1. YAZARLAR

  2. Ahmet Doğan İLBEY

  3. Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
Ahmet Doğan İLBEY

Ahmet Doğan İLBEY

Yazarın Tüm Yazıları >

Anıtkabir’de îman tazelenir mi?

Anıtkabir’i ziyaret eden birisine “Niçin buradasınız?” sorulduğunda “Îmanımızı tazelemek için buradayız, îmanımı tazeledim… Bozuk kantarınızla îmanımızı tartmaya kalkmayın” diye cevap verirse ne düşünürsünüz?

Îman etmek ne demek? Anıtkabir’de medfun olan devlet adamına îman edilir mi? Bu fiili ile îman ettiği zâtı bir dinin ilâhı olarak vasfetmiş olmuyor mu? Bir insanı “tanrı” ilân etmek, onun kişiliğine hakaret değil midir?   

Böylesine “patolojik”  bir vak’a karşısında “Anıtkabir’de îman tazelenir mi? Anıtkabir îman tartan bir kantar mıdır? Allah'tan başka ilâha mı îman ediyorsunuz?” sualini sormak aklınıza gelmez mi?

Böyle bir sual karşısında “Lâ ilâhe illallah” demediyse onun hakkındaki kanaatiniz herhalde iyi olmaz. Böyle bir kişinin 1930’larda ortaya çıkan Kamâlizm dinine mensup olduğuna kanaat getirmez misiniz?

Anıtkabir’de Kamâlizme îman tazeliyorsunuz sualine de “Kâbe Arab’ın olsun, Anıtkabir bize yeter” diye cevap verirse normal mi karşılarsınız, yoksa şaşırır mısınız? Sonra dayanamayıp, böyle bir ebleh kişiyi, azılı Kemalist Şeref Aykut’un “Kamâlizm” kitabındaki "Kamâlizm bütün dinlerin üstünde bir yaşamak dinidir!" sözüne mi kandın diye azarlamaz mısınız?

Bu zihniyetin akl-ı meaş’ına göre îman tazeleme mekânları çeşitlidir: Müslümanlar Kâbe’de, Yahudiler Ağlama Duvarı’nda, Hristiyanlar Meryem Ana’da, Budistler Buda Heykelleri önünde, Kamâlistler ise Anıtkabir’de îman tazelerler.

Oysa din-i İslâm’da hâşâ Allah’ın dininden gayrısına îman edilmez. Îman,  Allah’ın varlığını ve birliğini, Peygamber Efendimiz’in vahiy yoluyla tebliğ ettiği kesin hüküm ve bilgileri kalp ile tasdik etmek, tereddütsüz kabullenip teslim olmaktır. Öyleyse “Anıtkabir’de îman tazeledim” diyen kişiye “Sen Kamâlizm dininden misin?” diye sormak vicdan hürriyetine ve kişi haklarına aykırı olmasa gerek. 

“Anıtkabir îmanı” sahibini iflah etmez

Bu soruyu bir başka açıdan soralım. Anıtkabir’de îman tazeleyen kişi siyasete soyunup parti kursa ve sonra da milletin önüne çıksa acaba başarılı olur mu? İslâm mânasına gelen millî kelimesini haiz millet, “Anıtkabir’de îmanımı tazeledim de geldim” diyen bir siyasetçiye iyi gözle bakar mı? “İyi” sıfatlarını haiz bir kişi olarak görür mü? Asla!

Türk milletinin sosyolojisini bilmeyen böyle nâdan ve ahmak bir kişiye kimse yüz vermez. Kamâlizm dinine mensup anıtkabir tapıcısı bir meczûb, diyerek aklında noksanlık olduğuna kanaat eder.         

Anıtkabir’de îman tazeleyenlerin duaları da (onlar yakarı diyor) 1930’lu yılların Kamâlizm söylemine benziyor: Anıtkabir’den başka din istemeyiz öyle Arap felsefesinden, bize yeni bir din yarattın bu mozolede çağdaş ve laik nefesinden!

Son sualimiz şu: Böyle bir beşerle bilerek veya bilmeyerek siyaset yoldaşlığı edenler “Anıtkabir îmanı da ne demek” diye sormuşlar mıdır? Dahası var; Kamâlizm dinine îman eden birisiyle beraber olmanın utancından dolayı Hakk’a tapan Türk milletinden özür dilemeyi düşünmüşler midir?

Anıtkabir’de tazelenen îman, sahibini iktidara taşımayacağı kesin olmasına kesin de, böyle bir kişi milletin içine nasıl çıkacak onu bilmiyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar