteyiz. O meş’um günlerde binlerce Türk ve islam düşmanı, gene binlerce araç ve yüzlerce iş yerini yakmış, polisimize saldırmış ve devletimize milyarlarca lira zarar vermiştir. Yapılan tahkikat sonunda Avrupa’nın uşağı olduğunu her kesin bildiği birkaç kişi mahkemeye verilmiş ve bütün dünya bizim karşımızda yerini almıştır. Son yirmi yıldır İstanbul başta olmak üzere, bütün büyük şehirlerimizde binlerce araç yakılmış ve büyük zararlara uğratılmış bir milletin hükümeti olarak sadece gösterilen bir sabır ile karşı karşıyayız.

     Son yirmi yıl boyunca devlete kafa tutan ve bizi maddi ve manevi yoran bu teröristlerden üç beşi onlarca defa aynı suçu işledikten sonra birkaç aylık kurs gibi hapis cezası ile cezalandırılmış ve verdikleri maddi zarar kesemize kalmıştır. Bu hususta ceddimiz neler yapmış veya yapması gerektiği halde neler yapmamış ve sonunda neler ile karşılaşmışız dönüp bakılmamıştır. Tarihimizde büyük şehirlerde suça karışanlar hayatları boyunca o şehirlere sokulmamış, kendi şehirlerinde ömürlerini tamamlamış ve devlet hizmetlerinden mahrum edilmişlerdir. Her kim maddi bir zarar vermiş ise, bizzat kendisinden veya sorumlu olan yakınlarından bu zarar tahsil edilmiştir. Günümüze gelince Osman kavala dışında tutuklu hiç kimse yok gibi. Binlerce şehir eşkıyası ve devlet düşmanı verdikleri zararı ödemedikleri gibi hükümetimizinde kamera kayıtları ap açık ortada bulunan bu insan müsveddeleri için bir soruşturmasıda yoktur.

 Hükümetin ikinci ortağı sayın MHP genel başkanı devlet bey bu günkü meclis konuşmasında adında asla Türk ibaresi olmaması gereken Tabibler birliği hakkında bir cümle ile kapatılmaları için çağrıda bulunmuştur. Bu menhus birlik, Türk ve islam düşmanı,pkk yandaşı ve ermeni iddiaları için kurulmuş, tabib adının arkasına saklanmış ve Türk adını kirleten bir kuruluştur. Defalarca bu kuruluşun kapatılması ve Türk adının böyle kuruluşlarca kullanılmasının önüne geçilmesi hakkında yazılar yazılmış ve bazı siyasilerce sözü edilmişse de, hükümetimizde bu hususta bir kımıldama görmemekteyiz.

     Bu ve buna benzeri hadiseler daima milli hafızada merhum abdulhamid han zamanını hatırlatıyor. Acaba aynı delikten ısırılmak bizim kaderimizmi demekten kendimizi alamıyoruz. Hükümetimizden istirhamımızdır. Devletimiz ve milletimizin düşmanlarına gösterilen müsamaha, devlete ve Türk milletine ihanet ile eş değer neticeler verir. Aynı hatalara düşmemek için, gezi hadiseleri, daha çok yıllar öncesinde araba ve camiler ile işyerlerini yakanların kamera kayıtlarının incelenerek, bu kişilere verdikleri zararın ödetilmesini.  Yaşı onsekizden küçük olanların ebeveynlerinden bu zararın tahsil edilmesini. Bu kişilerin ailece büyük şehirlerden kendi şehirlerine sürülmelerini ve hayat boyu imza ile oralarda mecburi ikamete tabii tutulmalarını ve hayatları boyunca zarar verdikleri devletin bütün imkanlarından mahrum edilmeleri için hukuki çalışmalar bekliyoruz. Aynı zamanda bölücü ve yıkıcı örgütlerin adının önüne Türk ibaresinin koyulmasına izin verilmemesi ve Türk tabibler birliği denen menhus birliğin kapatılması ve yaptıkları konuşmalar ve isyan denemelerinin burunlarından getirilmesi için hukuki çalışmaları en kısa zamanda bekliyoruz. Ya bunları yapacağız veya Osmanlı devletinin zaafiyet dönemlerini tekrar yaşayacağız. Karar hükümetin.

  Hükümetimizi, ihmali veya her zamanki gibi savsaklayarak kulağının üstüne yatması halinde yaşayacaklarımız hakkında uyarıyorum. Zalime acıyanlar, mazlumlara zulm ediyorlar demektir. Devlet zalime acır ise, sonunda ortada devlet diye bir kurum kalmaz. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe demekten kurtulmak için,sayın Devlet Bahçelinin ikazlarının ciddiye alınmasını bekliyoruz. Gezi parkı ve yıllar öncesinde cami ve arabaları yakanların bulunup cezalandırılmasını ve adındaki Türk sözünün içini boşaltan Tabibler birliğinin derhal kapatılmasını ve ihanet içindeki bütün mensuplarının gerekli hesabı vermesi için son çağrımızdır. Tarih acı tecrübelerimiz ile doludur.

Her şey Rabbimin rızası içindir. Vesselam. Aziz Türk milletinin Sultan nevruz bayramını tebrik ediyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar