Başkanın hakkı var halkı var

Dostlar son günlerde her şey o kadar açık ve saçık ortada ki, anlamayana aşk olsun. Bir tarafta yerliler diğer tarafta ise yabancılar vurun abalıya cinsinden ha bire dövmek için bahane üretiyorlar. Puslu havayı seven aç kurtlar da durumdan vazife çıkarırcasına zayıf yerlerimizi kaşıyıp duruyor.

Başkanlık sistemi ihdas edilmese ve başkanımızın omurgalı duruşunda yamukluk olsa idi durumumuz bugünlerde çok daha vahim olacaktı. Allah’tan millet başkanına güveniyor ve nerde ise her dediğine de evet cevabı vererek başkanına sahip çıkıyor da biraz umutlanıyoruz.

Son birkaç yıldır Başkan halkını hep uyarıyor. Döviz oyununun gelişinden belli olan vehametini hissettiği içinde her bulduğu fırsatta bu gerçekliğe vurgu yaparak gavurun pulunu altın yapmayın diye adeta yalvarıyor.

Gavur öyle bir gavur ki, yeşil renkli kağıdını altından daha fazla değerli hale getirdi. Yetmiş yıldır da tüm dünyaya bu zokayı yutturarak bu günlere gelindi. Ancak geldiğimiz nokta artık hiçbir şeyin eskisi gibi devam ettirilemeyeceğini gösteriyor.

Başkanımız bu fitilin ateşlenmesinde öncü rol oynadığı için bugün zinde ve zalimlerin hedef tahtasında. Ancak teb’ası onu seviyor ve tüm yalan dolan ve iftiralara rağmen de sözünü senet olarak kabul edip itibar ediyor.

Başkanını seven bu zümre son günlerde başkanlarının çağrısına uyarak elinde eteğinde nesi varsa bankalara koşarak milli paramızla dövizini altınını değiştirdi. Bir banka yetkilisinin sözü şu yazdıklarım “ Hocam vatandaş geliyor 50-100 euro veya dolarını hatta gram altınını getiriyor. Nedir bu dediğimizde siz duymadınız mı? İle başlayan cümle ile başkanın sözlerini hatırlatıyor. Milli paraya geçin ve elinizdekini bozdurun dediği için geldik ile başlayan duygu dolu kelimelerden zengin cümlelerle bizleri duygulandırıyorlar. Hocam keşke varlıklı zengin zümre de bu çağrıya kulak verse “ dedi ve cümle burada bitti.

Varlıklı zümrenin hal ve gidişini başkan da biliyor haklımızda. Döviz bozdurmaları veya ülkemizin meselelerine el atmaları vs şöyle dursun daha nasıl kesemi kasamı doldurabilirim derdinde. Ülke ekonomisi nasıl olsa daha kötü günlere doğru gidecek algısına inandığı için de gözü ne milletini ne de devletini görüyor.

Ahmak şunu bilmiyor. Doymayan gözümü toprak doyurduğunda çekileceğim hesaptan sorgu ve sualden nasıl kurtulabilirim. Bu soru aklına gelmediği veya geldiğinde ise aklı selim ile düşünmediği için vur patlasın çal oynasın hayat devam eder zannediyor.

Son birkaç yıl içerisinde yurt dışına kaçırılan dövizleri MASAK gün yüzüne çıkarsa kimin ne mal olduğu ortaya çıkar.

Masak bu günlerde daha çok uyanık olmalı. Malı götürenleri ,yurt dışına döviz kaçıranları bir bir tespit edip ne oluyor arkadaş demeli.

Bu milletin sırtından kazandıkları paraları dövize çevirerek yangına körükle gitmeleri engellenmeli.

Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi daha yeni. Sistemimizin müzminleşmiş hantallık hastalığının etkileri devam ettiği için devlet çarkının dişlilerinin hızı yeterli düzeylere gelmedi. Bürokratlar ipe un serme marifetinden sıyrılarak halka hizmet noktasında ciddi olarak yetersiz.

Her şey eskisi gibi gider zannı hâlâ hakim.

Petrolümüz gazımız olmayabilir. Teknoloji üretiminde yaya yürüyüşünden kurtulamamış da olabiliriz. Güneş gibi,rüzgar gibi ülkemizde kıskanılacak kadar kaliteli olan kaynaklarımız var şükür. Bu nimetlerden mahrum bir çok ülkeye göre bu alanda onlardan geride kalmamızı bir türlü anlamlandıramıyorum. Güneşi rüyasında gören Almanya’nın güneşten elde ettiği enerjinin miktarını duyduğumda olamaz demiştim. Ama istatistikleri gördüğümde sadece neden bizde değil diyebildim.

Neden acaba? Çok mu tembeliz sorusuna evet diyemeyeceğim. Çalışıyoruz. Tüm dünyada varız. Gezdiğim ülkelerde bu varlığımızı görmem bendenizi gerçekten mutlu ediyor.

Enerji bakanlığımızın güneşten yararlanma amaçlı çatı uygulamaları yönetmeliği o kadar çok boşluk ve takozlarla engelli ki ,geçene aşk olsun denecek cinsten.

Bu yönetmeliğe göre bir binanın enerjisini güneşten temin edebilmesi için yatırıma bugün başlasa ancak bir hatta iki yıl sonra bu gerçekleşebilecek.

Yapı denetimi ile inşaat sektörü raptı zapt altına alınabiliyorsa enerji denetim kurumları şeklinde bir oluşumla da bu mesele halledilebilir. Bürokratların acımasız dişlilerinin arasında vatandaşın ezilmesi engellenebilir.

Güneş gibi ülkemizin hemen her yerinde nerde ise yılın 12 ayı bizlere bedava enerji verecek bir nimetten en az yararlanan ülkelerin başındayız. Bu nasıl bir mantık.

Kuruşa kurşun sıkmamız gereken bu günlerde tasarrufun T sinden bahsedecek kaç babayiğidimiz çıkar acaba.

Savurganlık diz boyu. Devletin malını deniz gören o kadar çok domuz var . Devlet ciddiyeti ile bu domuzlar sistemden uzaklaştırılamazsa korkarım daha kötü günlere hazır olmamız gerekecek.

Ahbap-çavuş ilişkisi ile liyakattan yoksun acezeler kılavuzumuz olmaya devam ettiği sürece burnumuz değil tüm bedenimiz pislik içinde kalacak.

Dost acı söyler ama dostu dinleyen de yok. Hubbu dünya gözlerimizi öyle bir kör eylemiş ki, bir santim ötemizi göremez olmuşuz.

Gün dayanışma günü .

Birbirimizi tamamlayarak birlik ve bütünlük hamurumuzu kabartma günü.

Hamurumuz kabarıp cüssemiz büyüdükçe bu millet eski heybetli günlerine doğru evrilmeye devam eder.

Kabul etsek de ret etsek de gavur bizden korkuyor.

Tarihin altın sayfalarına kazıdığımız evrensel gerçeklerden korkuyor.

Korkunun ecele faydasının olmadığını çok iyi bilen korkakların oyununa gelmeyelim.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar